18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 15°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,481 -0.24
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

İsrail İslam Coğrafyasından Silinene Kadar...

Faruk Köse

Hep söylüyorum, daha da söyleyeceğim. Uluslararası arenada “devlet muamelesi” görse de, “müslümanlar” olarak “İsrail” diye bir devleti tanımıyoruz. Hele ki en son “Gazze Katliamı”ndan sonra, asla böyle bir şey olmayacak! Zira İsrail, “Siyonist/Yahudi Terör Üssü” olmaktan öte bir tanımlamayı haketmiyor.

Ancak “küresel sermaye”nin musluklarını elinde tutan yahudiler, küresel güç ABD’yi de avuçlarının içinde tuttuklarından ve Türkiye de baştan beri fiilen “ABD mandası altında” ve “ABD güdümünde” bulunduğundan, bu kanalı kullanan “Siyonist/Yahudi güçler”in ülkemizde bir hayli etkinlik kazandığını görüyoruz.

Öyle ki, “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”in Gazze’de yaptığı aleni katliamı bile hoş karşılayan, normal sayan, meşru addeden, doğru bulan, “savunma refleksi” sayan “İsrail muhibleri” bir yana, bizatihi “yahudi yazarlar” da Türkiye basınında aleni olarak İsrail propagandası yapabiliyor. Mesela bunlardan biri, “odatv.com” yazarı Rafael Sadi. Açıkça İsrail propagandası yaparken öyle ifadeler kullanıyor ki, aklı sıra, neredeyse “eli kanlı Siyonist teröristler”i “masum ve mazlum” gösterecek. Mezkur şahıs, “Bu soruyu sormaya kimse cesaret edemiyor” başlıklı yazısında “katilleri masum göstermek” için her taklayı atıyor.

Yazdığına göre, Türk ve Arap basını İsrail’i hep saldırgan taraf olarak ifade ediyormuş. Amaç, “oy verecek olan insanların kafasında İsrail’in İslam düşmanı olduğunu ve Müslüman çocuklarını öldürmekten başka işleri olmadığını yerleştirmek”miş. Görüyorsunuz, İsrail’in masum olduğunu, bizim politikacıların oy için “masum İsrail(!)”i kötülediğini yazıyor. Ardından “Atatürk Türkiye’sinin laik, demokratik ilerici(!)”akademisyenlerine ve partisine dönüp, bu “miadı dolmuş bir söylem”le zırvalarına destekçi bulmaya çalışıyor.

Sonra o kadar adileşiyor ki, “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail”in “Gazze Katliamı”nı neredeyse “sıradan asayiş problemi” gibi sunmaya kalkışıyor. Dediğine göre, mesele “piyasa ekonomisi kuralları” gereği bir “arz talep konusu”ymuş ve “gerçeklerin müşteri talebi doğrultusunda değiştirilerek sunulması”ymış. Aslında katliam yokmuş da, “Türkiye toplumu” müşterisinin talebine binaen, Türkiye siyasetçisi ve basını, İsrail’le ilgili gerçekleri saptıracak şekilde haber yapıyormuş.

Sonra da pişkin pişkin şu suali soruyor: “Kimse her nedense HAMAS neden İSRAİL ile savaşıyor sorusunu sormuyor veya soramıyor?”

Rafael Sadi’nin bu sualinin cevabını, aynı web sitesinin bir başka yazarı Halit Kakınç’ın yazısında buluyoruz. Halit Kakınç, “İsrail mi Filistin mi daha eski?” diye başlıktan sorduğu suale şöyle cevap veriyor: “Kitabı Mukaddes’in eski ve yeni ahid bölümleri ve bu bölümleri işleyen kaynak kitapların hemen hepsinde, söz konusu coğrafî bölgenin adı Filistin’dir.” Halit Kakınç, “Filistin, adını İsrail’in en eski düşmanı Filistîler’den almıştır. En eski metinler, bunun kanıtıdır” diyor bölgenin adına dair kanıtları şöyle sıralıyor:

MÖ1200 öncesinden kalma Mısır Mednet-Habu metinlerinde “Filissta” deniyor. MÖ 800’e kadar Asur kaynaklarında bölge “Filiste”, sakinleri “Filistîler” olarak anılıyor. Herodot MÖ 500’de “Falaistina”, Aristoteles MÖ 400’de “Filistina” diyor. MÖ 200’lerde Tevrat’ın ilk Grekçe tercümesinde bölgenin adı “Filisteim.” MÖ 25-MS 40’ta İskenderiyeli Philo, MS 77’de Plinius ve MS 37-MS 100’de Josephus, bölgeden “Filistin” diye söz ediyorlar.

“İsrail kaynakları dışındaki bütün kronik ve anakronik belgelerde, ülkenin adı Filistin olagelmiştir” diyen Halit Kakınç, Eski Ahid’de geçen “İsrail Ülkesi”nin ise, “kuzeydeki Dan ile güneydeki Beer-Şeba arasında kalan diyar” olduğunu ve bunun da tahminlere göre “Necef Çölü” olabileceği bilgisini veriyor.

Bu bilgi, aslında Rafael Sadi’nin sualinin cevaplarından biri. Yani Siyonist/Yahudiler, öyle iddia ettikleri gibi kendi tarihi kaynaklarına göre bile, kendilerine ait olmayan bir ülkeyi işgal etmişler ve şimdi, işgal ettikleri ülkenin asli halkının “özgürlük ve yaşama mücadelesi”ni kendi güvenliklerine saldırı olarak tanımlayıp, “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali katliamlarına meşruiyet kılıfı hazırlamaktalar.

Rafael Sadi zırvalarına devam ediyor: İsrail 2005’te Gazze işgaline son vermiş ve bir tek yahudi askeri ve yerleşimci kalmamacasına Gazze’yi ve çevresindeki yerleşim birimlerini boşaltmış. Ama -kendi tabiriyle- “Hamas terör limited şirketi”, İsrail’in tümünü ele geçirmek istiyormuş. Görüyor musunuz pişkinliği? Sen Gazze’yi “orantısız askeri güç”le ve “uluslararası destek”le ablukaya alıp açık hava hapishanesine çevir, bir halkı toptan açlığa ve sefelete mahkûm et, sonra da Hamas kuşatmayı kırmak zorunda kaldığı için mücadele ediyor diye bunu katliamına meşruiyet kılıfı yap! Bu kadarını ancak bir “Siyonist/Yahudi” yapardı zaten; “normal bir insan”dan beklenecek davranış değil çünkü.

Aslında Rafael Sadi gerçeğin farkında. “Siyonist/Yahudi”lerin Filistin’i işgal ettiklerini, bu coğrafya için kabullenilemeyecek ve taşınamayacak bir çıban başı olarak “Terör Üssü İsrail”i kurduklarını, nihayetinde bölgeden silinip gitmelerinin “mukadder ve gerekli” olduğunu biliyor. Nitekim diyor ki:

“Kendileri (Filistinliler) bizim bu coğrafyada değil devlet kurmamıza, bulunmamıza bile tahammülleri yok. Bu tahammülsüzlük sadece Filistinlilerde değil bütün Arap aleminde, hatta üzülerek söyleyebilirim ki Müslüman Türk, hatta sosyalist kesimde bile İsrail’e bu coğrafyada yer olmaması gerektiği açıkça ifade edilmektedir.”

Ha şunu bileydiniz! Yahudilerin Filistin’de, müslüman Filistin halkının arasında, Filistin Devleti’nin bir vatandaşı olarak, rahat durdukları sürece elbette yaşama hakkı olabilir. Ancak, asla meşruiyetini kabul etmeyeceğimiz “Siyonist/Yahudi Terör Üssü İsrail” İslam coğrafyasından silinip yok oluncaya kadar mücadele gelişerek devam edecek ve bundan geri adım atılmayacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.