25 Mart 2017 Cumartesi26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 7°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 4°C Afyon
    • -7°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,560 -0.67
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Ayarları düzeltmek...

Faruk Köse

Bugünlerde çok ihtiyacımız var buna, “ayarlar”ı düzeltmeye; hem “insan” olarak, hem de “müslüman” olarak...

Zira ayarlarımızda bir “bozulma”, bir “şirazeden çıkma”, bir “yön bulanması”, bir “rota ve istikamet sapması”, bir “yol çatallaşması”, bir “değerlendirme çatışması”, bir “zemin kayması”... olduğu aşikâr. Öyle bir hale geldik ki, İmam-ı Gazali’nin o müthiş tabiriyle söylemek gerekirse; “Ölülerin pişman oldukları şeyler yüzünden diriler birbirlerini kırıp geçiriyor.” Ne kadar tuhaf, değil mi?

Kavgalarımıza bir bakın. Ne ile vazifeliyiz; ama neler yapıyoruz, bunu bir gözden geçirin. Hiç ölmeyecekmiş gibi sadece kendimize, dünyevi çıkarlarımıza dair hesaplar yapıp işlere giriştiğimizi görüyor olmalısınız.

“Hak” ve “adalet” ölçülerini kaçırmışız. Hakkı batıl ile karıştırıyoruz. Hakkı ketmediyoruz.

Ölçülerimiz şaşmış. “Hakikatler” değil, “ideolojik saplantılar”ımız ve “politik tarafgirlik”imiz yön ve biçim veriyor hayatımıza, bakış açımıza, duyuş ve düşünüş tarzımıza.

“Bizden” ve “onlardan” ayrımına dair ölçülerimiz artık taşınamayacak, adaleti sağlayamayacak ilkelerle biçimlenmeye başladı. “Bizden” bildiğimizin şerrini “onlardan” bildiğimizin hayrına tercih eder olduk. “Bizden” bildiğimizin hatalarını görmezden gelir, günahlarını meşru sayar hale geldik.

Demek ki bir “ölçü kalibrasyonu”na ihtiyacımız var. Bir “içsel sorgulama”, ya da “vicdan muhasebesi” yapmalıyız hiç geciktirmeden. “Denge sistemi”mizi sorgulamalı, yeniden inşâ etmeliyiz gerekirse. Çünkü buna gerçekten ihtiyacımız var. Başkalarını eleştirmekten kendi hatalarımızı göremez olduk. Tolstoy’un dediği gibi; “herkes, insanlığın kötüye gittiğini kabul eder de, kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez.”  

Madem öyle, önce kendimizden başlamalı, önce kendi ayarlarımızı bir gözden geçirmeli, düzeltmeli; ancak ondan sonra, “örneklik” ederek etrafımıza yönelmeliyiz.

Zira;

Örneklik etmeyen, önderlik de edemez!

Zıt kutupların bir arada bulunduğu dünyada, bu kadar zıtlığın arasını bulabilecek sağlam bir “ölçüler demeti”ne ihtiyacımız var. “Adil” ve “hak üzere” ölçülere ve tartılara... Eğer “ilahi murad”ın tayin ettiği “adalet ve hak ölçüleri”ne sahip olmazsak, “eşref-i mahlukât” düzeyinden “esfel-i safilin” zeminine düşüvereceğimizi de hatırımızda tutmalıyız.

Bu yüzden, yaşadığımız sürece, her günümüzü bu dünyadaki son günümüz bilip, veda etmek üzere olan bir insanın mülayemetiyle, ruh haliyle, etrafına vereceği değer ve tutum ile biçimlendirmeliyiz yaklaşımlarımızı. Bunun için, bozulan ayarlarımızı mutlaka düzeltmeli, “ilahi atmosfer”in kucağına atıvermeliyiz kendimizi.

Her günümüzü son bir fırsat bilip, ona göre bir hayat kurmalıyız kendimize. İmam-ı Gazali’nin tabiriyle;

“Say ki öldün. Yalvardın, yakardın, sana bir gün daha verildi. Bu günü o gün bil, öyle yaşa!”

¥

KISA BİR SÜRE ARA VERİYORUM

Dedim ya, insanın zaman zaman ayarlarını gözden geçirmesi lazım. Zira insanoğlu, ayarları en çabuk ve en çok bozulabilen varlık. Allahu Teala, belki de bu yüzden insanoğlu için “tevbe kapısı”nı açık bırakmış. Hatalarından ötürü insana bir şans daha tanıyan, telafi imkânı veren bir kapı...

Ayarları düzeltmenin en güzel ve kat’i yolu, bir nevi “fabrika ayarları”na dönmek... Bunun için tam bir “ilahi atmosfer” içine girmek... Bu atmosferin kesin olarak bulunduğu, iliklerine kadar hissedildiği bir mekânda bulunmak... Ya da bulunduğun mekânda böyle bir ilahi atmosferi yakalayabilmek...

Sonra “Mazi”nin muhasebesini yapmak, “hal”in niteliklerini gözden geçirmek, “ati”ye dair yeni bir plânlama yapıp yeni ve “ilahi murad”a muvafık bir yol tutmak... Bütün bunları en “kalbi”, en “vicdani” hislerle; “dimağının derinliklerine kazımak” suretiyle yapmak...

Beynine, zihnine, bilincine düzey atlatmak; gönlünü, bulaşan pisliklerden pir-u pâk eylemek...

Uzatmayayım, ben “fabrika ayarları”na dönmeye gidiyorum. Bu yüzden yazılarıma kısa bir süre için ara veriyorum.

Allah nasip ederse, “1 Temmuz”da yeniden görüşmek üzere...

Hoşça kalın, Akit’te kalın!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.