Yaşar Değirmenci

Yaşar Değirmenci

Ramazan Bayramı Sonrası Düşünceler

Ramazan Bayramı Sonrası Düşünceler

Allah için olan kardeşliğin mükemmel bir kulluk çeşidi olduğunu biliriz. Bu kulluk çeşidi yeri gelir sevap olur, yeri gelir imanı tamamlar, yeri gelir bizi cennete götüren amel olur. Bu ameli elde etmek için sevdiklerimizden hoşumuza gidenlerden verir ‘infak ahlakı’nı uygularız. Bollukta ve darlıkta infak eder, öfkemizi kontrol altında tutarız.

Ramazan Bayramı sonrası, bildiğimiz ancak layıkıyla düşünüp amel etmediğimiz bazı hususları siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Kardeşliğimizin ortak değeri imandır. Toprak ve ırk farkı kardeşliğimizden bir şey kaybettirmez. Kardeşlerimize moral kaynağı oluruz, arkalarından dua ederiz. 

Din kardeşliğimizi dünyevî işlerde harcamayız. Allah için sever, Allah için sevilmeye çalışırız. Camilerimizi, mukaddeslik vasfı ile koruduğumuz gibi, kardeşliğimizi de korumaya çalışırız. Gönül dünyamız coğrafi sınırlar tanımaz. Çünkü İslam kardeşliği haritaları aşan, bizi cennette buluşturan bir kardeşliktir. 

Selam parolamızdır. Selam verir, selam alır, musafaha ederiz. 

Ziyaretleşmeyi kardeşlik haklarından görürüz. Mutluluğuna katılır, acısını paylaşırız. 

Din kardeşimize mâli destekte bulunmayı o kardeşin de bu desteği suistimal etmemesini, birbirlerine dinleriyle zarar vermemelerini önemser, küçük hataların bağışlamalarını arzu ederiz. 

İhmal edilsek de ilgileniriz. Vermeyene verir, zulmedeni affeder, kötülük yapana iyilik yaparız. İyiliği emreder, kötülüğü önlemeye çalışırız. Küçüğe merhameti, büyüğe saygıyı imanî bir sorumluluk görürüz. Hasta kardeşini ziyaret eden mümin, o hastanın yanında Rabb’ini bulduğunu biliriz.

Üstünlüğün mensubiyet ve âidiyetle değil, ‘takva’ ile olduğunu unutmayız.

Allah için olan kardeşliğin mükemmel bir kulluk çeşidi olduğunu biliriz. Bu kulluk çeşidi yeri gelir sevap olur, yeri gelir imanı tamamlar, yeri gelir bizi cennete götüren amel olur. Bu ameli elde etmek için sevdiklerimizden hoşumuza gidenlerden verir ‘infak ahlakı’nı uygularız. Bollukta ve darlıkta infak eder, öfkemizi kontrol altında tutarız.

Sevgide de, nefrette de ölçüyü kaçırmaz, sevdiklerimizden bir gün ayrılacağımızı, kızdıklarımızla da bir gün barışıp yüz yüze geleceğimizi unutmayız.

Helâla-harama azami hassasiyet gösterir, hududa riayet eder, sınırları aşmayız. İnandığımız gibi yaşamaya çalışırız. 

Dünyevîleşmeyiz. ‘Yığma ve çoğaltma tutkusu’ bizi oyalayıp durmaz. Sade hayat yaşamayı tercih ederiz.

Geçinen ve geçinilen mümin oluruz. ‘Geçinilemeyende hayır yoktur’ ikazını unutmayız.

Müminlerin ‘kardeşlik ilkesi ortada kalmasın diye’ gıybetin haram kılındığını, hasedin çirkin görüldüğünü, iyiliği emir kötülüğü nehiy prensibinin konduğunu Müminin ayıbını örtene ecir vaat edildiğini, kardeşliğin içi dolsun diye sadaka ve infakın teşvik edildiğini, sırf bu kardeşliğin bereketi ‘yüzleri güldürsün’ diye tebessümün dahi sadaka sayıldığını hiç hatırımızdan çıkarmayız. Selam vermenin, selama cevap vermenin, dinden imandan bir parça kabul edildiğini de… 

İslam, toprak bulduğu ilk yerde kardeşlik uygulaması yaptı. Asırların kinini toprağa gömdü. Birbirlerini görmeye tahammül edemeyenleri, omuz omuza aynı safta namaza durdurdu. Din kardeşliğinin namaz gibi oruç gibi dinin içini dolduran kavramlardan olduğu görüldü. Kardeşliğimiz de dinimizin bir parçası olarak vazedildi.  

Rabbimizden gelen şu ilahi mesajları dilimizden ve gönlümüzden düşürmeyiz:

“Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla göçüp gitmiş olanları bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı en küçük bir kin bırakma!

Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bundan dolayı bizi sorguya çekme! 

Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme!

Rabbimiz! Tâkat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi sorumlu tutma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim Mevlâmızsın, Kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et!

Duam, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah’a armağan olsun.”

Dünden Bugüne

“…Vallahi, ben iyi 

biliyorum ki bu din, 

güneşle ayın doğuşu ve batışı devam 

ettikçe, dipdiri ayakta kalacaktır…”

Süheyl bin Amr, Kureyşlilerin hatîbi idi. Sözün ziyâdesiyle tesirli olduğu bir devirde, devamlı İslâm aleyhine konuşurdu. Bu zât Bedir Gazvesi’nde esir alındı. Hz. Ömer: “–Yâ Rasûlallâh! müsâade buyur, Süheyl’in ön dişlerini sökeyim de dili dışarı sarksın! Bundan sonra hiçbir zaman ve hiçbir yerde Sen’in aleyhinde hutbe îrâd edemesin?!” dedi.

Allah Rasûlü (sav):

“–Bırak onu ey Ömer! Ben, onun uzuvlarına böyle bir zarar veremem. Şâyet bunu yapacak olursam, peygamber olmama rağmen, Allah da aynısını bana yapar. Acele etme, gün gelir o, senin medhedip hoşlanacağın bir makamda konuşma yapar ve seni sevindirir.” buyurdu. Peygamber Efendimiz bu davranışıyla, daima Allah’tan korkup, O’nun gazabını celbedecek bir davranışta bulunmaktan son derece sakınmak gerektiğini talim etmiş oldu.

Nitekim Allah Rasûlü’nün vefatından sonra, insanlar arasında irtidat hareketlerinin baş gösterdiği bir hengâmede, Süheyl bin Amr (ra), Allah Rasûlü’nün haber verdiği o medhe şayan konuşmasını yapmıştır. Ezcümle şöyle diyordu:

“…Vallahi, ben iyi biliyorum ki bu din, güneşle ayın doğuşu ve batışı devam ettikçe, dipdiri ayakta kalacaktır…”

Süheyl bin Amr (ra), hutbesini bitirdiğinde halk teskin oldu. Ömer (ra), Hz. Süheyl’in bu konuşmasını işittiğinde, Allah Rasûlü’nün sözünü hatırladı ve:

“–Sen’in, Allah’ın Rasûlü olduğuna bir kez daha şehâdet ederim (yâ Rasûlallâh)!” demekten kendini alamadı.

Peygamber Efendimizden Dua

Rabbine şöyle dua et: Ey Allah’ım senden bildiğim ve bilmediğim bütün iyilikleri diliyorum ve senden kulun ve Resulün Muhammed’in istediği bütün iyilikleri de diliyorum. Ey Allah’ım, bildiğim ve bilmediğim bu dünyada ve ahirette bütün hayırlı şeyleri senden dilerim. Ey Allah’ım, bildiğim ve bilmediğim bu dünyada ve ahirette bütün kötülüklerden sana sığınırım. Ey Allah’ım, başıma gelenlerin sonunu iyi yap.

Allah’ım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azâbından koru!

Allah’ım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.

Allah’ım! beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır, bana âfiyet ve hayırlı rızk ver.

Ey kalpleri yönlendiren Allah’ım! Kalplerimizi sana itaate yönelt!

Dayanılamayacak dertten, insanı helâke götürecek tâlihsizlikten, başa gelecek fenalıktan ve düşmanı sevindirecek felâketten Allah’a sığınınız.

Allah’ım! 

Bütün işlerimin başı olan dinim konusunda hataya düşmekten beni koru! Yaşadığım şu dünyadaki işlerimin yolunda gitmesini sağla! Dönüp varacağım âhiretimi kazanmama yardım et! Hayatım boyunca daha çok hayır yapmama imkân ver! Her türlü kötülükten kurtulmamı sağlayacak bir ölüm nasip et!

Kâmil mü’min kıvamı

Allah dostlarından Fudayl bin Iyâz’ın şu hâli, kâmil bir mü’minin gönül kıvâmına ne güzel bir misâldir:

Kendisini ağlarken gördüler:

“–Niçin ağlıyorsun?” dediler. O da:

“–Bana zulmeden bir zavallı müslümana üzüldüğümden ağlıyorum! Bütün kederim, onun kıyâmette rezîl olmasındandır…” buyurdu. 

Peygamberimizin Hayatından

Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti:

Bu, hased ve buğzdur. Bu kazıyıcıdır. Bilesiniz kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum;  o dini kazıyıcıdır. 

Nefsimi kudret edlinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi; aranızda selamı yaygınlaştırınız.”

VAHYİN DİLİNDEN

“İşte sizler böylesiniz; Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen bazılarınız cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o, ancak kendi nefsine cimrilik eder. Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan) dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz yüz çevirecek olursanız, sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra onlar, sizin benzeriniz de olmazlar. “  (47 Muhammed 38) 

ALLAH RASULÜ’NDEN

Allah Rasûlü (sav) şöyle buyuruyor:

“Birbirinizle hasetleşmeyiniz. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Biriniz satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz. Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, onu yardımsız bırakmaz ve hakir görmez.”   (Buhari)

GÜNÜN SÖZÜ

‘Üç türlü kalp vardır: Kalp vardır, dağ gibi sabittir, hiçbir şey onu yerinden kımıldatamaz. Kalp vardır, ağaç gibidir, kökü sağlamdır, ama zaman zaman rüzgâr onu sallar. Kalp vardır, tüy gibidir, rüzgâr esince her tarafa gider.’  

Ser-i Sakati

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yaşar Değirmenci Arşivi