Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Bahardan sonra Arap dünyası

Bahardan sonra Arap dünyası

25 Ocak 2015 tarihiyle birlikte Mısır merkezli Arap Baharı beşinci yaşına bastı.  Baharı Tunus tetiklemişti, süreç dört ülkedeki başları tepetaklak etti.  Bahar Suriye üzerinden beşinci ülkeye sıçramıştı lakin burada küresel bir bariyerle karşılaştı. Beşşar Esat buna küresel komplo dedi. Geride kalan dört yılın muhasebesini yaptığımızda devrimin yerinde çakılıp kaldığını ve bir yönüyle sayfasının veya parantezinin kapandığını görebiliyoruz. ABD Suriye’den Yemen’e kadar devrim düşmanı Şii eksenle birlikte hareket ediyor. Ya da en azından tercihi bu yönde.  New York Times gazetesi, Suriye konusunda Obama yönetiminin stratejik bir değişim içinde olduğunu, çark ettiğini ve Esat’ın gitmesindense kalmasını yeğlediğini yazmaktadır. IŞİD’den ise başta Esat’ı görmeyi yeğlediği ifade edilmektedir.  ABD’nin IŞİD öncesi tutumunu da biliyoruz.  Bu izah tabii ki gerçeği aksettirmiyor.  İdaresi olmasa bile Obama’nın bizzat kendisinin baştan beri gönlü Esat’tan yana idi. Buna dair karine hatta delil düzeyinde birçok veri olmasına rağmen Obama ‘nın tavrının Esat’ın gitmesinden yana olduğu zannedildi.  Halbuki, Esat gibi Obama da 180 derecelik manevrasını yapabilmek için uygun zemini, zamanı kolluyordu. Eskilerin ifadesiyle vakti merhunu bekliyordu. Zamanın olgunlaştığını ve Suriye devrimiyle ilgili beklentilerin zayıfladığını ve ilginin tavsadığını görünce büyük manevrasını yapmakta bir beis görmedi.  Yoksa gönlü baştan beri Esat’ın kalmasından ve kazanmasından yana idi. Kısaca aslında Obama, Esat’la birlikte Suriye’nin eş katili idi.

Al-Monitor’da yazan Barbara Slavin’in ifadesine göre, ABD Yemen’de de Husilerle iş utuyor,  temaslarda bulunuyor, onlarla istihbarat paylaşıyor.  Terör adına bu ülkede Kaide elemanlarıyla savaşmaya hatta insansız hava araçlarıyla infaz etmeye devam ederken Yemen’i ve meşru hükümetini alaşağı eden, ülkeyi işgal eden Husilerle alt düzeyde de olsa ortaklık kurmuş bulunuyor. Yemen’den söz açılmışken, Yemen’de de şimdilik devrim parantezinin kapandığını söyleyebiliriz.   Bütün devrim veya bahar ülkelerde parantezin kapandığı bir vakıa. Daha doğrusu dönüşüm geçirdiğini söylemeliyiz.    25 Ocak tarihinin yıldönümüne doğru Husiler,  Sana’a’da başkanlık sarayını bastılar ve başkanı rehin aldılar. Başkan ve hükümet rehineleri durumunda. Bakanlar ne kendi istekleri doğrultusunda ülkeyi yönetebiliyor ne de istifa edebiliyorlar. İstifa etmek de yasak! Dünyada böyle bir hükümet şekli daha görülmedi. Buna ‘Husi modeli yönetim’denebilir.

Mısır’a baktığımızda burada da Mübarek döneminin meşruiyet kazandığını ve devrimden geriye hiçbir şeyin kalmadığını görebiliyoruz. Son olarak Mübarek’in iki oğlu Cemal ile Alaa da beraat etti.  Hapisten çıkmalarına ramak kaldı veya an meselesi.  Eli kulağında.  Katliamcı polisler beraat etti. Mısır’ın durumunu şöyle özetlemek yerinde: Devrilenler dışarıda, devrimciler ise içeride! Tunus ile Mısır modelleri arasında hangisi başarılı veya hangisi başarısız tartışması marjinal bir tartışma. Başarıyı tartışmak yerine hangi tutumun daha doğru olduğunu tartışmak daha yerinde olur.  Yoksa ortada her ikisi açısından da somut bir başarı yok.  Bahardan sonra halk iradesi İslami dalgayı yüzeye ve iktidara taşıdı. Lakin İslami kesimlerin tabanda gücü olsa da organize değillerdi ve devlet  kurumlarında  etkileri bulunmuyordu. Bundan dolayı da iç ve dış güçlerin muvazaasıyla birlikte bahar veya İslami deneyim şimdilik akamete uğratıldı. Dennis Ross’un ifadesiyle, devrimciler cılız bir yapıyı temsil ediyorlardı. Halk iradesini ortaya koydu ama bunu örgütlü olarak sürdüremedi. Bundan dolayı iradesi örgütlü güç karsısında eridi.  Kurumsal olmadığından gücünü zamana yayamadı.  Gök kubbede bir patlama ve bir çığlık olarak kaldı.  Oyunu güçlü olan ve organize olan tekrar yüzeye çıktı.  İslamcılar coğrafya boyu nadasa çekildiler. Tunus’ta Nahda Hareketi Habib Sayd hükümetine ortak olmayı düşlüyordu.  Ona Devlet Bahçeli tarafından 28 Şubat sürecinden sonra yeni hükümet kurma çabaları sırasında Fazilet partisine söylenen söylendi:  Biraz kenarda dinlensin!  Bu bir devrandır bunu söyleyenler zamanla daha fazla kızakta dinlenebilirler.  Bununla birlikte, 4 bahar yılının acı hasadı böyle.

 Her şey bitmiş değil. Eski hal muhal ya yeni hal ya izmihlal.  Arap Baharı belki araçları veya yöntemi itibarıyla kaybetti. Bu vartadan araçlarını ve kendini yenileyerek çıkabilir. Özü itibarıyla asla bir şey kaybetmedi,  aksine devrim, tortularını geride bırakarak yeni bir safha açıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi