19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 14°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 4°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 14°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 106.926 -0.06
  • Altın: 151,429 -0.02
  • Dolar: 3,6718 -0.12
  • Euro: 4,3287 0.21

İki Çeşit Hizmet Erbabı

Cemal Nar

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, çelişkiler, adaletsizlikler ve dengesizlikler diz boyu. İnsan neye karar vereceğine, nasıl davranacağına bazen şaşırıyor.

Mesela şurada birileri var; dinine ve ümmetine ihlas, samimiyet ve fedakarlıkla hizmet ediyor, başına insan topluyor, talebe yetiştiriyor, ama asla reklama, tanıtıma, şan ve şöhrete pirim vermiyor, kendi köşesinde sesi çıkmadan öyle yaşayıp gidiyor.

Fakat ne yazık ki kimileri de vardır, “dine ve millete hizmet” diye hemen bir dernek kurarak veya bir tekke, bir medrese açarak işe girişmiş, ama bir yumurta kuzlayıp da büyük marifet yapmış gibi akşama kadar öterek kafa şişiren tavuklar gibi, durmadan reklam ve tanıtımla hayatını milletin sırtına atmış, ömrünün baharında evler, arabalar, binalar sahibi olmuştur. Üstelik “maaşsız, karşılıksız olarak dine hizmet ettiklerini” söyleyerek, maaşlı çalışan Diyanet veya Milli Eğitim mensuplarını küçük görmüşlerdir. Oysa zannedildiği gibi ne ilimleri vardır, ne de maneviyatları.

Yaşadıkları dünyevi saltanat ve tantana bunun açık delilidir. Ama “Şeyh uçmaz, müridi uçurur” derler ya, bunların etrafında da bir grup vardır; kimi tedavisi mümkün olmayan ahmaklığından, kimisi beraber geçindiğinden, uçurur da uçururlar hazretlerini…

Biz bu uyanıkları yazarsak, acaba samimilere bir zarar verir miyiz diye kırk kere düşünüyoruz. Sonra bir yerlerden kokusu çıkıyor, yazmamakla yanlış yaptığımızı anlıyoruz. Tabi bir de bunların şerrinden, en azından iftiralarından korkmuyor da değiliz. İçi boş bu adamlar bayram davulu gibi her yerde icap eder etmez konuşur durular, sizi karalarlar, öyle iftiralar atarlar ki, haberiniz bile olmaz. Olsa da elinizden bir şey gelmez. Çünkü siz bayram davulu olamazsınız. Çok çok Allah Teâlâ’ya havale edersiniz. Allah şerlerinden emin eylesin.

Bu yüzden çok insan bunu görür ama görmezlikten gelir. "kol kırılır yen içinde” atasözü ile de teselli bulur. Kendini kandırmaktan başka çare mi vardır?

Aslında dine ve dindarlara zarar vermeseler, onların din istismarı ile milletin malını yemelerine çok rahatsız olmayacak, çok karşı çıkmayacağız. Çünkü insanlar onlara vereceği parayı nasıl olsa bir yerlerde yiyecekler, tüketeceklerdi. Böyle yapmakla hem kötü yerlerde yemekten kurtulmuşlar, hem de belki iyi niyetlerinin sevaplarını almış olurlar. Onlara bir zararı olmaz inşallah. Bize ise hiç olmaz.

Öyleyse derdimiz mi nedir?

Hemen söyleyelim; laf gelirse samimi olana da olmayana da geliyor ve herkesi aynı kefeye koyuyor maalesef. Bu da insanların itimadını sarsıyor, iyilere karşı da güven bunalımı yaşatıyor, sonuçta yeni hizmet hamlelerine zarar veriyor.

İşte o ilkin saydığım ihlaslı insanlardan tanıdığım bir iki kişiden bahsetmek istiyorum sizlere.

 

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.