D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Yeni bir Atatürk imâl etmek!

Yeni bir Atatürk imâl etmek!

Tarihî şahsiyetlerin hayatları ölümlerinden sonra yeniden yazılabilir mi? 20. Yüzyılda, herşeyin gözönünde bulunduğu bir dönemde bu mümkün gibi görünmüyor. 

Atatürk bir 20. Yüzyıl şahsiyeti... Hayatı enine boyuna biliniyor. Kendisi de sağlığında biyografisinin oluşturulması için gayret sarfetmiştir. Bir devlet kurucusu olarak sağlığında biyografisi her ölçekte yazılmıştır. Ders kitaplarında yer alan metinler yanında, daha geniş ilgilere yönelik metinler de oluşturulmuştur. Sağlığında çizilen çerçevenin ölümünden sonra daha katılaştırıldığı, “ortodokslaştırıldığı” yabancı ilim adamları tarafından iddia edilmiştir.

Gerçekten resmî ideoloji gibi bir resmî Atatürk biyografisi de vardır. Bu hayat hikâyesinin gerçekle tetabuk etmeyen yönleri de mevcuttur. Çünkü oluşturulduğu dönemin şartları içinde müsbet ve mükemmel bir Atatürk portresi çizilmiştir. 

O dönemin müsbetleri bugün menfi olarak görülebilir mi? Bu hususta bir hayli örnek bulabiliriz. 

Resmî Atatürk biyografilerinde onun inanç yönü pek ele alınmaz. Bu metinlerde inanca müteallik unsurlar pozitivizme bağlanan bir Atatürk portresi ortaya koyar. 

Bu yanlış mıdır? Daha doğrusu bununla çelişen unsurlar sözkonusu mudur? Mustafa Kemal’in Osmanlı sistemi içinde yetiştiğini, dinle ilişkilerinin de bu çerçevede seyrettiğini söyleyebiliriz. Bu çerçevede okuduğu askerî okullarda namazın mecburi olduğunu, bütün talebelerin beş vakit namaz kıldığını biliyoruz.

Mustafa Kemal okuldan sonra ibadetlerini bu şekilde sürdürmüş müdür? Bunu tam olarak bilmek mümkün değildir. Fakat en azından cuma ve bayram namazlarını kıldığını tahmin edebiliriz. Bu hayatının çeşitli safhalarında tesbit edilebilmektedir. Bu daha fazla gözönünde bulunduğu Millî Mücadele döneminde daha açık olarak bilinmektedir. 

Ya zaferden sonra? Paşa’nın bundan sonraki hayatının “pozitivist Atatürk” imajını güçlendirdiğini söyleyebiliriz. 

1930’ların taleplerine uygun Atatürk biyografisinin 12 Eylül darbesini yapan askerler tarafından belli ölçüde değişime uğratıldığı görülmektedir. “Dindar Atatürk” 12 Eylül sonrasının bir imâlatıdır. 

Son yıllarda düşünce ve yayın hürriyetinin genişlemesi ile Atatürk üzerinde yapılan yayınlarda da bir hayli çeşitlenme olmuştur. Resmî biyografinin zayıf ve noksan taraflarını ele alarak yeni bilgiler ortaya koyanlar olduğu gibi, doğum yeri ve tarihi dahil bazı hususlarda keskin değişiklik iddiaları da ortaya atılmaktadır. Mesela, Selanik’li Mustafa Kemal Efendi’nin esasında Malatya doğumlu olduğu bunlardan biridir! 

Buna benzer bazı iddialar da dindarlığı tartışmalı bir şahsiyeti dindar göstermenin ötesine geçip onun soyuyla-sopuyla müslümanlığını ısbat çabasıdır. Atatürk’ün seyyid ve şerif soyundan geldiği, Kur’an hafızı olduğu iddiaları dayanaktan yoksundur. Osmanlı tarihi boyunca seyyid ve şeriflerle ilgili bir kurumun olduğunu hatırlatalım: Nakibüleşraflık. 

Bunlar iddiadan öteye geçmezken, bizim sütunlarımıza almayı uygun bulmadığımız, Atatürk’ün dinle, Peygamber efendimizle ilgili kayda geçmiş görüşleri kolayca ulaşılacak kaynaklarda yer almaktadır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
D.Mehmet Doğan Arşivi