18 Ocak 2017 Çarşamba20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:48Akşam 18:11Yatsı 19:36
    • 11°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 82.779 0.51
  • Altın: 147,316 0.29
  • Dolar: 3,7701 -0.17
  • Euro: 4,0274 -0.27

ABD için Esadın gitmesi değil, sonrası önemli

Abdulkadir Özkan

Geçen haftanın sonlarına doğru ABD Başkanı Obama yaptığı açıklamada Türkiye ile Esad’ın gitmesi konusunda ortak bir görüşe vardıkları izlenimi veren ifadeler kullanıyordu. Ya da Obama öyle bir şey demiyor da bizim yöneticiler ve iktidar yanlısı medya öyle bir görüntü veriyordu. Önceki gün Obama, Avustralya’da G20 Zirvesi’nin ardından düzenlediği basın toplantısında, “Esad’ı göndermenin yolunu aramıyorum” dediği medyaya yansıdı. Kısacası birkaç gün ara ile Obama, Esad konusunda iki farklı görüş dile getirmiş oluyor. Bu bakımdan ister istemez insan ‘Obama’nın ilk söylediği mi yoksa son söylediği mi doğru?’  diye düşünmeden edemiyor. Aslında hangi sözünün doğru olduğu da pek önemli değil. Çünkü ABD için Esad ya da bir başkasının Suriye’nin başında bulunması fazlaca önemli değil. Önemli olan iş başında bulunan kişinin ABD çizgisinde hareket edip etmemesi, ABD çıkarlarına zarar verip vermesidir. Böyle olunca da Obama ister “Artık Esad gitmeli”, ister ”Esad’ı göndermenin yolunu aramıyorum” demiş olsun her ki ifadede gerçeği yansıtmaktan uzaktır.

Görünen o ki, 4 yıla yaklaşan bir süreden beri Suriye’de yaşananlar sebebiyle ABD artık Esad’ı desteklemekte zorlanmaktadır. Bu bakımdan Esad’ın kalması için bir çaba sarf etmeleri de söz konusu değildir. Ancak, Esad başta bulunduğu sürece el altından da olsa ABD’nin Esad ile temasları sürüyor/sürecektir. Bu bakımdan ABD için önemli olan Esad değil, Esad’dan sonra iktidara kimin ya da kimlerin geleceğidir. Suriye’de çatışmaların başlaması ile birlikte ABD ve İsrail bu sorunun cevabını bulmaya ve belirlemeye çalıştılar. Özellikle İhvan benzeri bir iktidarın oluşması endişesi tavırlarını belirledi. Tüm gruplar birbirini yesin, bizde onları test edelim hangi taraf daha güçlü ve işimize yarayacaksa onun yanında yer alırız stratejisi izlediler. Bu konuda gözü kapalı strateji uygulayan Türkiye idi. Çünkü olayların başında ABD Türkiye’ye kesin olarak Esad’ın gideceği, bunun içinde Suriye konusunda Türkiye’nin tavrını destekleyeceği sözünü ya da izlenimini verdi. Türkiye’de bu izlenime kapıldı. Nasıl olsa Esad gidecek ve Türkiye’ye yakın bir yönetim iş başına gelecek duygusu ile her gün, “Katil Esad” söylemleri tekrarlandı. Ne var ki, birlikte yola çıkılan ABD kısa süre içinde farklı bir tavır serilemeye başladı ve Esad’ın gitmesini istemez bir tutum aldı. ABD tarafından bu konuda net bir açıklama yapılmamakla birlikte ABD’nin tavır değişikliğini açıklayan görüşler İsrail’den geldi. İsrailli yetkililer, Esad’ın bilinen kişi olduğu, onun yerine geleceklerin kestirilemediği için Esad’ın kalmasından yana olduklarını belirttiler. Ama AK Parti iktidarı bunu bir türlü anlamak istemedi.

Sonuç olarak şunu söylemek yanlış olmaz: ABD için Esad’ın kalması ya da gitmesi önemli değildir. Önemli olan Esad sonrası Suriye’de nasıl bir yapının oluşacağı, yeni yapının ABD ve İsrail çıkarlarına zarar verip vermeyeceğidir. Bunun dışında tüm söylenenler günü kurtarmaya yöneliktir.Bu noktada G20 Zirvesi’nde Başbakan Davutoğlu’nun söylediği şu sözler de sanıyorum ABD’nin Suriye konusundaki tavır ve niyetini ortaya koymaya yeterlidir:

“G20 Zirvesi’nde Ebola ile mücadelenin ele alınması çok önemliydi ama maalesef mülteci meselesi çok fazla ayrıntıyla görüşülemedi.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.