Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Yalnızlaştırıldık

Yalnızlaştırıldık

Eskiden cemaatler halinde yaşayan insan önce yalnızlaştırıldı. Çünkü yalnızlaşmış insanı yönetip yönlendirmek kolaydır...

Sonra, insanı yalnızlıktan kurtarmak için bir sürü alet edevat icat edildi: İki cebimizde iki telefon, çantamızda bilgisayarla geziyoruz. Cüzdanımız para yerine geçen kredi kartlarıyla dolu. Akşam televizyon tutkunu, gün boyu işkoliğiz...

Bunlar ve benzerleri, modern insanın kazanımları: Ancak karşılığında galiba özgürlüğümüzü verdik. Müthiş bir denetim altına soktuk kendimizi...

Bilgisayarda yazdığımız her cümlenin, gönderdiğimiz her elektronik postanın, telefonumuzdan aradığımız her kişinin kaydı bir yerlerde çıkıyor. Bireyselleştik, tamam; ama yalnızlaştık.

Artık ne eski dostluklar var ortada, ne komşuluklar, ne akraba ilişkileri, ne arkadaşlıklar, ne aşklar, ne de mutlu evlilikler. Yalnızız: Ve herkes kendi yalnızlaşmasının acılarını, depresif sendromlarda tek başına yaşıyor.

Kısaca söylemek gerekirse, çoğumuz, git gide sanallaşmış bir dünyanın, üretim-tüketim çarklarına dolanarak yalnızlaşmış garibanlarız.

Kalabalıklaşma amacıyla cep telefonlarına, bilgisayarlara, televizyona kaçtıkça, sadece robotlaşmıyor, aynı zamanda da fena halde yalnızlaşıyoruz...

Yalnızlaştığımız ölçüde bencilleşiyor, maddeye daha fazla zaman ayırıyoruz. 

Bunun anlamı şu: Maddi menfaatler manevi hayatımızın önünde gidiyor. Tabiî o zaman da, kaçınılmaz olarak, maddîleşme-dünyevileşme oluyor. Tabiatıyla ruh dünyamızı oluşturan değerler aşınıyor. 

Ruh dünyasını oluşturan değerleri aşınmış kişilerde “sevgi”, “saygı”, “fedakârlık”, “fazilet”, “meşruiyet”, “dostluk”, “vefa” gibi değerler aşınarak, nihayet ölür...

Bunlar ölünce “her yol mubah” hale gelir: “Günah-sevap”, “meşru-gayrimeşru”, “iyi-kötü”, “doğru-yanlış” ayırımı ortadan kalkar. 

Para tek değer, tek belirleyici konuma yükselir... 

Ve  “para kazanmak” araç olmaktan çıkar, amaç haline gelir. 

Böyle bireylerin ekseriyeti teşkil ettiği toplumlarda, rüşvet, yolsuzluk, uygunsuzluk, soygun, vurgun, kaçakçılık artar. Her alanda ve seviyede çeteleşme başlar...

Türkiye şimdilerde bu süreci mi yaşıyor yoksa?

Eskiden “ser verip sır vermeyen” ahbaplarımız, komşularımız, dostlarımız, arkadaşlarımız vardı. Karşılıklı ziyaretlerle gerçekçi ilişkiler yaşardık. Sevincimizi de, tasamızı da paylaşır, hafiflerdik...

Günümüzde her şey sanal: Mektubun yerini “e-mail”, yüz yüze muhabbetin yerini telefonda kesik birkaç cümle konuşma-mesajlaşma ya da bilgisayarda “chat”leşme aldı...

Alış verişler gibi, aşklar da artık internet üzerinden yaşanıyor. Hatta kimi evlilikler bilgisayar üzerinden yapılıyor...

Yüz yüze sohbetlerle deşarj olan yürekler bu yüzden tıkandı. Yine bu yüzden depresyona yenildik: Ruhumuz hastalandı.

Çoktandır birbirimizi “Mevlâna’ca sevmek” yok! Görüşme ve buluşmalar para, yahut başarı amaçlı. 

Fazilet, dürüstlük, yardımseverlik gibi kavramlar bir eski zaman hasretine dönüştü. Etrafımız tümüyle “borsa”, “repo”, “endeks”, “döviz”. Yani her şey para, her yer para! Artık “adam gibi adam” olmak değil, zengin olmak önemli. 

Kapitalizm kitapta durduğu gibi durmuyor anlaşılan, ruhumuzu kemiriyor. Az, ya da çok, hepimiz paranın narına yandık!.. Başta komşuluk olmak üzere temel hasletlerimiz birbiri ardına piyasadan çekildi...

Çıkarsız, hesapsız ilişkilerimizin yerini ortaklıklar aldı: Anonim şirket, limited şirket, komandit şirket: Neredeyse aile içi ilişkilerimize bile menfaat hesapları hükmedecek. 

Önce yeni bir ev ile lüks bir otomobil. Ardından biri Bodrum’da, ötekisi (ne olur ne olmaz) Yalova kıyılarında olmak üzere iki yazlık...

Uzaktan kumanda edilebilsin diye herkese birer cep telefonu... 

Bilgisayar, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı, fırın, telefon, programlanabilir televizyon, klima, kombi, falan filan... Evlerimiz “robotlar diyarı”na dönüştü... 

Bu kadar robotun içinde “insan” kalabilmek çok zor. Sonuçta hepimiz, az ya da çok, bu robotlaşmadan nasibimizi aldık.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yavuz Bahadıroğlu Arşivi