İbrahim Bektaş

İbrahim Bektaş

Medeni Batı’nın “İnsaniyetle” Sınavı

Medeni Batı’nın “İnsaniyetle” Sınavı

Güneyimiz her geçen gün daha sıkıntılı ve içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Adeta bir sorunlar yumağı oldu.

Yıllar öncesinden tepeden bırakılan küçük bir kartopu, son birkaç yılda yaşanan olaylar sonucu azgın bir çığ bulutuna dönüştü.

Ve Dünyanın dikkati bir anda bu bölgede yoğunlaştı.

Üçüncü Dünya Savaşı bir gün kapımızı çalacaksa, kıvılcımın Ortadoğu’dan çakacağına inananlardanım.

Bütün bu öngörüler, Ortadoğu’yu istemese de olayların merkezine oturtuyor.

Diğer bir ifade ile medeniyeti ismiyle müsemma Batı, bu bölgeyi “hesaplaşma arenası” olarak kullanıyor.

Bu yönüyle ele alındığında, İsrail hariç, diğer bütün Batı Ülkeleri bu arenada meydana gelen olayları hissetmeden, yataklarında rahatça uyuyabiliyor.

Oysa Mayınlı bölgenin merkezinde veya bitişiğinde yer alan İslam Ülkeleri, terörle, kargaşayla ve çatışmalarla kucak kucağa yaşamak zorunda.

Bu kargaşaya komşu olan Türkiye de daima bölge ile ilgili gelişmelere göre rehinelerde olduğu gibi aktif ve çok yönlü bir politika takip etmek durumundadır.

Rehineler IŞİD tarafından tutulduğunda, Türkiye’den gelecek saldırılara karşı sigorta olarak kullanılacaklarını ve hiçbir zarar görmeden iade edileceklerini yazmıştım.

Nitekim öyle de oldu, çok şükür rehinelerimiz sağ salim döndü.

Rehine krizinden sonra, Türkiye bölgede yeni bir strateji izlemek ve yeni planlar yapmak zorunda.

Ve daha da önemlisi, oluşturulacak bu yeni strateji, duygusallıktan uzak ve olaya bütün unsurları ile içine alacak şekilde yaklaşmak mecburiyetimiz var. Örneğin, Süleyman Şah türbesindeki askerlerimizin güvenliği ve bunun gibi bölge ile olan ilişkilerimiz her durumda taze bir sorun olarak karşımıza çıkabilir.

Batı uzun zamandır, Türkiye’yi bölgede oluşturduğu bu pisliğe bulaştırmaya uğraşıyor.

Açık ve net olarak söylüyorum ki, Türkiye’nin sınırlarının dışına (insani amaçlı olarak hariç), çıkışlarının tamamına karşıyım.

Daha PKK’ya karşı net bir sonuca ulaşamamışken, cepheyi genişletmek asla Türkiye’nin hayrına olmayacaktır.

Peki Batı niçin ısrarla Türkiye’yi bu bataklığa çekmek istiyor?

Gerçekten Türkiye’nin vurucu gücüne duyulan ihtiyaç mı Batı’yı bu konuda ısrarlı hale getiriyor?

Yoksa perde arkasında Batı’nın tükenmek bilmeyen “gizli emelleri” midir Türkiye’ye bu kadar özlem duyuran?

Batı’nın Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerin hayrına bir planlarının olduğuna artık kargalar bile inanmadığına göre, yılların deneyimine sahip Türkiye kanacak mıdır?

Sanmam.

İşaretlerini de almaya başladık. 

Sayın Cumhurbaşkanımız “IŞİD terör örgütü Ortadoğu’da kendine göre mücadeleyi verirken, 32 yıldır devam eden PKK terör örgütü dünyayı neden rahatsız etmiyordu” diyerek koalisyona katılmak için üç şart masaya sürdü. Ayrıca, “Irak ile Suriye birlikte ele alınmalıdır” açıklamaları, Türkiye’nin, Batı’nın sandığı kadar kolay lokma olmayacağını göstermektedir. Türkiye, eğer illa da bir koalisyona katılacaksa, bu koalisyonun önceliğinin “Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden unsurların ortadan kaldırılması” olmasını istemesi en doğal hakkıdır.

Batı’nın perde gerisindeki niyetleri dikkate alındığında, Meclis’te görüşülecek tezkerelerin ben ret edilmesinden yana olduğumu söyleyebilirim. 

TBMM’nin bu asil tutumu, belki Batının, anladığı dilden bir şamar daha yemiş olarak üzerimizdeki sinsi planlarına bir süreliğine de olsa ara vermesini sağlayabilir.

Türkiye’nin tezkereleri ret etmesi durumunda, Batı âlemi nezdindeki itibarının daha da artacağına inanıyorum.

İsrail kadar tehlikeli olmayan IŞİD’in öncelikli hedef alınmasında yatan nedenler dikkate alındığında, Batı Medeniyeti’nin derdinin “katledilen kelleler” olmadığı kolayca anlaşılmaktadır.

Çoğu çocuk ve kadınlardan oluşan 2500’den fazla Filistinli masumun hunharca katledilmesini umursamayan Batı, üzülerek söyleyeyim ki bu sefer de “insaniyet sınavından” sınıfta kalacaktır.

İnşallah bu öngörümde ben yanılırım. Batı bu sefer sınavı geçer de, “insanlık” kurtulur.. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İbrahim Bektaş Arşivi