25 Mart 2017 Cumartesi27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 22°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

“Baba katiliyle baban bir safta”

Ziya Müezzinoğlu
Komplo teorilerine her zaman ihtiyatla yaklaşan biriyim. Ancak Paris’te gerçekleştirilen saldırı ve sonrasında yaşananlara bakıldığında zorlama bir takım yorumların yanı sıra gerçekten açıklanması gereken ve adeta  “ben bir tiyatroyum” diye bas bas bağıran tuhaflıkların da olduğunu görüyoruz. 
 
Tuhaflıkların en başında saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin terk edip kaçtıkları araçta kimliklerini unutmuş olmaları geliyor. Önce tüm dünya ağız birliği edip teröristlerin hareketlerinden giyimlerine, davranışlarından soğukkanlılıklarına ve silahlarına kadar her şeyiyle profesyonel olduklarını konuşuyor ama sonra onca karmaşa arasında düşen ayakkabıyı bile yerde bırakmayan bu profesyonel teröristlerin nedense kimliklerini arabada unuttuklarını öğreniyoruz. 11 Eylül’ün teröristleri de yıllarca eğitim alıp pilot olmuş, tüm istihbarat birimlerini saf dışı bırakarak büyük bir eylem gerçekleştirmiş ancak havaalanının otoparkına bıraktıkları arabalarında uçak kullanım kılavuzları ve pasaportları bulunmuştu. Düşünebiliyor musunuz, soygun yapan ve ardından çaldığı araçla bir dergiye katliam yapmaya giden teröristler yanlarına kimliklerini almayı ihmal etmiyor üstüne üstlük bir de araçta unutuyor. 
 
Tuhaflıklar bununla da kalmıyor. Fransız polisi, silahlı saldırı yapıp kimliklerini araçta unutan Cezayirli aptal iki Müslüman teröristi 88 bin  –yazıyla seksen sekiz bin- polis ile büyük bir gövde gösterisi yaparak yakalıyor. Ancak nedendir bilinmez, saldırıyı araştırmakla görevli olan ve teröristleri yakalayıp öldürerek büyük bir başarıya imza atan kahraman başkomiser - bünyesi aniden gelen bu büyük başarıyı kaldıramamış olsa gerek- aynı gün intihar etti. Böylelikle başrol oyuncularının ardından olayla ilgili çok şey bilen yönetmen de ölmüş oldu. 88 bin polisle dünya televizyonlarından canlı yayınlanan büyük bir operasyon yapıyorsunuz ancak olayın arkasında kimlerin olduğunun ortaya çıkarılması açısından son derece önemli olan failleri sağ olarak ele geçir(e)miyorsunuz. Bu, faillerin kim ya da kimler olduğunun hiç de önemsenmediğini apaçık ortaya koyuyor. Onlar açısından faillerin kim ya da kimler olduğu önemli değil, olayın İslam dünyasına yeni operasyonlar yapmak için yeni imkanlar sunması yeterli. 
 
