Yaşar Değirmenci

Yaşar Değirmenci

Ne var, ne yok?

Ne var, ne yok?

Yazanımız var, okuyanımız yok. Didikleyenimiz var,  

 dokuyanımız yok. Düğümleyenimiz var, çözenimiz yok.  

  Bozanımız var, yapanımız yok. Aklımız var, idrakimiz yok.  

 Çok bilenimiz var, bir bulanımız yok.  

 

Ne çok, ne yok? Kalabalıklarımız var, tenhalıklarımız yok. İşlerimiz var, düşlerimiz yok. Şikayetlerimiz var, memnuniyetlerimiz yok. Lisanımız var, meramımız yok. Mantığımız var, irfanımız yok.

Sloganlarımız var, fikirlerimiz yok. Hamasetimiz var, ferasetimiz yok. Hesaplarımız var, muhasebemiz yok. Hükümlerimiz var, muhakememiz yok. Kuşkularımız var, tevekkülümüz yok.

Acelemiz var, sabrımız yok. Teorilerimiz var, pratiklerimiz yok. İmanımız var, amelimiz yok. Namazımız var, huşumuz yok. Niyazımız var, şükrümüz yok.

Acıkmamız var, doymamız yok. Günahımız var, tövbemiz yok. Bilgimiz var, ilmimiz yok. Kelimelerimiz var, hikmetimiz yok. Sedamız var, sükutumuz yok. İlgimiz var, muhabbetimiz yok.

İlişkilerimiz var, aşklarımız yok. Heveslerimiz var, sevdamız yok. Hedefimiz var, azmimiz yok. Merakımız var, gayretimiz yok. Paramız var, bereketi yok. Niceliğimiz var, niteliğimiz yok.

Alışkanlığımız var, çalışkanlığımız yok. Modalarımız var, geleneğimiz yok. Yolumuz var, menzilimiz yok. Araçlarımız var, amacımız yok. İhmallerimiz var, tedbirimiz yok.

Mazeretimiz var, maharetimiz yok. Oyuncaklarımız var, oyunumuz yok. Şehirlerimiz var, medeniyetimiz yok. Binalarımız var, mimarımız yok. Konforumuz var, huzurumuz yok. Teknolojimiz var, rahatlığımız yok.

İdeallerimiz var, mecalimiz yok. İddialarımız var, dirayetimiz yok. Merhemimiz var, yaramız yok. Dalgamız var, denizimiz yok.

Süsümüz var, nakışımız yok. Gözümüz var, bakışımız yok. Sofralarımız var, tadımız yok. Notalarımız var, şarkımız yok. Sazlarımız var, akordumuz yok. Hilemiz var, çilemiz yok.

Skorumuz var, sporumuz yok. Şovumuz var, sanatımız yok. Mantarımız var, kültürümüz yok. Geçmişimiz var, bugünümüz yok. Planımız var, hayalimiz yok.

Yazanımız var, okuyanımız yok. Didikleyenimiz var, dokuyanımız yok. Düğümleyenimiz var, çözenimiz yok. Bozanımız var, yapanımız yok. Aklımız var, idrakimiz yok. Çok bilenimiz var, bir bulanımız yok.

Ders verenimiz var, ders alanımız yok. Kalp kıranımız var, gönül yapanımız yok. Ters gidenimiz var, düz duranımız yok.

Çiçek açanımız var, meyve verenimiz yok. Kafa tutanımız var, boyun bükenimiz yok. Arzu edenimiz var, razı olanımız yok. Talep edenimiz var, feragat edenimiz yok. Kas geliştirenimiz var, kafa yoranımız yok.

İsyan edenimiz var, ıslah edenimiz yok. Tenkit edenimiz var, teşvik edenimiz yok. Rengimiz var, ahengimiz yok. Programımız var, mihengimiz yok.

Enerjimiz var, sinerjimiz yok. Kimyamız var, simyamız yok. İlkelerimiz var, uyanımız yok. Kaybedenimiz var, kazananımız yok. Kaybolanımız var, bulanımız yok.

Atıp tutanımız var, dediğini yapanımız yok. Cepten yiyenimiz var, üstüne koyanımız yok. İfşa edenimiz var, inşa edenimiz yok. İmha edenimiz var, ihya edenimiz yok.

Canı yananımız var, haberimiz yok. Akdimiz var, vaktimiz yok. Fantezimiz var, hayalimiz yok. Rivayetimiz var, hikayemiz yok. Fotoğrafımız var, suretimiz yok. Suretimiz var, siretimiz yok. Kalıbımız var, kalbimiz yok. Astarımız var, aslımız yok.

(Gökhan ÖZCAN)

Hz. Ebû Bekir’den ikaz

İKAZ

Hz. Ebû Bekir Sıddîk (ra) bir gün minberde şöyle söylemiştir: “Ey insanlar, siz  “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olduğunuz takdirde sapan kimse size zarar vermez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.”

 (5 Mâide, 105) bu âyeti okuyorsunuz fakat yanlış anlayıp esas maksadının ne olduğunu bilmiyorsunuz. Ben ise Rasûlullah (sav)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Eğer insanlar, bir kötülüğü görür de onu düzeltmezlerse Allah onları toptan cezalandırır.”

