28 Temmuz 2017 Cuma4 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 27°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,183 -0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

“Çözüm”e evet, “süreç”e hayır!

Faruk Köse

Herhangi bir Kürt’e karşı, “Kürt” olduğu için hiçbir menfi kanaat taşımıyorum. Kürtlerle, “Kürt” olması hasebiyle hiçbir sorunum yok.

Esasen “Ümmetçi” bir anlayış taşıdığım için, insanları ırklarına, sülalelerine, renklerine vs. göre değerlendiriyor değilim. Benim için önemli olan, insanın derisinin rengi, babasının kim olduğu, sülalesinin hangi ulusa dayandığı falan değil. İnsanlara bakışım, “ehl-i iman” olup olmadıklarına, hak yolda yürüyüp yürümediklerine göre şekilleniyor.

Kimsenin kalbini yarıp bakamayacağıma göre, kişiyi tuttuğu “iş”ine, “hal ve gidiş”ine bakıp ona göre değerlendiriyorum. “Terör” vesilesiyle gelinen noktada kişi ve kurumlara bakışım da bu çerçeveden. Yani PKK’ya da, Kürt meselesine müdahil olanlara da bu açıdan bakıyorum.

Tabiî ki “Kürt sorunu” deyin, “terör sorunu” deyin, ya da başka bir şey deyin fark etmez, bu “sorunun çözümü”nden yanayım.

Keşke hiç olmasaydı ama, ne yapalım ki bu ülkede toplumun farklı kesimlerini bir arada tutan “İslam” bağını koparan “Laik-Kemalist rejim”, başımıza böyle bir sorun üretti. Şimdi biz hep birlikte, benimsemediğimiz bir rejimin ürettiği sorunun ceremesini çekiyoruz.

Elbette böyle bir sorun artık olmasın. Bu yüzden “çözüm”e tartışmasız ve şartsız “evet” demek lazım. Buna karşı kimsenin “hayır” demeye hakkı olamaz.

İtirazım, sözünü ettiğimiz “çözüm”ün yürütülen “süreç”ine... İşte “çözüme evet, ama sürece hayır” dememin sebebi o. “Çözüm süreci”yle ilgili yazdıklarımın bu çerçevede ele alınması lazım.

“Nedir süreçle ilgili sorun?” derseniz, bir kez daha kısa ve net yazayım:

Süreç, “Kürtlerin haklarının verilmesi” ekseninde mi, “PKK’nın teröre dayalı taleplerinin karşılanması”, “PKK yöneticilerinin menfaat sahaları bakımından tatmin edilmesi”, “terör örgütüne meşruiyet kazandırılması” çizgisinde mi yürütülüyor? 

Süreç, barış içinde bir arada yaşama şeklinde bir “çözüm”ü mü, terör örgütünün kontrol ve yönetiminde Kürtlerin ayrışmasını ve müslüman Kürt halkının PKK’nın eline teslim edilmesini mi getiriyor? 

Çözüm süreci, çözümü mü, ayrışmayı mı getiriyor? 

Görüntü; ikinci başlıklar ekseninde.

Çünkü her şey gizli-kapaklı yapılıyor.

Eğer yanlışsam, söyler misiniz, o halde niçin süreci bu kadar gizli yürütüyorsunuz? Madem sıkıntılı bir gidişat yok, niçin her şey gizli-kapaklı yürütülüyor?

Madem tüm milleti ilgilendiren bir atılım yapıyorsunuz, o halde attığınız adımları millete açıklamanız gerekmez mi? Millet adına karar verenler, karardan önce millete sormalı değil mi? Milleti bağlayacak iş yapanlar, bunu millet ile paylaşmalı ve onayını almalı değil mi?

Niçin terör örgütünü muhatap alıp müslüman Kürt halkını terör örgütüne teslim ediyorsunuz da, Kürtlerin “inanç önderleri”nin, “cemaatleri”nin yüzüne bile bakmıyorsunuz? PKK’nın Kürtler üzerindeki baskısını, özellikle de İslami duyarlılıkları yüksek olan Kürtler üzerindeki tedhişini niçin görmezden geliyorsunuz?

Artık öyle bir hal aldı ki vaziyet, PKK adam kaçırıyor, “münferit” diyorsunuz. Yol kesiyor, “münferit” diyorsunuz. Polis vazife ve selahiyetlerine giren her alanda eylemler/operasyonlar yapıyor, “münferit” diyorsunuz. Terör elebaşısının heykelini dikiyor, “münferit” diyorsunuz. Sağa-sola saldırıyor, “münferit” diyorsunuz...

Ama bu arada PKK, bütün Kürt halkını sıkıca zapturapt altına alıyor. Kemalizm’in müslüman Türklere (ve Kürtlere) yaptığının aynını müslüman Kürtlere yapacak bir sistemi getirecek PKK önderleri, bizzat Devlet eliyle adım adım hedeflerine ulaştırılıyor.

Onlar da fırsatı çok iyi değerlendiriyor, ayrışmanın bütün temellerini pekiştirip üstyapısını biçimlendiriyor.

Bana görünen bu. Bu yüzden, kapalı kapılar ardından yürütülen “çözülme süreci”ne hayır diyorum.

Çözüm, PKK’yı Kürtlerin temsilcisi sayıp taleplerini karşılamakla değil, Kürtleri bu ülkede yaşayan “müslüman toplum”un eşit bir kesimi sayıp, “insanca, müslümanca haklar”ını kullanmaları için gerekli “sistem ve rejim değişikliği”ni yapmakla olur.

Çözüm, “Türk-Kürt ayrışması” değil, bu iki toplumun “Ümmet bilinci”yle bir arada tutulması demektir. Bu da ancak rejimin İslam ile biçimlendirilmesiyle mümkündür.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.