21 Ekim 2017 Cumartesi30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:49Güneş 07:15Öğle 12:56İkindi 15:53Akşam 18:23Yatsı 19:43
    • 16°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 1°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,185 -0.02
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Bilinç Körlüğü

Fatma Tuncer

Bilinci körelmiş bir kişi, önünü görmeden yürüyen insana benzer. Bu riskli bir yürüyüştür, her an bir tehlike ile karşılaşabilirsiniz. Bilincin körelmesi bir gaflet halidir, bu durumda hataya giden bütün kapılar açılır. Hz. Peygamber, bilinci körelmiş bir toplumu İslam’a davet ederek bilinçli bir neslin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Bilinç varlık âleminde sadece insana has bir durumdur. Fakat öyleyken bunu nadiren yaparız. Genellikle dikkatimiz dağınıktır, hayatın rutinlerine kapılır, gözü kapalı yaşarız. 

Hayatın rutinleri bizi genellikle geçmişe götürür. Geçmişin içinde yaşarız fakat farkına varamayız. Bilincin açık olması ise uykudan uyanmak gibidir. Kişi bir an ne ile meşgul olduğunun farkına varır, geçmişten kopar ve içinde yaşadığı ana odaklanır. 

İnsan kendini ne geçmişin keşkelerinden kurtarabilir ne de geleceğin belirsizliğinden. Bilinç bu noktada önemli bir işlev görür ve insanı geçmişin içinden söküp alır. Bu onun geçmişle gelecek arasında sağlıklı bir bağ kurmasına ve yaşadığı anı daha iyi değerlendirmesine yardımcı olur.
Geçmişin içinden çıkamayan insanlar suçluluk, pişmanlık ve öfke duyar, aynı olayları tekrar tekrar yaşamaya devam ederler. Sorunların nüksetmesinden korkarlar, geleceğin belirsizliği ise kendilerini sürekli meşgul eder. İnsan yaşadığı andan uzaklaştıkça, bilinmedik dehlizlere, beklenmedik engellere takılır ve kederi artıkça artar.
Peki, geçmişten tamamen kopmamız mümkün olabilir mi? Geçmişte yaşadığımız her olay hayatımızdan bir parçadır, ayrılamaz. Fakat dramatik hatıraları bugüne taşımanın manası yoktur. Yaşanmış olumlu ve olumsuz olaylar hayatımızın levhaları olmalıdır. Hatalarımız için tövbe etmeli, hatayı telafi yoluna gitmeli ve ders çıkarmalıyız. Olaylardan süzülüp gelen tecrübelerimizi yabana atmamalıyız.

Günümüzde hipnoz, meditasyon ve kişisel gelişim çalışmaları ile meşgul olan kimseler, farkındalığı arttırabileceklerini ve insanlarımızın daha başarılı bir hayat yaşayabileceklerini ifade ediyorlar. Bu tür çalışmalardan fayda elde etmiş yakınlarınız olabilir. Fakat Hz. Peygamberin bize tavsiye ettiği bilinç, kesintisiz devam eden bir farkındalık halidir. Yani kişi nerede olursa olsun, her an Allah’ın huzurunda olduğunun bilincinde olmalı ve kontrolü elden bırakmamalıdır.
Bilinci uyanık kişi gerçek anlamda şuurlu kişidir. Hüzün ve mutsuzluk bu kişiye uğrayamaz. Çünkü o kendini bilen bir kişidir. Müslüman günün belli vakitlerinde değil yirmi dört saatinde bu hâl üzere olmalıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.