27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 33°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 28°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 108.352 1.07
  • Altın: 143,327 -0.03
  • Dolar: 3,5324 -0.59
  • Euro: 4,1408 0.23

İslâm Dünyasının Dramı

Şevket Tandoğan

Dünyanın değişik yerlerinde yaşayan bir buçuk milyar civarındaki İslam âleminin kurban bayramı ve kutlu mevsim hac sezonu, maalesef buruk ve içimiz yanık geçmiştir. KARDEŞLİK İKLİMİ kana bulanmış, gözyaşları sel olmuş Türk, Kürt, Arap ve diğer kavimler tüm İslâm dünyası gönlünce bayram yapamamıştır.

Filistin’deki Siyonist mezaliminin yaraları sarılmadan, etrafımızdaki dökülen kan, gözyaşı, kardeş kavgası acıları yüreğimizi sızlatmakta ve hepimizi derinden üzmekte iken, ülkemizde son günlerde görülen şiddet ve terör eylemleri yaramıza tuz basmıştır.

Müslümanlar arasında ırkçılık ve mezhepçilik değil, kardeşlik hukuku hâkim olmalıdır. Fert ve topluluk olarak birbiriyle hayırda yarışır, asla rekabet etmezler. Müslüman, hangi mezhep, tarikat ve cemaatten olursa olsun diğer kardeşinin rakîbi değil, sadece kardeşi ve diğer kulvarda şerîkidir.

Hayırda müsabaka ne kadar güzel ve makbul ise; hangi alanda olursa olsun rekabet, çekişme, kavga ve savaş o kadar çirkin ve kötüdür. Zira rekabette yenmek, haset ve yok etmek gibi kötü hisler vardır. Bu da fitneye yol açan, tümüyle kardeşliğe aykırı bir badiredir.

Bugün içeride ve dışarıda Müslümanların durumu hiç iç açıcı değildir. Maalesef aynı binanın tuğlaları gibi birbirine kenetlenmesi gereken insanlar, yekdiğerini boğazlamaya ve yemeye çalışmaktadırlar. Farklı guruplara mensup Müslümanlar, sanki diğerinin hasmı ve düşmanı gibi savaşırken emperyalist zalimler seyretmektedirler.

Elbette her kes en doğru yolda olduğuna inanır ve hayırda yarışır. Ancak bu diğerini tahkir, tel’in ve tekfir etmeden tevazu içinde olgunlukla olur. Aksi halde Müslümanın malına, canına ve namusuna saldıran ve ona kâfir diyen kişiler küfre düşer, kendisi kâfir olur. İslâm dünyasının dramı ve yaşanan kardeş kavgalarının sebebi işte budur.

Sünen-ü Tirmizî’de geçen bir Hadis çok ibretlidir:

“Resûlüllah (s.a.v.) bir gün namaz kıldı ve namazı uzattı. Oradakiler, - Ey Allah’ın Resûlü! Şimdiye kadar böyle uzun bir namaz kılmamıştın, dediler. Efendimiz buyurdular ki:

- Evet; çünkü bu namaz dilek ve korku namazıydı. Bu namazda Rabbimden üç şey istedim. İkisini verdi, birini vermedi. İlk olarak ümmetimi kıtlıkla helak etmemesini istedim, onu kabul etti. İkinci olarak ümmetime köklerini kurutacak düşman musallat etmemesini istedim, onu da kabul etti. Üçüncü olarak, ümmetimin birbirine düşmemesini istedim, bu isteğimi kabul etmedi.”

Tabii bu bir sırr-ı kaderdir. Maalesef tarihte yaşanan SıffÎn savaşı, Cemel vak’ası ve Kerbelâ faciasından başlayarak günümüze dek süren kavgalar, çatışmalar bu acı gerçeğin ifadesidir. Bu cümleden sünnî-şîî savaşları halâ sürmektedir. Büyüyen ve güçlenen bazı tarikat ve cemaatlerin hükümet darbesine varan isyankârlıkları utanç vericidir. Mahviyet ve tevazu içinde olmaları gereken tasavvuf yolundaki kimi cemaat önderlerinin mağrur ve kibirli halleri ne büyük bir gaflettir.

Halbuki İslâm barış ve esenlik dinidir. Sevgi, saygı ve hoşgörüyü emreder. Üstazlar:“Eller yahşi biz yaman, eller buğday biz saman” derlerdi. İlim, irfan sahibi mâneviyat büyükleri asla kibirlenmez ve başkalarını hakir görmezler. Leşker-i dua olanlar beddua etmezler.

Bir istikrar ve huzur adası olarak yıldızı parlayan ve tüm dünyanın dikkatini çeken ülkemizde hükümetimiz; dikkatli ve temkinli bir politika izleyerek her tehdide karşı gerekli hazırlığı yapmış, fakat emperyalist zalimlerle birlikte Müslüman kanı dökmeye tevessül etmeyip, her hangi bir askerî harekâta girişmemiştir. Bu çok doğru bir politikadır. Zira Suriye’de, Irak’ta kime karşı olursa olsun, savaşa girmek, bir şekilde Müslüman kanı dökmektir.

Barışı sabote etmeye çalışan bazı provakatörlerin Kobani’ye müdahale istemeleri hem savaş çığırtkanlığı, hem de yaman bir çelişkidir. Tezkereye neden “hayır” dediklerini açıklamak zorundadırlar. Bizi IŞİD e karşı savaşa zorlayanlar acaba 35 yıldır PKK terörüyle uğraşırken neredeydiler? İyi bilinmelidir ki, binlerce şehit Mehmetçiğin kanı dökülürken, Türkmenler, Kürtler ve Araplar yurtlarından olurken seyirci kalanlar, birkaç rehine coni infaz edilince dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Kürt kardeşlerimiz oyuna gelmesinler. Bu koalisyon büyük bir Siyonist oyunudur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.