28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 32°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 22°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 32°C Amasya
    • 25°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 37°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 108.052 -0.31
  • Altın: 143,033 -0.09
  • Dolar: 3,5299 -0.08
  • Euro: 4,1310 0.21

Yerin üstündekiler!

Haşmet Babaoğlu

Üstümüzde ya sabah mahmurluğu ya da iş dönüşü yorgunluğu... 

Yerin altına iniyoruz, çıkıyoruz; iniyoruz, çıkıyoruz. 

Yürüyen merdivenlerle, asansörlerle her sabah ve akşam yerin dibine inerken üzerimizde ne bir mahcubiyet var, ne de gün ışığıyla buluştuğumuzda içten bir şükür duygusu...

Konforlu bir rutin sadece...

Sonra birden ajanslar haber geçmeye başlıyor.

Yerin altında başka birileri de varmış! 


Maden işçileri...

Canımız yanıyor.

Sonra... 

Yürüyen merdivenler bir aşağı, bir yukarı; hayat nasıl da devam ediyor." 


Ermenek kazasından hemen sonra instagram'da bir metro fotoğrafının altında rastladım bu satırlara...

Hani hep diyoruz ya...

"Modern insan unutarak yaşıyor. Hayatını mümkün kılan emek sürecini, başka insanları ve ürünler, fikirler, hayaller arasındaki bağları unutarak... O yüzden yaşantısını kaçınılmaz gerçeklik ve üstüne üstlük bir de marifet sanıyor" diye..

Sosyal medyadan aldığım satırlar işte bu halimizi dümdüz dile getiriyor! 

***


Daha Soma'nın sarsıntısı sürerken, Ermenek'teki faciayı ve çalışmaları elimiz yüreğimizde izlerken...
Haberler yağmur gibi yağıyor.


Başka madenlerde başka ölümler...

Ruhsatsız ama çalışan madenler; kapanma kararı verilmiş ama nedense uygulanmamış madenler, işçilerin evden getirdikleri yemekleri oksijen seviyesi çok düşük ortamda yemeye mecbur kaldıkları madenler...

Kömürü evde yakarken, sokakta kokusunu duyarken aramızdaki bağlantı bu kadar kopuk değildi. 

Çocukluğumu hatırlıyorum; televizyon kanalları, belgeseller falan yoktu.

Ama maden işçileri hayatımızın içindeydi. Okulda kömür üzerine şiirler okurduk. Kazalardan kazalara işçileri fark eder olmamıştık henüz.

Sonra aklımız sıra daha "uygar" şehirlerde yaşar olduk, daha kalkındık, konforla tanıştık.
Meğer madenler bıraktığımız yerde kalmışlar!

Hatta eğreti özelleştirmelerle daha da gerilemişler; gaddar patronların insafına terk edilmişler; Ermenek'teki gibi 19. yüzyıl şartlarından beter hale gelmişler.

Kabul edilebilir şey mi?

Biz gündelik hayatımızı geçim gailesiyle yerin altında ter dökerek çalışanları unutarak sürdürüyoruz, tamam anladık da... 

Devletin unutma hakkı var mı? 

İş güvenliği bürokrasisi ve özel işletmelerin "saldım çayıra" mantığıyla çalışmasına göz yumanlar sorumluluktan uzak durup hesap vermemeleri kabul edilebilir şey mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.