22 Temmuz 2017 Cumartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:53Güneş 05:44Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:38Yatsı 22:20
    • 29°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 29°C Ağrı
    • 23°C Amasya
    • 25°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Hayatı değil, kendini durdur

Saliha Sultan

Bir gün bir kitapta rastladığım sevgili dostum Oturan Boğa, “Yanlışı gören ve önlemek için elini uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur.” demişti. Oturan Boğa bir Kızılderili. Amerika’yı keşfettiklerini iddia eden barbarların soyunu tükettiği yerli bir halk olarak tanıyoruz kendilerini. İnsan ne yazık ki böyle bir varlık; her şey olup bittikten sonra duyuyor çok şeyi. İsmet Özel; “Çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin” dizesiyle sanırım bu özelliğimize atıfta bulunuyor. Öyle ya; günümüzde en çok konuştuğumuz konular başkalarının ölümü. Yaşayanlarla gerçekten ne kadar ilgileniyoruz?

Herkesin olay yeri inceleme memuru olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bir olay olmaması için incelik göstermeyi üzerine vazife bilen ise pek yok. Etrafımızda yapılan konuşmalara bir kulak kabartalım. Sohbetlerin birçoğu olmuş, bitmiş hadiselerle ilgili. Mişli, muşlu cümleler. Ve herkes bir şekilde haberdar olduğu sonuç üzerinden “üstün” fikirlerini sıralıyor, yorumlar yapıyor. Rahmetli dedemin, köyde bir fındık ocağı yüzünden kavga eden iki kişiden birinin ölümüyle sonuçlanan hadise sonrası toplanıp olay yerini inceleme memuru kesilen, tarafını belirleyen ve keşke şöyle böyle olsaydı diye ahkâm kesip duran kalabalığa “Haydin konuşup durmayın, lafla giden geri gelmiyor, mezar da kazılmıyor.” dediğini işitmiş ve elindeki kürekle mezarlığa doğru yürüdüğünü görmüştüm. Şimdilerde mezarları artık belediye çalışanları kazdığı için, elleri boş insanlar olarak günlerce konuşarak gideni geri getireceğimizi sanıyor olabiliriz. Hatta kestiğimiz ahkâmlarla, kendi mezarımızı kazıyor da olabiliriz. 

Bütün bunları bugün 11 Mart olduğu için yazıyorum. Geçen yıl bugün bir çocuğun “hayatını durduranlar”, son bir haftadır bugün “hayatı durdurmak” için çağrı yapıyor. Hayat yaşayanlar için duracak bir şey olmadığına göre, demek ki; yine birilerinin hayatını durdurmak için sokaklarımızda azami çaba gösterilecek. Korkarım ki, sosyal medyada sayfalarını süsleyecek ve davalarını haklı çıkaracak taze bir ölü resmine sahip olana kadar da bu “durdurma” eylemi durmayacak. Geçen yıl henüz dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlayamadan canından olan bir çocuğun yaşamını yitirmesinden kendine zerre pay çıkarmayan kalabalık ve akıl hocaları bugün sokaklarda hayat durduracak. Sonra ölen mezara, kalanlar evlerine bilgisayarlarının başına, akıl hocaları ise yerine getirdikleri görevlerinin yorgunluğunu atmak için tatile gidecekler. Berkin de hayatının ilerleyen günlerinde, bir yetişkin olduğunda keyfince bir tatil yapmayı düşlüyor muydu acaba? Hayatı ilerleyemedi ne yazık… Durduruldu.

Bugün 11 Mart. “Tanrılar kurban istiyor.”  Başkalarının hayatını durdurup, kendilerine daha iyi bir hayat sağlamak için.  Elbette bir hayatı durdurmak çok kolay. Elbirliği ile bu kötülük kolayca yapılabilir. Zor olan; bir başkasının hayatına mal olmamak, bir yanlışta payı olmamak, kendini durdurmak. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.