24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 29°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 24°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 31°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,532 0.59
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

Irkçılık Ve Alınganlık 1

Cemal Nar

Dikkatimi çeken birkaç yersiz alınganlık ve itiraza değinmek istiyorum bu yazımda. Mesela biri şu:
Her ne zaman "İslam ırkçılığı yasaklamıştır" desek, birileri kalkıyor ve "ırkını sevmek, vatanına, milletine hizmet etmek günah mıdır? İslam'da akraba ziyareti, sıla-i rahim, etrafına yardım etmek yok mudur?" diyor.

"İslam ırkçılığı yasaklamıştır" sözünden bu mana çıkar mı ki böyle bir itiraz geliyor? Ne alaka var bu söz ile itiraz arasında? Bu, lafı anlamamaktır.

Peki, sözü anlamadı ve itirazını yaptı diyelim, peki bu itirazı nasıl anlamalıyız? Bu “yarası olanın gocunması” mıdır, yoksa başka bir açıklaması da var mıdır?

Kaç kere yazdık, zararı yok, bir kere daha yazalım;  ırkını, soyunu bilmek ve sevmek, vatanını ve milletini esirgeyip korumak, dinin emridir, isteğidir, teşvikidir, sevabıdır. Hem ırkçılık da bu değildir zaten. "İslam ırkçılığı yasaklamıştır" sözüne böyle cevap vermek, ya cehalettir, ya da lafı tersine çevirip konuyu saptırmak için girişilen mugalatadır. Belki kimi okuyucularımız eskiden çok kullanılan bu kelimeyi bilmeyebilirler. Onlar için yazayım; mugalata, karşıdakinin aklını çelmek, mantığını yanıltmak için söylenen alakasız sözlerdir. Şimdilerde onun adı demagojidir. Argo tabiriyle şarlatanlık da denilebilecek laf ebeliğidir yani.

Halbuki her insan ister istemez bir ana babadan dünyaya gelir. Onun bir ailesi olur. Onun bir akrabası olur. Onun yaşadığı bir köy ya da kenti olur. Onun konuştuğu bir dili olur. Bunlar muhakkak olur. Bunları sevmek ve saymak, bunlara hizmet etmek,  faydalı olmaya çalışmak, elinden geldiğince korumak hem dinin, hem aklın ve mantığın, hem de insanlığın tabii bir gereğidir. Bundan dolayı bir insana ırkçılık demek kadar ahmaklık olabilir mi? Öyleyse bunlar ırkçılık değildir.

Peki, ırkçılık nedir öyleyse?
Irkçılık, kendi ırkını, soyunu sopunu doğuştan üstün görmek, eşitliği, adaleti, hukukun üstünlüğünü, insanın doğuştan getirdiği temel hakları hiçe sayarak haksız da olsa, zalim de olsa, daima kendi ırkını ve soyunu desteklemek, diğer ırkları kendine denk görmeyerek aşağılamaktır.
Peygamberimiz bir hadisinde Araplar'ın ırkçılığı tarifini kullanır: "Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşinize yardım ediniz."

Bunun ırkçılık olduğunu bilen sahabiler, İslam ile bu fikri bağdaştıramadıklarından şaşırır ve hemen sorarlar: "Mazlumu anladık ya Rasulallah. Fakat zalime nasıl yardım edeceğiz?"

Peygamberimizin güzel cevabı çok meşhurdur, bilirseniz: "Mazluma yardım malumdur, onu zulümden korumaya çalışırsınız.. Zalime yardıma gelince, onu zulmetmekten engellerseniz. Bu da ona bir yardımdır."

Bir şey daha dikkatimi çekiyor. Irkçılığın zararına dair her ne zaman bir yazı yazsak, bu ülkede Kürtçüler, Arapçılar veya bir başka ırkın ırkçıları olsa dahi, bize en yoğun itiraz hemen hemen Türkçülerden gelmektedir. Acaba bunun sebepleri nelerdir?

Bununun üstünde biraz düşünmek gerekir. Yürürlükteki sistemi görmeden bunu sadece bu ülkedeki Türkler'in sayı itibariyle çokluğuna bağlamak sanırım yanıltıcı olacaktır. Benim inancıma göre bunun altında yatan sebep, batıcı, pozitivist, materyalist, laik, sirküler, din düşmanlığına ayarlanmış cari sistemdir. Sistem içinde de özellikle bu sistemin temel unsurlarını ve ana fikirlerin bu millete zorla dayatarak kabullendirmekle görevlendirilmiş olan Milliği Eğitimdir.

Memleket içinde ırkçılığın bu yoğun ve etkin hali, kabul etmek gerekir ki onlar açısından maalesef bir başarı öyküsüdür aynı zamanda. Yani cumhuriyetin eğitim tezgahından geçen her insan az çok ırkçılıktan, batıcılıktan, modernizmden, dinden uzaklaşmadan nasibini almıştır. Daha sonra bir şekilde farkına varıp da bu kirli tortuyu kafadan kusup atmak, her babayiğide kolay olmamaktadır. Bunu yaşayarak görenlerdeniz değil mi?

Bu zehri atmakla ilgili bir hatıra nakledeyim sizlere. Ama gelecek yazıda, olur mu?

 

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.