Ayhan Demir

Ayhan Demir

Bosna Hersek’te Ramazan…

Bosna Hersek’te Ramazan…

Her ne kadar Türkiye’deki kadar süslü ve ışıltılı olmasa da, eski ve yeni âdetleriyle, Bosna Hersek’te Ramazan bambaşka. Enver Mulahaliloviç’in, 1995 yılında yayımlanan, Bosna Hersek Müslümanlarının Dini Uygulamaları kitabında bahsettiği birçok adet hâlâ devam ediyor. 

Ramazan hazırlıkları, mahallenin genç kızlarının camiyi temizlemesiyle, başlıyor. Ramazan’ın gelişiyle, namaz, mukabele ve vaazlar için, camileri dolduruyor. 

Eskiden, sahurdan sabah namazına kadar, öğle ve ikindi namazlarından önce ve sonra, ikindiden iftar vaktine kadar ve Gazi Husrev Bey türbesinde ise iftardan bir saat önce mukabele okunurmuş. Bugün ise sabah ve ikindi namazlarından bir saat önce Gazi Husrev Bey Camii’nde mukabele okunuyor. 

Eskiden her gün, kadınlar için öğleden önce, erkekler için öğleden sonra vaazlar olurmuş. Ramazan boyunca, medrese ve fakülte öğrencileri, küçük şehirlerde ve köylerde, teravih namazı kıldırır, vaaz verir ve mukabele okurlarmış. Karşılığında, öğrencilere hediye verilir ve para yardımı yapılırmış. Bu âdet, teravih kıldırma hariç, halen devam ediyor. 

İftar vaktinin gelişi, Saraybosna’nın yüksek kesimindeki Tabya ya da Moymilo Brdo’dan atılan top ve ezan sesinden anlaşılıyor. Top atışı şehrin birçok yerinden rahatlıkla duyulabiliyor. 

Eskiden çocuklar, Ramazan topunun atıldığı yapıldığı yere gidip, iftar saatini beklermişler. Top atıldığı anda hep bir ağızdan “Varda” diye nara atarlarmış. Bugün Saraybosna TV’den canlı yayınlanan top atışında, nara hariç, benzer sahneler yaşanıyor.

İftar davetleri, genellikle Ramazan’ın ikinci bölümünden itibaren veriliyor. Büyük iftarlar, beş yıldızlı otellerde değil, cami ya da vakıflarda veriliyor. Ev iftarlarına, öncelikle anne baba ve sonrasında akraba ve eş dost davet ediliyor.  

İftar sofralarının, oldukça zengin bir mönüsü var. Ancak iftar sofralarının üç olmazsa olmazı var: Somun, limonata ve topa.

Ramazan pidesine, somun ya da lepine deniyor. Somunlar, bizim pidelere oranla, daha küçük ama dolgun. İftar vakti yaklaşınca, fırınlarda somun kuyrukları oluşuyor. Ev yapımı limonatalar, mutlaka, iftar sofrasına konuluyor. Topa ise Ramazan’a mahsus bir yemektir. Sündürmeye benzeyen topa, kaymak ve kuru peynir karışımının eritilmesinden yapılıyor. 

Hurma, kuru üzüm ya da zeytin ile başlanan iftar sofralarının çorbaları; parçalanmış tavuk eti, havuç, bezelye ve bamyadan oluşan Begova çorba ve tarhana çorbası. Krayna bölgesinde ise şehriye ve kulak çorbası da yapılıyor.

Ana yemeklerde, çeşit oldukça fazla: Paça (paçe), etli büryan (piryan), bamya, şiş kebap, soğan ve biber dolma, yaprak sarma, tavuk-et kızartma (peçena), pilav ve sulu köfteye benzeyen Kolaçiçi. Krayna bölgesinde ise küçük kebap (sitni çevap), kıymalı yumurta (çimbur), çerviş ve tirit ikram ediliyor.

İftar menüsünde, kıymalı börek (burek) ya da diğer börek çeşitleri (pita), mutlaka yer alır. Bu kadar yemeği bastırmak için de, komposto (kompot) ya da hoşaf, servis edilir.

Kadayıf, sütlaç ya da bal-kaymak, değişmez iftar tatlılarıdır. Süt ve yumurta ile yapılan ve soğuk ikram edilen şnenokle ve jelâtin, su ve şeker karışımından yapılan almasiya da var. Kuzu eti, kuru erik, kayısı, incir, ceviz, hurma ve karanfilin, suda kaynatıldığı tatlı kebap (slatki çevap) ise farklı bir lezzet. Krayna bölgesinde gül baklavası (ruzica) ve tatlı yumurta (slatka çimbur) ve tereyağ ve nişastadan yapılan reşediya ikram ediliyor.

Akşam ezanından önce bomboş olan cadde ve sokaklar, iftardan sonra yeniden hareketlenir. Başçarşı’da, dostlarla, yudumlanan kahvenin keyfi tarif edilemez.

Her akşam ayrı bir camide teravih namazını kılmak, adı konulmamış bir gelenektir. Ancak Gazi Husrev Bey Camii değişmez adrestir. Öyle ki, özellikle bayanların doldurduğu avluda bile yer bulmak zordur.

Teravihten sonra şehir daha da bir canlanır. Gençler, sahura kadar dolaşır ve sohbet ederler. Başçarşı’da sahur yapan gençler, evlere dağılırlar. Eskiden sahura davulcu ve topçular kaldırırmış. Ama artık bu adet kalkmış.

Bosna Hersek’in önemli kalemlerinden Aliya Nametak’ın, iftar ile teravih arasında sokaklarda dolaşan, Mostarlı çocukların söylediklerini ifade ettiği bir mani ile yazımızı noktalayalım: “Ramazan olunca / her şey iyi olur / melekler serbest / şeytanlar zincirde / sadece bir tane kalıyor / baltacığı taşıyor / küçük çocukları kovalıyor… / Okuyun okuyun hocalar / (namaz) kılın, (namaz) kılın bacılar.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ayhan Demir Arşivi