Saldırının birileri tarafından sahneye konmuş bir oyun olduğu inancını güçlendiren tuhaflıklardan ve basitliklerden biri de faillere yönelik operasyonun yapıldığı saatlerde yeni bir teröristin daha ortaya çıkıp Yahudilere –evet Yahudilere- ait bir dükkandaki müşterileri rehin alarak bir matbaada kuşatılan teröristlerin serbest bırakılmasını sağlamaya çalışması oldu. İşte bu son eylem, tüm bu saldırıların kimler tarafından tezgahlandığını apaçık ortaya koymuş ve adeta katil, “ben buradayım” diye nanik yapmıştır. Zaten İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da fırsatı kaçırmamış ve hiç utanıp sıkılmadan, tıpkı Hitler korkusuyla tüm Yahudilerin İsrail’e göçe zorlanmasında olduğu gibi bu olaydan da vazife çıkararak tüm Yahudileri İsrail’e davet etmiş. Şöyle demiş teröristbaşı açıklamasında:  "Avrupa'daki tüm Yahudilere, İsrail'in sizin yalnızca kıblenizin yönü olmadığını bilakis eviniz olduğunu söylüyorum. Bu hafta, bakanlardan oluşan özel bir ekip antisemitizmin korkunç yönüyle karşılaşan Fransa'daki ve diğer Avrupa ülkelerindeki Yahudilerin İsrail'e göçünü artırmak için bir araya gelecek. İsrail'e göç etmek isteyen her Yahudi, burada sıcak bir kalp ve açık bir kucakla karşılaşacak. Aynı zamanda sizin de devletiniz olan bu ülkenin sizi de içine almasına yardımcı olacağız. Saldırılar, radikal İslam'ın çağdaş dünya ve Batı'nın özgür medeniyetine karşı başlattığı savaşın devamı niteliğindedir. Eğer birleşirsek terör bize galip gelemeyecektir. Gerçek sorunun köklerini görmezden gelirsek bu terörün istediği Yahudi halkı da dahil Batı medeniyetini radikal İslamiyet eliyle yok etmek. Paris'teki yalnızca bir başlangıç. Bunu korkutmak için değil, gerçek olduğu için söylüyorum. İtiraf etmenin vakti gelmiştir. Öncelikle terörü destekleyen, ona barınak ve geçiş imkanı veren ülkelere karşı çalışmalar yapılması gerekiyor.”
 
Terörist teröriste karşı 
 
Bir de dün gerçekleştirilen şu yürüyüş ve dünyanın Paris’te öldürülen 12 karikatürist için ayağa kalkması meselesi var. Yürüyen dünya liderlerine baktığımızda evlere şenlik bir görüntüyle karşılaşıyoruz. Dünyada terörün bizatihi sebebi olanlar ve dünyayı terörize edenler teröre karşı yürüyor. Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi, “Baba katiliyle baban bir safta!”
 
Olayın ardından yandaş olarak adlandırılanlar da dahil olmak üzere yüce Türk medyasının da tıpkı dünya medyası gibi “Dünya şokta” ve “Avrupa’nın 11 Eylül’ü” gibi başlıklar atması, medya alanında da hala iplerin kimlerin ellerinde olduğunu göstermesi bakımından hayli üzücü olmuştur. “Avrupa’nın 11 Eylül’ü” söylemi, İslam düşmanlarının diline tercüman olmuş ve daha şimdiden bu olay bahane edilerek İslam dünyasının ve Müslümanların gelecek dönemde başına açılacak yeni gailelerin habercisi olmuştur adeta.
 
Saldırılar sebebiyle bir dinin peygamberine ve topyekun o dinin mensuplarına hakaret eden alçak bir batılının ve bir Müslümanın ederini de bir kez daha öğrenmiş olduk hep birlikte. İslam ülkelerinde her gün yüzlerce Müslüman, çoluk çocuk demeden katledilirken şok olmayan ve ayağa kalkmayan hür dünya(!), Müslümanları ve İslam peygamberini terörist olarak damgalayan üç-beş karikatüristin öldürülmesi sonucu ayağa kalkıp güya teröre karşı durmak için Paris’e akıyor. Sanki dünya güllük gülistanlık ve sanırsın ki Habil-Kabil’den sonra ilk cinayet Paris’te işlenmiş. Daha dün Gazze’de bir kalemde 2 binden fazla insan çoluk-çocuk, genç-yaşlı, sivil-asker demeden katledildi ancak dünya şoka girmedi. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Mali’de, Doğu Türkistan’da, Afganistan’da, Mısır’da, Arakan’da ve daha nice yerlerde yüzbinlerce, milyonlarca Müslüman katlediliyor ancak dünya liderleri bir araya gelip katliamlara karşı bir yürüyüş yapmıyor.
 
Saldırganların eylemleri ve Paris’teki yürüyüş de dahil olmak üzere yaşananlar dönüp dolaşıp merhum Erbakan hocanın bir cümlesini hatırlatıyor: “Siyonizm öyle bir mikroptur ki, 'ben Siyonizm’e hizmet etmiyorum' türküsünü söylete söylete kendisine hizmet ettirir de haberin olmaz.”
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.