19 Ocak 2017 Perşembe21 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:18Öğle 13:22İkindi 15:49Akşam 18:12Yatsı 19:37
    • 10°C Adana
    • 3°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 8°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 82.300 -0.58
  • Altın: 148,195 0.77
  • Dolar: 3,8298 1.58
  • Euro: 4,0711 1.09

Kudüs, Pakdil ve Romantikler

Saliha Sultan

Her bir so­ka­ğın­da, adım ba­şı üç se­ma­vi di­nin iz­le­ri­ne rast­la­nan Ku­düs se­ya­ha­tim­den ev­vel, üs­tad Nu­ri Pak­di­l’­in Mek­tup­lar ki­ta­bı­nın 159. say­fa­sın­da yer alan “Ku­düs sü­lüs harf­ler­le ya­zıl­dı­ğı gün an­la­rız Ku­dü­s’­lü ol­du­ğu­mu­zu. Şim­di­lik İs­tan­bu­l’­la ova­rak göğ­süm­de­ki san­cı­yı ge­çir­me­ye uğ­ra­şı­yo­rum.” söz­le­ri­nin bü­yü­sün­dey­dim. Ha­va­ala­nın­da bu­luş­tu­ğu­muz üs­tad Pak­dil, 81 ya­şın­da, ni­ha­yet en bü­yük öz­le­mi Ku­dü­s’­ü gö­re­cek ol­ma­nın se­vin­ciy­le “Sa­li­ha Ha­nım Ku­dü­s’­e gi­di­yo­ruz.” de­di­ğin­de iki­miz de coş­ku do­luy­du­k… Mut­luy­du­k… Ku­dü­s’­e gi­di­yor­duk. Ha­yal­le­ri­mi­zin, ne­bi­le­rin şeh­ri­ne. Ak­sa­’nın bah­çe­sin­de­ki ar­dıç­la­rın göl­ge­si­ne.

En son geç­ti­ği­miz Ekim ayın­da Mes­cid-i Ak­sa­’ya ya­pı­lan ve yü­re­ği­mi­zi par­ça­la­yan sal­dı­rı sı­ra­sın­da so­lu­ğu İs­ra­il Kon­so­los­lu­ğu önün­de al­mış bi­ri ola­rak, Ku­düs yol­cu­lu­ğum bo­yun­ca içim­de bir Müs­lü­man ola­rak üze­ri­me dü­şen va­zi­fe­yi ye­ri­ne ge­tir­di­ği­me da­ir bir his var­dı. Kon­so­los­luk ön­le­rin­de, ey­lem­ler­de “Fi­lis­tin hal­kı yal­nız de­ğil­dir.” di­ye çok­ça ba­ğır­mış ben; uçak­tan inip, Te­la­vi­v’­den Ku­dü­s’­e doğ­ru iler­ler­ken, iş­gal­ci İs­ra­l’­in du­var­lar ar­dı­na hap­set­ti­ği Fi­lis­tin hal­kı­nı ne ka­dar yal­nız bı­rak­tı­ğı­mı an­la­dım il­kin. Ve bü­tün Ku­düs, Eri­ha, El-Ha­lil, Nab­lus, Ra­mal­lah ge­zin­ti­le­ri­miz­de bu utanç ya­ka­mı bı­rak­ma­dı. Sa­nı­yo­rum bir da­ha da bı­rak­ma­ya­ca­k… 

Beş gün bo­yun­ca, bi­zi ağır­la­yan ve böl­ge­ye ha­ki­mi­yet­le­ri­ne, ça­lış­ma­la­rı­na, iç­ten­lik­le­ri­ne, gü­ler yüz­le­ri­ne ve so­rum­lu­luk bi­linç­le­ri­ne hay­ran ol­du­ğum Tİ­KA eki­bin­den se­ya­hat bo­yun­ca Fi­lis­tin hak­kın­da çok şey din­le­dik. Gör­dük­le­ri­miz­le, duy­duk­la­rı­mız pe­kiş­ti. Ge­zin­di­ği­miz so­kak­lar­da Türk ol­du­ğu­mu­zu ilk ba­kış­ta an­la­yan ve ya­nı­mı­za ko­şup “Er­do­ğan” di­yen gü­zel gü­lüş­lü ço­cuk­lar­dan, di­ren­ci yü­zü­nün çiz­gi­le­ri­ne yer­leş­miş ana­lar­dan, ka­der­le­ri­ni göz­le­rin­de bir nur gi­bi ta­şı­yan ba­ba­lar­dan çok şey öğ­ren­dik. Ku­düs so­kak­la­rın­da gör­dü­ğüm ve his­set­ti­ğim her şe­yi, bu se­ya­hat­ten son­ra ar­tık bir zo­run­lu­luk ola­rak his­set­ti­ğim Ku­düs not­la­rım­dan olu­şa­cak ki­ta­bım­da an­la­ta­ca­ğım. 

İş­gal­ci İs­ra­il’­in zul­mü­ne ma­ruz ka­lan; in­san de­ğil an­cak şey­tan işi ola­bi­le­cek bir şe­kil­de ki­lo­met­re­ler­ce örül­müş, yet­me­miş, üs­tü­ne elek­trik­li tel­ler do­na­tıl­mış du­var­la­rın ar­dın­da ya­şa­yan Fi­lis­tin hal­kı­nı gör­dük­ten son­ra, İs­tan­bu­l’­dan ar­tık ro­man­tik cüm­le­ler ku­ra­ma­ya­cak bi­ri ola­rak, şim­di baş­ka bir ko­nu­ya de­ği­ne­ce­ğim. Bu­gün 81 ya­şın­da olan, bu 81 yıl­lık öm­rü­nün bü­yük bö­lü­mü­nü dün­ya ni­met­le­ri­nin bir­ço­ğun­dan ge­ri du­ra­rak ge­çi­ren, yıl­ma­dan, usan­ma­dan bu top­rak­lar­da Ku­düs sev­gi­si­ni ye­şer­ten, ahir öm­rün­de ni­ha­yet Ku­düs öz­le­mi­ni gi­de­ren Nu­ri Pak­di­l’­in se­vin­ci­ni pay­laş­mak ye­ri­ne, hak­kın­da sağ­da sol­da eleş­ti­ri­ler ya­zan­la­ra bir iki cüm­le söy­le­ye­ce­ğim. Evet; siz­ler Nu­ri Pak­di­l’­i im­za et­kin­lik­le­rin­de, te­le­viz­yon ka­nal­la­rın­da gör­mek­ten hoş­lan­mı­yor­su­nuz. Genç­le­rin onu ye­te­rin­ce oku­ma­ma­sı, sos­yal med­ya­da pay­la­şı­lan fo­toğ­raf­la­rı da si­zi ra­hat­sız edi­yor. Fa­kat ho­şu­nu­za git­me­ye­cek bir şey söy­le­ye­ce­ğim. Ken­di­si bü­tün bu olan­lar­dan ol­duk­ça hoş­la­nı­yor ve ke­sin­lik­le mut­lu­… 

Ve Ku­düs se­ya­ha­tim­de öğ­ren­di­ğim en mü­him şe­yi tam da bu nok­ta­da pay­laş­mak is­ti­yo­rum. Be­nim gör­dü­ğüm Nu­ri Pak­dil, ya­kın­dan gör­dü­ğüm Ku­dü­s’­ün ta ken­di­si­dir. Gör­dü­ğüm Ku­düs ve Nu­ri Pak­dil ara­sın­da hiç­bi­ri­mi­zin ara­sın­da ol­ma­ya­cak sa­hi­ci bir iliş­ki var. 13 yıl­lık sus­kun­lu­ğun­da bu­gün hak­kın­da çok şey ya­zan­lar ta­ra­fın­dan ha­tır­lan­ma­yan, bir sa­tır zik­re­dil­me­yen Pak­di­l’­in; Müs­lü­man ül­ke­ler­le çev­ri­li bir böl­ge­de, du­var­la­rın ar­dın­da bir ba­şı­na ya­şa­ma­ya ça­lı­şan Fi­lis­tin hal­kı­nın ta ken­di­si ol­du­ğu­na ina­nı­yo­rum. Sa­de­ce Müs­lü­man ol­du­ğu için zul­me uğ­ra­yan bir hal­kın ca­nıy­la öde­di­ği be­de­li Pak­dil bir in­san ola­rak ya­şa­mı bo­yun­ca öde­miş­tir. İti­ra­zı olan, ha­yır öy­le de­ğil­dir di­yen var mı? 

Bu­gün ar­tık Fi­lis­ti­n’­e bak­tı­ğım­da, yal­nız bı­rak­tı­ğı­mız ve kar­şı­la­rın­da sa­de­ce utanç duy­du­ğum bir halk gö­rü­yo­rum. Öde­dik­le­ri be­del­le övün­me­ye hak­kım yok. Na­sıl ol­sun? Bu be­nim gu­rur­la­na­ca­ğım bir şey ola­maz. On­lar­la de­ğil­dim. Öl­me­dim. Nu­ri Pak­di­l’­e bak­tı­ğım­da da, öm­rü­nün en dinç çağ­la­rın­da bir­çok im­kân­la­rın­dan ge­ri dur­muş bir adam gö­rü­yo­rum. Bu da be­nim gu­rur­la­na­ca­ğım bir şey ola­maz. Ya­nın­da de­ğil­dim. Ya­şa­ma­dım. Her sa­ni­ye zul­me ma­ruz ka­lan Fi­lis­tin hal­kı, bu­gün ye­ri­ni yur­du­nu ken­di­le­ri­ne açık çek su­nan İs­ra­il­li­le­re terk edip git­mek ye­ri­ne na­sıl di­ren­me­yi se­çi­yor­sa; ya­şı­na hür­met et­me­den ren­ci­de edi­len Nu­ri Pak­dil de öm­rü­nün en gü­zel çağ­la­rın­da baş­ka ha­ya­tı se­çe­bi­lir­di. Ama seç­me­di. De­mek ki, Fi­lis­tin hal­kı ve Nu­ri Pak­dil de kim­se­nin üze­rin­de hak id­di­a ede­bi­le­ce­ği, ro­man­tik ya­kın­ma­la­rı­na mal­ze­me ede­ce­ği var­lık­lar de­ğil. Üzer­le­rin­de hiç­bir hak­kı­mız yok. Olan bu­yur­sun.

Bun­dan böy­le Fi­lis­tin hal­kı ve Nu­ri Pak­dil hak­kın­da bir cüm­le kur­ma­dan ön­ce ay­na­ya ba­kıp, ken­di­me sa­de­ce şu so­ru­yu so­ra­ca­ğım: Öm­rü­mün en gü­zel çağ­la­rın­da na­sıl bir ha­ya­tı ya­şa­ma­yı  seç­tim? Önü­me çı­kan han­gi ni­me­ti red­det­tim? Kim­ler­le na­sıl çı­kar iliş­ki­le­rim var? Ken­di­me hak gör­dü­ğüm ve is­ti­fa­de et­mek­ten ge­ri dur­ma­dı­ğım şey­ler, bir baş­ka­sı için söz ko­nu­su ol­du­ğun­da, on­dan be­nim “rü­ya­la­rım” adı­na bir “di­yet” öde­me­si­ni han­gi hak­la bek­le­ye­bi­li­rim? 

Üs­te­lik ben­den hiç­bir şey bek­le­me­miş, inan­cı doğ­rul­tu­sun­da ya­şa­ma­yı ve di­ren­me­yi seç­miş, be­nim an­cak ha­ya­lim olan bir ha­ya­tı cap­can­lı ya­şa­mış bi­ri söz ko­nu­suy­ke­n…

Ha­sıl-ı ke­lam; şim­di he­pi­miz için ro­man­tik rü­ya­lar­dan uyan­ma, dö­nüp ken­di­mi­ze bir iki so­ru sor­ma vak­ti­… Ma­lum, he­pi­mi­zin eleş­tir­di­ği şu “gö­rü­ne­ni” ko­nuş­ma işi çok ko­lay; “gös­ter­me­dik­le­ri­mi­ze” bak­mak ise bi­ze sa­nı­rım ne­re­de su­sa­ca­ğı­mı­zı öğ­re­tir. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.