Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Sermaye, siyaset, sivil toplum

Sermaye, siyaset, sivil toplum

Derin devlet diye bir şey var. Artık Paralel devlet diye bir şey de çıktı. Yetmedi bir de Paralel din diye bir şey var.. Her şeyin paraleli çıktı anlayacağınız. Hatta derin web “www” de var. Mafia orada uyuşturucu pazarlıyor, ajanlar cirit atıyor, uyuşturucu pazarlanıyor, fuhuş sektörü sanal alemde iş yapıyor.

Siyaset, bürokrasi böyle de, bu işin bilim, sanat dünyası nasıl derseniz, yargı nasıl derseniz, basını nasıl derseniz, hemen hepsi “sahibinin sesi”. Al birini vur ötekine. Vakıflar, dernekler, odalar, sendikalar çok mu temiz sanki. 28 Şubat’ta “tarikat”ını da gördük, beşli çetesini de. Tuzun koktuğu yerde kambersiz düğün olur mu? Sermaye (siz onlara “finans kapital” ya da nam-ı diğer “faiz lobisi” de diyebilirsiniz) bu işte tam da zurnanın “zırt” dediği yer. Haramzadelerin kızları yapmışlar yapacaklarını. Şeytani bir zeka ile, saçtan türban yapmışlar.. “Giyinik çıplak” gibi türbanlı başı açık. Tıpkı, “Osmanlı kahvesi”, “şark köşesi” adı altında nargile cafe’lerle sigara yasağını delmeye çalışan şeytani zeka gibi. Şeytan bizi Osmanlı ile de aldatmasın!?

Derin devlet, paralel devlet her yerde ve her zaman günde 24 saat, 365 gün mesai yapıyor.. Şeytan fazla mesaide anlayacağınız. 4 Mart 2015’te Rus RT Haber’e göre Putin Rus Güvenlik Konseyi Araştırma Merkezi’nden “renkli devrimler” hakkında ve “bu girişimlerin nasıl önlenebileceği” konusunda bir rapor hazırlanmasını istedi. Bu merkezin başında 1999-2008 yılları arasında Rusya Federal Güvenlik Hizmetleri (FSB) Başkanlığını yapmış ve halen Güvenlik Konseyi Sekreteri olan Nikolai Patrushev var. Yapılmak istenen son yıllarda dünyanın çeşitli yerlerinde (Yugoslavya, Tunus, Gürcistan, Ukrayna, Mısır – az kalsın Gezi) dışarıdan planlanan ve finanse edilen Turuncu v.s. gibi “Halk Ayaklanmaları”nın Rusya’da da organize edilmesini önlenmesi. Putin Amerika ve destekçilerinin bu devrimleri nasıl organize ettiklerini görüyor fakat kendi tabiri ile “insanların söz ve toplanma özgürlüklerini kısıtlamadan” bu tür dış kaynaklı hareketlerin Rusya’yı da avlamasının tedbirini almaya çalışıyor. “Ukrayna’ya saldırıyor” diye özellikle ABD tarafından suçlanan Rusya’ya uygulanan ve de gittikçe genişletilen ambargoların Rus yönetimini yıkamamış olması, aksine Putin’in halkı nezdindeki popüleritesinin daha da artması karşısında yeni bir renkli devrim hazırlığı olduğu görülüyor. 

Bölgedeki gelişmeleri yakından izleyen arkadaşım Demir İnal’a göre, “Moskova’da uzun süredir direniş ve gösteri yürüyüşleri yapılıyordu. Bu gösterilerin başını çeken Yeltsin zamanında Başbakan Yardımcılığı yapmış Yahudi asıllı Boris Nemtsov geçen hafta tetikçisi bulunamayan bir suikasta kurban gitti. Batı basını da bu işi acele ‘Diktatör’ Putin’e yıkmaya çalıştı. ABD; Başkan Kennedy, eşit haklar savunucusu Martin Luther King’in suikastlarını ‘çözememişken’, İngiltere’de ise ‘Irak’ta kimyasal silah yok’ raporunu hazırlayan, konuyu araştırmakla görevlendirilmiş Dr. David Kelly’nin ‘parkta yürürken ölmesi’ garabeti dururken bu sonucu hemen çıkarmaları enteresan.”

Moskova Devlet Üniversitesi Profesörlerinden Andrey Manoilo’ya göre, “Renkli devrimler kendilerini halkın tabii taleplerinin göstergesi gibi göstermekteler, halbuki bunlar dışarıdan, önceden çok dikkatli planlanmış zincirleme hareketlerdir.” 

İlk renkli devrimin organizatörü ABD destekli OTPOR (yeni adı CANVAS) STK maskesi ile özgürlük sloganı ile aynı yolda yürümeye devam ediyor.. CANVAS, direniş hareketlerinde giyilecek kıyafetleri, sloganları, kullanılacak malzemeleri en ufak detayına kadar resimleriyle gösteriyor. Eğitim veriyor. Media desteği sağlıyor. Hedeftekileri suçlamak için en çok kullandıkları iki sıfat,  “Diktatör” ve “Hırsız”.

Türkiye’de de uzun yıllar bulunan USAID (Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansı) bu sistemin baş finansörü. NED (National Endowment For Democracy –Demokrasi için Milli Vakıf), parayı ABD devletinden aldığı söylenen Soros’un Uluslararası Rönesans Vakfı, doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığı, Kanada Uluslararası Kalkınma Ajansı (CIDA), İsviçre ve İngiliz Büyükelçilikleri, İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı ve de başka birçok kanaldan Kiev Maidan devrimi için harcanan yabancı kaynak miktarının 5 milyar doları bulduğu söylenmektedir.

Ukrayna devrimi sırasında ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Yahudi asıllı Viktoria Nuland, Kiev’deki ABD elçisinin bir konuda AB ülkelerinin ne diyeceğini sorması üzerine çok meşhur “s…tir et AB’yi” demiş, dahası kimin başbakan olacağını da söylemişti. (O kişi hâlâ başbakan). Bu hanım “Project For A New American Century” yi (Yeni Bir Amerikan Yüzyılı İçin Proje), yani “İsrail’in düşmanlarının Amerika’nın düşmanları olduğu”nu, dolayısıyla “Ortadoğu’daki tüm potansiyel İsrail düşmanlarının yok edilmesi gerektiği”ni belirten projenin yazarlarından Siyonist Neocon David Kagan  oğlu, gene o kadar Siyonist Neocon Brookings Enstitüsünden David Kagan ile evli. Şu günlerde Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ı ziyaret ediyor. Azerbaycan geçtiğimiz aralık ayında “Yabancı Ajanlığı yapıyorlar” diyerek Radio Free Europe-Radio Liberty’yi (Özgür Radyo- Özgürlük Radyosu) kapattı. Bu hadise ABD’de hiç iyi karşılanmadı. Her bir yol ile Rusya’yı çevreleyip, çökertmeye çalışan bu Neoconlar bu durumda Azerbaycan’ın başına bir çorap örerse şaşmamak gerek. Bakarsınız Ermenistan’ı da yanlarına alırlar. Putin ise bu süreçte global aktörler tarafından kuşatılarak teslim alınmaya çalışılıyor sanki.

Bu arada Çin’den bir haber. Son derece ilginç ve önemli bir haber.. Çin’de faaliyet gösteren 6000 kadar STK’nın envanterlerinin çıkartılıp, yakın takibe alınmasına karar vermiş hükümet. Çin’in insan hakları karnesi pek iyi değildir, ama bu araştırmanın sonucuna bir bakmak gerek.. Çünki media ve STK’lar, sermaye gibi, yabancı ülkelerin istihbarat örgütlerinin Truva atı gibi çalışabiliyor. Yani melek maskeli şeytanlar gibi, başka ülkelerin 6. kol faaliyetlerinde aktif rol oynayabiliyorlar, ajan provokatör olabiliyorlar. İstihbarat faaliyetlerinde bulunabiliyorlar. Bakınız, Gezi olayları.

Sahi bunlar önlerinde engel gördükleri kişileri yıpratmak için hangi şuçlamayı yapıyorlardı. “Hırsız” ve “diktatör” değil mi. Bu size bir şeyi hatırlatıyor mu? Selâm ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Abdurrahman Dilipak Arşivi