28 Mayıs 2017 Pazar2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:35Güneş 05:29Öğle 13:08İkindi 17:05Akşam 20:34Yatsı 22:19
    • 17°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Çözüm sürecinin kırmızı çizgileri

Faruk Köse

Sorun bir değil, aslında iki. Biri “Kürt sorunu”, diğeri “terör sorunu.”Çözüm süreci yürütülürken bu iki soruna da çözüm getirecek bir yol ve yordam takip edilmeli. Sadece Kürt sorunu veya sadece terör sorunu verilerinden hareketle yürütülecek süreç, barışı getirme yeterliliğini haiz olamaz.

Kürt sorunu, “Laik-Kemalist rejim”den kaynaklanan ve “muhatabı Devlet”olan bir sorun. Zira Devlet, kurulduğu günden bu yana “ülkenin asli unsurları” olan “müslüman toplum”a Türk, Kürt veya başka bir ırktan olup olmadığına bakmaksızın, “büyük ve acımasız bir zulüm” uyguladı.“Toplumun inanç, kimlik ve kişilik değerleri”ne dair ne varsa devlet ve toplum hayatından söküp attı. Ancak Kürtlere, bir de “Kürt oldukları için ilave zulüm” yaptı. İşte “Kürt sorunu”ndan bunu kastediyorum. “Kürtlerin, Kürt kimliğinin inkâr ve iptali üzerine dayalı hak ihlalleri”ni...

Bu sorun doğrudan doğruya “Devletin sorunu”dur ve Devlet, kendi sorununu kendisi çözmeli,bunun için hiçbir gerekçeyi, hiçbir şartı öne sürmemelidir. Bu kapsamda Devletin veya “Devleti temsil edenler”in, kendi sorunu olan Kürt sorununun çözümü için “PKK gibi terör örgütleri”yle “pazarlık masası”na oturması yanlıştır; bunun hiçbir doğru yanı yoktur. Çünkü bu durumda kontrolü elinden kaçıracağı aşikârdır. O nedenle Devlet hem “kendi sorununu kendisi çözmeli”, hem de çözümü ivedilikle yürütüp başarmalıdır.

Terör sorunu ise, “terör örgütü PKK’nın eylemleri”nden kaynaklanan bir sorundur ve “muhatabı PKK”dır. PKK’nın Kürt sorununu bahane ederek yürüttüğü terörün “onbinlerce can kaybı”na, “yüz milyarlarca mal kaybı”na ve “telafisi çok güç içtimai/toplumsal yaralar”a mal olduğu malûmunuz. Bu“terör eylemleri ve terör örgütü karşısında devletin yapacağı tek şey, asayiş tedbirlerinden ibaret”tir.

Yani Devlet, “terör sorunu”nu “Kürt sorunu”na eklemlemeden, “Kürt sorunu”nu kendi inisiyatifiyle çözmeli, ama “terör yapanlar”a karşı da“alınması gereken hangi türden asayiş önlemi varsa”, tavizsiz bir şekilde, geri adım atmadan almalıdır.

Terör yapana “müsamaha” göstermek, “terör örgütüyle hak ve hukuk pazarlığı ya da müzakeresi” yapmak, teröriste güvenmek, terörist karşısında “geri adım” atmak, terör örgütüne “palazlanmasına yol açan müdahalesiz süre” vermek, “iyi niyet” beslemek, “pazarlık” yapmak vb. durumlar, Kürt sorununu “terör örgütünün meşruiyet gerekçesi” haline getirir ve içinden çıkılamaz bir hale büründürür.

Bu noktada, Hükümet’in “terör örgütü PKK”ya ilettiği “kırmızı çizgiler” çok önemli. Zira duyduk ki, İmralı’da Teröristbaşı ile yapılan görüşme heyetinin üyelerinden İdris Baluken, “çözüm sürecine dair Hükümet’in kırmızı çizgileri”ni PKK’nın ana üssü Kandil’deki terör elebaşılarına götürmüş.

Neymiş bu kırmızı çizgiler?

1- Mutlak silahsızlanma ve silahlı unsurların çekilmesi,

2- Mutlak eylemsizlik,

3- Kamu düzeni ve asayişin tam olarak sağlanması,

4- Diyalog kanallarının açık tutulması,

5- Süreçte şeffaf ve samimi olunması, açıklamalarda sürece zarar verecek bir dil kullanılmaması,

6- Görüşmelere üçüncü bir ülkenin katılımının aranmaması.

Hükümet’in kırmızı çizgilerinin başlıcaları bunlar.

Bunlar iyi de, bu noktada “çözüm sürecinin kırmızı çizgileri”ne dair önemli iki eksiğin giderilmesi gerektiğini düşünüyorum:

1- Kürt halkının haklarına dair neler yapılacağı kesinlikle terör örgütü ile pazarlık konusu yapılmamalı. Devlet zaten bu haklardan daha vermediği kaldıysa, bunu hemen vermeli; bu konuda sadece müslüman Kürt halkının asli temsilcileriyle istişare etmeli.

2- Çözüm, kesinlikle özerklik üzerine kurgulanmamalı. Zira özerklik temelinde sağlanacak bir çözüm, parçalanmanın ilk ve geri dönülmez ayağını oluşturacaktır. PKK Kürdistanı’nın özerkliği tanınıp parçalanmanın geri dönülmez yoluna girilirse, eylemsizlik alınmış, asayiş sağlanmış ne önemi kalır? Zaten bunları verdiğinde teröristin eylem yapmak için bir gerekçesi kalmayacak ki...

Hükümet’in, süreci doğru zemine çekmeye çalıştığına dair bir çaba içine girdiğini görmek güzel. Bunun desteklenmesi lazım. Ama yukarıda ifade ettiğim iki eksiği tamamlamak suretiyle...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.