D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

“Seccaden kumlardı”

“Seccaden kumlardı”

Ve şehr-i ramazan 1435...

İslâm dünyası son yıllarda şiddeti gittikçe artan bunalımlar içinde. Ümidin zerresi bile müslümana haram edilmek isteniyor. Her taraf kan ve ateş... Türkiye’de yaşayıp da dünyada olup bitenleri anlamaya çalışan bir zihnin kuşatılmışlık hissine kapılmaması mümkün değil.

Filistin’e İsrail’in mutad saldırıları kim bilir kaç senedir ramazan ayına rastlatılıyor! Bir asırdır olmadık zulümlere muhatap olan mazlum halk bütün dünyanın gözü önünde katliama tâbi tutuluyor. Ortalıkta askerî hedef filan yok. Çok sayıda çocuk, kadın bu hedef gözetmeyen saldırılarda hayatını kaybediyor.

Dünya hükümranlarının bu zulme seyirci kaldığını söylemekle teselli bulabilir miyiz? “Müslüman” sıfatı takınmış nice ülke bu zulüm karşısında sesini yükseltebiliyor mu? Bir araya gelip bir tavır ortaya koyabiliyor mu?

Suriye’de kan durdu mu? Irak’ta fitili ateşlenmiş bomba ne zaman infilak edecek? Libya, Afganistan, Pakistan... Daha kaç ülke sayalım?

İslâm dünyasının zengin ülkelerinin idarecileri, petrol borularının hortumlarını ABD ve Avrupa’nın ağzına dayamış kendi şahsî saltanatlarının devamı için onları biteviye emzirmeye devam ediyorlar. Şark ve garp cephelerinde değişmeyen şu: İslâm öz yurdunda garip, öz vatanında parya!  

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi

İki dünyada aziz ümmet,

Muhammed ümmetiydi.

1975’de vefat eden, yani 20. yüzyıl denilen zulüm çağını gören şairimiz Ârif Nihat Asya “Na’t” adlı şiirinde müslümanların izzet devrini bu mısralarla ifade ediyor. Şimdiki zillet devrinin tasvirini sözü geçen şiirden nakletmek istemiyorum. Şiir olarak yazmaya kudretimiz yetmese bile, yaşayarak bildiğimiz şeyler anlattıkları.

Merhum Ârif Nihat Asya, şiirin devamında, İslâm kültür ve medeniyetinin kendisi olabildiği dönemlerin şahsiyetlerine ve eserlerine atıflar yaparak Peygamber efendimize sesleniyor:

Yüreklerden taşsın

Yine, imanlar!

Itrî, bestelesin Tekbirini;

Evliya, okusun Kur’anlar!

Ve Kur’an’ını göznuruyla çoğaltsın

Kayışzade Osmanlar

Na’tini Galib yazsın, Mevlid’ini Süleymanlar

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin Sinanlar.

20. yüzyılın başında, Türkiye’nin devreden çıkarılması, böylece İslâm dünyasının tamamıyla esaret altına alınması ile sonuçlanan bir süreçten geçtik. Türkiye, düşmanın bitmez tükenmez kininden kurtuluşu, varoluşunun temelinde bulunan İslâm’a sırt dönmekte aradı. Batı dünyası içinde yer almak için yüzyıllarca beraber olduğumuz dünyaya sırt dönerek katettiğimiz mesafe bir arpa boyu bile değil! Nice zaman sonra tabiî coğrafyamızla, kendi dünyamızla barışmak istediğimizde her şeyin alan talan edildiğini fark ettik.

Yine Ârif Nihat Asya gibi tazarru ediyoruz:

Gel, ey Muhammed, bahardır..

Dudaklar ardında saklı Aminlerimiz vardır!...

Hacdan döner gibi gel;

Miracdan iner gibi gel;

Bekliyoruz yıllardır!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi