17 Ocak 2017 Salı18 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 8°C Adana
    • -1°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,398 2.82
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

Şeyh Şâmil bir Bayraktır

M. Şevket Eygi

Şu­bat 1944’te Sta­lin bü­tün Çe­çen­le­ri va­tan­la­rın­dan sü­rüp at­tı. Ka­dın, ih­ti­yar, ço­luk ço­cu­k… Ya­rı­sı yol­da öl­dü. Ge­ri ka­lan­la­rın bir kıs­mı da sü­rül­dük­le­ri yer­de se­fa­let için­de can ver­di.

Çe­çen­ler, sa­yı­sı az kü­çük bir ka­vim­dir ama on­lar­da­ki iman, ce­sa­ret, va­tan­se­ver­lik, azim, se­bat, sa­bır, ci­had ru­hu ni­ce  ka­la­ba­lık bü­yük ka­vim­de yok­tur.

Sov­yet­ler Bir­li­ği da­ğı­lın­ca Çe­çe­nis­tan ba­ğım­sız ol­mak is­te­di. Rus­ya ve İs­lam düş­ma­nı güç­ler bu­na  izin ver­me­di.

Çe­çen­ler,  bü­yük imam, bü­yük mü­ca­hid, bü­yük ön­der Şeyh Şâ­mil haz­ret­le­ri­nin yo­lun­dan git­ti­ler ve  sö­mür­ge ida­re­si­ne ci­had ilan et­ti­ler. Ken­di­le­rin­den yüz mis­li güç­le­re  kar­şı kah­ra­man­ca sa­vaş­tı­lar. 

Şeyh Şâ­mil Ka­di­rî ve Nak­şî ta­ri­ka­ti­ni as­ke­rî bir di­sip­li­ne sok­muş ve uzun yıl­lar bo­yun­ca şan­lı ci­had ef­sa­ne­le­ri yaz­mış­tı. Za­ma­nın ça­rı, “Şa­mi­le gön­der­di­ğim or­du­lar­la ci­ha­nı feth ede­bi­lir­di­m” de­miş­tir. Bü­tün im­kan­lar bi­tin­ce Rus­la­ra esir düş­müş, on­lar ken­di­si­ne say­gı gös­ter­miş, bir müd­det son­ra Os­man­lı ül­ke­si­ne yol­la­mış­tı. Şâ­mil hac­ca git­miş, Müs­lü­man­lar onu gör­mek için o ka­dar ıs­rar et­miş­ler­di ki, bu bü­yük mü­ca­hid Kâ­be-i mu­az­za­ma­nın da­mı­na çı­kar­tıl­mış­tı.

Şâ­mil bir bay­rak­tır ezi­len  ve sö­mü­rü­len Müs­lü­man­lar için.  O ne gü­zel bir ör­nek­tir. 

Bir de­fa­sın­da sa­vaş­ta ya­ra­lan­mış, ken­di­ni kay­bet­miş, bin zah­met­le uçu­rum­lar­dan aşı­la­rak bi avu­la ge­ti­ril­miş ve uzun müd­det ko­ma­da kal­mış­tı. Ken­di­ne ge­lir gel­mez ilk sö­zü “Na­maz vak­ti geç­ti mi?” ol­muş­tu. 

Onun üç bo­yu­tu var­dı: Bi­rin­ci­si: Şe­ri­at ilim­le­rin­de ica­zet­li alim­di­… İkin­ci­si:  Bir­kaç ta­ri­kat­ten şeyh­lik ica­ze­ti var­dı. Ha­lid-i Bağ­da­dî haz­ret­le­rin­den hi­la­fet al­mış­tı­… Üçün­cü­sü:  Müs­lü­man­lar ta­ra­fın­dan emi­rü­’l-mü­’mi­nîn ve  ka­ai­dü­’l-mü­câ­hi­dîn se­çil­miş ve el­hak bu va­zi­fe­yi  olan­ca gay­ret ve him­me­tiy­le ye­ri­ne ge­tir­miş­ti. Onun mü’­min­lik, Müs­lü­man­lık, emîr­lik, mü­ca­hit­lik no­tu on üze­rin­den on­dur.