Bu sebeple iyiliği emredin, kötülükten nehyedin ve bu âyeti yanlış anlayıp aldanmayın. Sonra içinizden bazıları kalkıp “Ben kendime bakarım (başkaları neme lazım)” demesin! Vallahi, ya iyiliği emredip kötülükten sakındırırsınız ya da Allah başınıza en şerlilerinizi musallat eder. Onlar da size en acı eziyet ve azabı tattırırlar. O zaman en hayırlılarınız bile dua etse duaları kabul olunmaz.”

Eğer bir adama, “neden iyiliği emretmiyorsun?” diye sorulduğunda “Bana ne!” veya bir adama “Filana emr-i bi’l ma’ruf yap” denilse de o: “O bana ne yapmış ki? Benim onunla işim olmaz” ya da “Benim o lüzumsuzla ne işim olur?” dese o kişinin küfre girmiş olmasından korkulur.

Bugün, O Azîz Peygamber’in ümmeti olarak bizlere düşen de, Efendimiz -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-’in göstermiş olduğu bu gayret ve hassasiyetten istîdâdımız ölçüsünde nasip almaya çalışmaktır. Zira iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak, tebliğde bulunmak, Allah’ın adını yüceltme gayreti içinde olmak; bir mü’minin en mühim sosyal vazifelerindendir. Bu vazife, nefsânî arzuların had safhalarda ve pervâsızca yaşandığı günümüzde çok daha büyük önem arz etmektedir. imam-ı Azam ve kul borcu

DERS

İmam-ı Azam Efendimiz, iktisatlı yaşadığı halde borçlananları kendi haline bırakmamış, gösterdiği özel ilgi ile onları kul borcundan kurtarmaya gayret etmiştir. Onun bir borçtan kurtarma olayı şöyle nakledilmektedir.

Kûfe sokaklarında yürürken karşıdan gelen birinin kendisini görünce hep yolunu değiştirerek yan tarafa geçtiğini görünce bu yol değiştirmenin sebebini sorar:

Adam mahcubiyetle cevap verir.

- Sizi görünce utanıyorum da ondan. Çünkü size borcum var, onu ödeyemedim.

İmam-ı Azam Ebu Hanife beklemeden cevap verir:

-Şu andan itibaren borcunun tamamını sildim; artık kendini borç yükü altında hissetme! Beni görünce de yolunu değiştirme gereği duyma. Haberim olmadan seni böyle zor durumlarda bıraktığım için de bana hakkını helal eyle!

Şu halde, zaruri ihtiyaçlarından dolayı borçlanıp da ödeyemediğinden eziklik duyup saklanmak zorunda kalan sorumluluk sahibi borçluları, kul hakkıyla baş başa bırakmamalı, birleşerek de olsa borcundan kurtarma kahramanlığı göstermeliyiz. Yani biz de bir İmam-ı Azam örneği vermeliyiz gerçek borçlulara karşı. Kalplerimizi Sana itaate yönelt Ya Rabbi

“Rabbine şöyle dua et:

Ey Allah’ım senden bildiğim ve bilmediğim bütün iyilikleri diliyorum ve senden kulun ve Resulün Muhammed’in istediği bütün iyilikleri de diliyorum.”

“Ey Allah’ım, bildiğim ve bilmediğim bu dünyada ve ahirette bütün hayırlı şeyleri senden dilerim. Ey Allah’ım, bildiğim ve bilmediğim bu dünyada ve ahirette bütün kötülüklerden sana sığınırım. Ey Allah’ım, başıma gelenlerin sonunu iyi yap.”

(Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azâbından koru!)”

(Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.)”

(Allahım! beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır, bana âfiyet ve hayırlı rızk ver.)”

(Ey kalpleri yönlendiren Allah’ım! Kalplerimizi sana itaate yönelt!)”

“Dayanılamayacak dertten, insanı helâke götürecek tâlihsizlikten, başa gelecek fenalıktan ve düşmanı sevindirecek felâketten Allah’a sığınırız.”

(Allah’ım! Bütün işlerimin başı olan dinim konusunda hataya düşmekten beni koru! Yaşadığım şu dünyadaki işlerimin yolunda gitmesini sağla! Dönüp varacağım âhiretimi kazanmama yardım et! Hayatım boyunca daha çok hayır yapmama imkân ver! Her türlü kötülükten kurtulmamı sağlayacak bir ölüm nasip et!)”

Vahyin Dilinden

“Sizin Mescid-i Haram’ı ziyaretinizi engellediler diye birtakım kimselere karşı beslediğiniz kin ve öfke, sakın sizin onlara saldırmanıza yol açmasın. Siz iyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, (zulme uğramayı zulmetmenin gerekçesi yapmayın!) günah işlemek ve başkasına saldırmak hususunda birbirinizi desteklemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”

(5 Mâide, 2. ÂYET)

Allah Rasulü’nden

Peygamberimiz buyuruyorlar ki:

“Bir kimsenin yaptığı iyiliğe karşı teşekkür etmesi ahlâkî bir görevdir. İyilikte bulunanı övmek ve ona dua etmek de bir teşekkürdür. İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmemiş olur.”

(Ebu Dâvûd)

Günün Sözü

“Gücünüz yeten her nimet çeşidini alıp da sofranıza koymayın. Unutmayın ki, sofradaki nimetler sorgusuz değildir. Helal ise hesabı, haram ise azabı vardır!”

(Hz. Ömer)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Yaşar Değirmenci Arşivi