Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

İstanbulcunun Sandığı

İstanbulcunun Sandığı

“Dünyaya yalnız bir kere bakmak zorundaysan sadece İstanbul’a bak!”

Alphonse de Lamartine, 1833

Bu haftaki eserimiz; “İstanbulcunun Sandığı” ismini taşıyor.

İskender Pala, kendisine has o nazik üslubuyla, İstanbul’u binbir katlı bohçalardan çıkarıp bir güzel anlatmış.

“İnsan mı şehirleri inşa eder, şehirler mi insanları inşa eder” tartışması halen sürmekte. Her ikisi de doğru. İnsan şehirleri, şehirler de insanları inşa eder.

“Taşa ruh veren medeniyet” diyenler boşa dememişlerdir. Dünya üzerinde taşa maddi ve manevi ruh verebilen medeniyetin sahibi Selçuklu ve Osmanlı’dır.

Yukarıdaki sözü tekrar okuyarak bugünkü İstanbul’a bakalım. Günümüz İstanbul’unda oturanlara bakalım ve soralım:

-“Acaba bugünkü biz İstanbul’da ikamet edenler için İstanbul neyi ifade etmektedir. Sadece karın doyurmak ve mal mülk edinmek için bir şehir böylesine harap edilmeli midir?”

Sorular ve dertler pek çoktur. En iyisi geçelim ve İskender Pala’nın emeğine haksızlık etmeyelim.

İskender Pala, Kapı Yayınları’ndan çıkan “İstanbulcunun Sandığı”ndan harika bir İstanbul ve İstanbul medeniyeti sunmuş.

İçinde yaşanılan İstanbul’dan hepimiz şikâyetçi olsak da -sanki bu şikâyetlere bizler sebep değilmişiz gibi- kitaptaki İstanbul’u mutlaka okumalı.

Belki biraz daha şehri koruyabilir, yaşanılabilir hale getirebiliriz. Şu ayrıntıya dikkat çekmeliyim.

Bu şehirde Eyüp el-Ensari Hz.leri başta olmak üzere onlarca sahabe, tabiin ve yüzlerce evliya var.

Hiç olmazsa onlara saygının gereği bu şehre sahip çıkmalı ve hem kendimize hem şehre iyilik etmeliyiz.

Bu konuda İskender Pala şöyle demekte;

-“İslam şehirlerinde gülümseyen bir insan yaşar ve şehir de gülümser insana her dem.”

Bu sebeple İslam şehirleri veya Müslüman çoğunluğun yaşadığı şehirler, vakıf şehirlerdir. İstanbul da bir vakıf şehirdir. Bu özelliği bakımından da yine dünyada bir benzeri olmayan şehirdir.

İskender Pala, kibarlığının verdiği ölçüde oldukça haklı serzenişlerde bulunarak şunları da kaydetmekte:

-“İstanbul ‘mazi’den ‘hal’e gelirken, hiçbir şehirde olmayan zaman kırılmalarına uğramıştır yazık ki!..

Tarihin hiçbir kentinde, savaşların yıktığı, bombaların düştüğü, depremlerin batırdığı, alevlerin yuttuğu hiçbir kentte İstanbul denli zaman kırılması olmamıştır.

Yozlaşmanın tarih ve edebiyatı ipe çektiği, ortak bilinç ve vicdanı parçaladığı, dili lal edip düşünce ve fikirleri iflasa sürüklediği, sokakları, evleri, odaları değiştirir gibi zihinleri ve kalpleri kündeye getirdiği hiçbir değişim yaşanmamıştır.

Boğaziçi’nin iki yakasında hâlâ bir şehir var ise eğer, orada asla dilsiz, tarihsiz ve imansız kalamayız.”

Evet, İskender Pala, “İstanbulcunun Sandığı’nda” gizli duyguları harmanlamış; bazen içlenmiş, bazen neşelenmiş; kimi zaman sitemini açığa vurup, kimi zaman hülyalara dalmış ve şehrin kalbine dokunmuş.

Bilgi için Kapı Yayınları 0212- 513 34 20

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi