Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Şöhret korkusu

Şöhret korkusu

Şöhret âfettir. Bunu en iyi anlayanlardan biri de “Somuncu Baba” olarak tanıdığımız Hamid-i Veli hazretleridir.

Miladi 1331 tarihinde Kayseri’nin Akçakaya köyünde dünyaya gelmiştir. Anadolu’yu Müslümanlaştırmaya gelen Horasan erenlerinden Şemseddin Musa Kayseri’nin oğludur. 24. kuşaktan Peygamber-i Âlişan torunudur. Yani Seyyiddir. 

Dini ve dünyevi ilimlerle iyice donandıktan sonra, irşad göreviyle Anadolu’ya dönmüş, Bursa’ya yerleşmiştir. 

Bursa’da çilehanesinin yanında yaptırdığı fırında ekmek pişirir, Ulucami inşaatında çalışanlara, “somunlar müminler” diye diye dağıtırmış. “Somuncu Baba” diye anılmasının sebebi budur.

Yıldırım Beyazıd, Niğbolu Zaferi’nin şükür nişanesi olarak Bursa’da yaptırdığı Ulu Cami’nin açılışında o da vardır.

Padişah, açılışı önce damadı Emir Sultan’a teklif etmiş, ancak Emir, “Bu şerefe benden daha lâyık biri var” diyerek, Somuncu Baba’yı göstermiştir.

Kendini kalabalıkta saklamak isteyen Somuncu Baba, yapılan teklifi, “Padişah iradesi reddedilmez” gerekçesiyle kabul edip camiyi ibadete açmış ve ısrar üzerine ilk hutbeyi okumuştur. 

Minbere yürürken, Emir Sultan’ın kulağına eğilip, “Koca Emir, garip bir somuncu olarak yaşadığım beldede bilmem ki niçin hâlimi âşikar ettiniz?” fısıldaması meşhurdur.

Emîr Sultan bu serzenişi gülümseyerek şöyle cevaplamıştır: “Çünkü bu işe sizden daha lâyığını bulamadım.” 

Somuncu Baba, her basamağa dualar döşeyerek minbere çıkmış, Fâtiha sûresinin yedi çeşit tefsîrini yapmıştır…

Bu o zamana kadar görülmüş, duyulmuş bir şey değildir. Binlerce kişi nefes almayı bile unutmuş, Fatiha’nın tefsirine dalmış gitmiştir. Somuncu Baba’nın her sözü bir hikmet denizi gibidir. Herkes dağarcığının elverdiği ölçüde bu hikmet denizinden nasibini almıştır.

Bursa, Somuncu Baba’nın sırrını o hutbe ile öğrenmiş, Somuncu Baba ise halk tarafından keşfedilmenin rahatsızlığı içinde, namaz biter bitmez, “şöhret ucuz bir yalandır” diye söylene söylene, elini öpmek için sıraya girenlere aldırmadan evine kaçmıştır.

Fakat halk kapısına yığılmış, bir türlü kurtulamamıştır. 

Sonunda ruhu sıkılmış, Bursa’dan ayrılmaya karar vermiştir…

Bir sabah erkenden, Gaves Paşa Medresesi’nden birkaç talebeyi yanına alarak yola düşmüştür. 

Molla Fenârî, bu gidişi haber alır almaz, peşine takılmış, nefes nefese yetişip Bursa’da kalması için saatlerce yalvarmış, fakat kabûl ettirememiştir. 

“Bari Bursalılara dua et” demiş, Somuncu Baba da Bursa’nın bereketli bir şehir olması ve daima yemyeşil kalması için dua etmiştir. Somuncu Baba’nın altında dua ettiği çınar bugün hâlâ “Duâ Çınarı” olarak anılmaktadır (Ankara yolu çıkışındadır).

Somuncu Baba önce Aksaray’a, oradan Ankara’ya gitmiş, nihayet Darende’de fani hayata veda etmiştir (20 Eylül 1412). Kabri kendi adını taşıyan caminin içindedir. 

Talebelerinin en meşhuru, Hacı Bayram Veli’dir. Veli’nin Osmanlı oluşumuna katkıları, özellikle de Sultan II. Murad üzerindeki etkileri zaten bilinmektedir.

Şöhret korkusu hem Somuncu Baba’nın, hem de talebesi Hacı Bayram-ı Veli’nin kitap yazmalarını engellemiştir.

Hatta Hacı Bayram, günümüz insanının yüreğine bile Peygamber sevgisi eken meşhur“Muhammediye”yi kaleme alan talebesi Gelibolulu Yazıcızade Mehmed’e, “Mehmed’im, bununla uğraşacağına bir gönül fethetmeye (bir kişi irşad etmeye) çalışsaydın, daha iyi olmaz mıydı?” diye serzenişte bulunmuştur.

Genç yazarların dikkatine…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi