Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Dün kaldığımız yerden

Dün kaldığımız yerden

Dün, İsmail Nacar’ın mektubunun yarısında kalmıştık, bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz..

26 Şubat 1989 tarihli Hürriyet gazetesinin “Tarikatların ANAP’a Destek Çağrısı” manşeti, bu paralel yapıyı rahatsız etmişti. Çünkü, o yıl yapılacak olan yerel seçimlerde Erbakan’ın önünün kesilmesine yönelik bir entrikayı ifşa ettiği içindir ki, bu yapı da rahatsız olmuştu. Çölaşan’ın bir hafta sonraki röportajında Oğuzhan Asiltürk de, bendeki bilgileri doğrulamıştı. 2 Mart 1989 tarihli Zaman gazetesinde “Meraka değmez bir adam” başlıklı köşe yazısıyla beni, Sükan’ın içişleri bakanlığı döneminde MİT’e giren adam olarak ilan etti. Halbuki, Faruk Bey’in içişleri bakanlığının sona erdiği 1969 yılında ben, Malatya Turan Emeksiz Lisesi’nden Elazığ Lisesi’ne sürgün gitmiştim; yani bir lise öğrencisiydim. İşte, artık bu tarihten itibaren bu müfteri ve güdümlü yapıyla açık bir mücadeleye girdim. Zaten, bu paralel yapıyı da destekleyen Gladio, bu tarihlerde bazı provokasyonlara da başvuruyordu. Bu, Türkiye’nin önünde önemli bir tehlike idi. Örneğin, Aziz Nesin’e ölüm fermanı çıkardıklarında, 5 Haziran 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde bunu haber verdim. Yine, “Türk İntikam Tugayları”nı kurduklarında da, 8 Ağustos 1993 tarihli Aydınlık gazetesi, benimle röportaj yaparak haberi manşetine taşımıştı.

Bir zamanlar CIA’nın Ortadoğu masasının şefi Graham E. Fuller’in “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı eserinde de göklere çıkarılan bu hareketin, bu paralel yapının büyük bir tehlike olduğunu yıllar önce haber vermiştim. Örneğin, 13 Ağustos 1998 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Yeni Bir Bâtınî Tehlikesi” başlığını taşıyan bir makalem yayımlandı. Belki hatırlarsınız, 17 Aralık operasyonundan yaklaşık 1 yıl önce bizim eve geldiğinizde, CIA’nın desteklediği bu yapının, yerel seçimlere 3 ay kala hükümete karşı bir operasyon yapacağını size söylemiştim.  Önceden tahmin ettiğim tarihlerde, “yolsuzluk” iddialı bu operasyon yapılınca da, günün başbakanı Erdoğan, bu paralel yapıyı aynı zamanda “Haşhaşi” olarak ilan etti. Fatih Altaylı ise, 17 Ocak 2014 tarihli Habertürk gazetesinde, “Haşhaşi benzetmesi ilk kez 16 yıl önce yapıldı” başlıklı yazısıyla, benim, yıllar önce Cumhuriyet’te yayımlanmış olan o makalemi gündeme taşıdı. Bunun üzerine Akit gazetesi, sanıyorum Gülen’in dosyasına da girmiş olan bu makalemle ilgili sorular sordular. Söylediklerimden rahatsız olan Fetullah Gülen ise, bana elli bin TL tazminat davası açtı. Buna rağmen, bu yapıyla yaklaşık 30 yıllık mücadeleme rağmen, 17-25 Aralık operasyonunun hemen arkasından devreye girdim. Eğer Fetullah Gülen, hükümete karşı bir darbe girişimi olarak nitelenen bu operasyonun içinde değilse, Türkiye’ye döneceğini derhal açıklaması gerektiğini hem Hüseyin Gülerce’ye ve hem de Meclis Başkanı’nın danışmanı ve Gülen’in de halasının oğlu olan Kâzım Hoca’ya söyledim. Defalarca konuştuk; ama bir cevap gelmediği gibi, Hüseyin Gülerce de yollarını ayırdı.” 

Bir okurum da bu arada Ahmet Şık’ın “Gülen’e 25 soru”sunu göndermiş. Onun da bir kısmını alıntılıyorum:

1-AKP-Cemaat kavgası devlete sahip olma savaşı değilse nedir?

2-AKP iktidarında devlet rantından yararlanmadıysanız, “Ne istedilerse verdik” diyen RTE neyi kastetti ve AKP döneminde neler elde ettiniz?

3-AKP ile koalisyon ortağı değildiyseniz 2007-2012 arasında, doğal “düşmanları” tuzaklarla ortadan kaldırma birlikteliği nedir?

4-Polis ve yargıyı örümcek ağı gibi kuşatan Cemaatçiler, AKP’nin de onayıyla kontrgerilla yöntemlerine başvurmadı mı?

5-Bir sohbetinizde “Sahte CD’ler, çipler hazırlamak müminlik değildir” derken neyi kastettiniz?

6-Sahte CD ve çiplerle kimler kimlerin başını yaktı? Hapsetti? Cemaatinizin polisi ve yargı mensupları bu çetenin içinde değil mi?

7-Cemaatinizle ilgisi yoksa size yakın medya organları neden hep bu sahtecilikleri yapanları savunan yayınlar yaptı, yapıyor?

8-MİT krizi darbe girişimi değilse Erdoğan neden “hedef bendim” dedi? Darbe girişimi değilse Erdoğan’ı hedeflemekte amaç neydi?

9-Adına yanıt verdiğiniz O.H.Ö. kimdir? Cemaatinizdeki yeri, konumu ve görevi nedir? Emniyetin imamı mıdır? Diğer imamlar kimlerdir?

10-Neden devlet kurumları içinde imam dediğiniz sorumlularınız bulunuyor?

11-STK olduğunu öne sürdüğünüz cemaatiniz polis, asker, yargı ve MİT içinde örgütlenmeyi neden bu kadar önemsiyor?

12-Militarist kurumlar başta olmak üzere devlet içinde örgütlenmenize rağmen nasıl sivil kalabildiğinizi iddia ediyorsunuz?

13-Cemaat mensuplarınız, kendi arkadaşları ya da gönüllüleri de dahil olmak üzere neden fişlemeler yapıyor?

14-Şantaj içeren, pis kokular yükselen her olayın ardından, haklılık payı yoksa neden ilk şüpheli cemaatiniz oluyor?

15-Cemaat gazetecilerinin Ergenekon konusunda yazıp söyledikleri, “objektif, tarafsız, özenli, sorumlu gazeteci” kriterlerine uygun mu?

16-Gülen Cemaati neden şeffaf değil? Gizliliğe bu kadar önem vermeniz, cemaatçi savcılar gibi sorarsak “hayatın olağan akışına uygun mu?”

17-Cemaatin finans kaynakları nelerdir? Cemaatinizin sahip olduğu finansal hacim ne kadardır?

18-Himmet adı altında toplanan paraları kim, nerede kullanıyor? Bugüne dek ne kadar para topladınız? Himmet oranları neye göre belirleniyor?

19-Kaynağı belirsiz para girişleri için cemaatin sahip olduğu finans kuruluşları mı kullanılıyor? 

20-ABD’de oturum iznini almanız için CIA mensupları neden ve hangi ilişkiler nedeniyle size referans oldu?

21-CIA patentli ve kurucularından olduğunuz Komünizmle Mücadele Derneği, Cemaatinizin örgütlenme modelinde örnek alındı mı?

22-Sizin Dünya İmamı olarak adlandırıldığınız Cemaatinizde ev, sokak, mahalle, ilçe, il, bölge, ülke ve kıta imamları ne işler yapar?

23-Hiyerarşinin bu kadar katı ve keskin olduğu bir yapı sivil midir? Demokratik midir? Kimin ne kadar söz hakkı vardır?

24-Ergenekon, Balyoz, KCK, Devrimci Karargah, Şike, Cübbeli Ahmet davalarındaki komplo ve tuzakları kimler kurdu?

25-Sorular daha çok şimdilik şununla son vereyim: “Cemaatin nihai hedefi nedir?” 

Bu günlük te bu kadar. 

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
40 Yorum
Abdurrahman Dilipak Arşivi