Bir de­fa­sın­da Ça­rın ken­di­si­ne gön­der­miş ol­du­ğu ge­ne­ral el­çi­yi din­li­yor­du.  El­çi  hü­küm­da­rı­nın mek­tu­bu­nu okur­ken, Şa­mil ter­cü­ma­na “Söy­le kı­sa kes­sin, na­maz vak­ti ge­çe­ce­k…­” de­miş­ti.

O, Rus­ya Çar­lı­ğı ile  yap­tı­ğı sa­va­şı kayb et­miş, esir düş­müş­tü ama ga­lib sa­yı­lır bu yol­da mağ­lub  feh­va­sın­ca, İs­lam ta­ri­hi­ne şan­lı say­fa­lar ek­le­miş­ti. 

Şeyh Şâ­mi­l’­i Müs­lü­man­la­ra ör­nek ola­rak gös­te­ri­yo­rum. O za­hir ilim­le­ri, fı­kıh ve Şe­ri­at açı­sın­dan ucu Re­sul­le­rin se­yi­di­ne ula­şan bir ica­ze­te sa­hip­ti. Şe­ri­atın emir­le­ri­ni bir ek­sik­siz yüz­de yüz ye­ri­ne ge­ti­rir­di.

O, Re­su­lul­la­ha (Sa­lat ve se­lam ol­sun ona) ta­ri­kat ica­ze­ti ile da bağ­lıy­dı,  ger­çek bir şeyh­ti. Ah­lak-ı ha­se­ne ile mü­te­hal­li idi. Onun fa­zi­let ve me­zi­yet­le­ri­ni düş­man­la­rı bi­le tak­dir ve tes­lim eder­di.

O  âdil ve râ­şid bir İma­mü­’l-Müs­li­mîn ve Emi­rü­’l-mü­’mi­nîn­di.  Biz­zat sa­vaş­mış, de­fa­lar­ca ya­ra­lan­mış­tır.

O, Ku­r’­an ve Sün­net ah­la­kı­na sım­sı­kı bağ­lıy­dı.

O mü­te­va­zı ya­şa­mış­tır. Bo­ğa­zın­dan bir tek ha­ram lok­ma geç­me­miş­tir.

Gün­düz­le­ri sâ­im, ge­ce­le­ri ka­aim­di.

De­vam­lı zikr ha­lin­dey­di.

Al­la­hın hu­dut­la­rı ko­nu­sun­da en ufak bir ta­viz=ödün ver­mez­di.

Bir ke­re­sin­de yaş­lı ana­sı, oğ­lum bu sa­va­şı ka­za­na­ca­ğı­mız yok, pe­ri­şan ol­du halk, ar­tık sulh ya­pıl­sın  de­miş­ti, bu sö­zün ce­za­sı kır­baç­lan­mak­tı. Ana­sı çok ih­ti­yâ­re olup bu ce­za­yı kal­dı­ra­ma­ya­ca­ğı için kır­baç­la­rı ken­di­si­ne vur­durt­muş­tu.

Kü­für­le ba­rış için­de ya­şa­yan, ba­na do­kun­ma­yan yı­lan bin ya­şa­sın di­yen mıy­mın­tı tat­lı­su Müs­lü­man­la­rı Şâ­mi­l’­den ör­nek ve ib­ret alıp utan­ma­lı­dır. 

Şâ­mil bir bay­rak­tır de­miş­ti­m… Hem bay­rak, hem ön­der, hem ör­ne­k…

Al­la­hü Tea­la ona rah­me­tiy­le mu­ame­le bu­yur­sun. Ru­hu­na se­lam ol­sun.

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.