28 Mayıs 2017 Pazar2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:35Güneş 05:29Öğle 13:08İkindi 17:05Akşam 20:34Yatsı 22:19
    • 27°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 25°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Kiracılık Güzeldir

Erbay Kücet

Yazımızın başlığına bakıp da ev sahibi olmanızı istemediğimi düşünmeyiniz. Elbette imkânlarınız çerçevesinde ev sahibi olmaya gayret ediniz. Ancak, Dünyada ev sahibi değil ‘Kiracı’ olmalıyız diyorum.

 

Nasıl ki oturduğumuz evlerde bizim olmadan kiralayıp ev sahibine belli miktarda aylık ödemeler yaparak oturabiliyorsak, gezegenimizde de aynen evinde oturduğumuz ev sahibinin kural ve kaidelerine uyarak oturmalıyız. Dünyayı bize bahşeden ve oturup, yaşamamıza müsaade eden dünya evinin sahibi kendi evinde kendisine karşı çıkmamamızı, onun dediklerini uyguladığımız takdirde evinde rahatça oturup günümüzü sağlıklı, neşeli ve mutlu geçireceğimizi belirtmektedir. 

Biz ‘Senin evinde senin dediklerini yapacağız’ sözünü vererek, bize uzatılan kontratı imzalamış oluyoruz ki, kontrat ‘Fatiha Suresi’dir. Her gün en az kırk defa ev sahibimize akdimizi yineleyerek verdiğimiz sözümüzde “Hamd (övmek, övülmek); O, âlemlerin Rabbi, O Rahmân, Rahîm, O, âhiret gününün mâliki Allah’ın (hakkı) dır. O'na mahsustur. İlâhi! Yalnız Sana ibâdet ve kulluk ederiz, sade Sen'den yardım dileriz. Bizi doğru yola hidâyet eyle. Kendilerine bol bol nîmet verdiğin bahtiyarların yoluna ki onlar ne azıp sapmış, ne de gazabına uğramışlardır.” dedikten sonra ‘Âmin’ sözüyle de duâmızı kabul eyle Allah’ım! diyerek sonuçlandırıyoruz.

Yani başka ifade ile “Allah’ım senin kontrat olarak bize yolladığın bu emirlere uyacağımıza dair sana söz veriyoruz.” diyerek kulluğumuzu pekiştirince, Rabbimiz de “Sen benim dediklerime uyacağına dair altına imzanı attığın Fatiha Suresi’nden sonra uyacağın kurallar manzumesi diğer sayfalardadır, onlara da uymanı arzu ediyorum” diyerek bizi yönlendirmektedir.

Oturma süremizi de bize bu imkânı karşılıksız sağlayan ev sahibimiz bilmektedir. Ev sahibi bize gezegenimizde oturma süremizi belirlediği için bizim ne kadar oturacağımıza karar verdiğinden kontratın bu maddesi tek taraflı imzalanmaktadır. Bizim evde oturma süremizi bilmek gibi bir lüksümüz yok. Bu dünyada kiracı olduğunuzu bilirseniz dünyaya fazla asılmadan, üzülmeden, tasalanmadan teslim olarak yaşarsanız mutluluğu yakalamış olursunuz.

Aksine , “Ben, kendi bildiklerimi yaparım, ev sahibi karışamaz bana!” diyor veya demek istiyorsanız, o zaman kontratın ilgili maddeleri yürürlüğe girer. Hayatın tadını çıkaramaz, her zaman “Acaba ev sahibi ne zaman evimi boşalt” diyecek diye bekler durursunuz.  Hâlbuki O’nun dediklerini yapabilsen veya yapma gayreti içerisinde olabilsen o zaman mutluluğu yakalamış olursunuz. Zaten evin sahibi oturma süresinin bitmek üzere olduğunu bir şekilde bizlere hatırlatmaktadır. Nasıl mı? Bazen saçlarımıza ak düşürerek, bazen ayaklarımızdaki ağrıları ve sızlanmaları artırarak, bazen de aynaya baktırarak. Önemli olan bu mesajı doğru algılayabilmemizdir.

Eskiden devlet adamlarının, kendi ölümlerinin gerçekleştiğini düşünerek, çevrelerindeki insanların onlar hakkında neler konuşabileceklerini hayal ettiklerini ve böylece kendilerine şoklama yaptıklarını duymuşsunuzdur. Sanırım bu şoklama, onların hırslarını dizginleyip, biraz olsun hem kendilerini, hem de çevrelerindeki insanları düşünmeleri içindi.

Devlet adamlarının yaptığı ölüm ile ilgili şoklamayı biz de bir an için kendimize uygulayıp, ‘Allah gecinden versin’ dileklerimizi de unutmadan; öldüğümüzü ve bu durumda sevdiklerimizin hakkımızda neler konuşacaklarını hayal edelim. Önce aile bireylerinden başlayalım: Yüreği yaralı annemiz; “Evladıma doyamadım, bir gün olsun onunla doyasıya dertleşemedim, yüzünü tam göremedim” diye ağlayabilir, çocuğumuz “ Sadece ben rahat yaşayayım diye bu kadar çalıştın, ama ben seninle hiç oyun oynayamadım! ” diyerek küçük dünyasında pek çok şey yaşayabilirdi.

Ya sevgili eşiniz “Ben sensizlikten kavrulurken, sen sadece işini ve kariyerini düşündün, aslında ben seni çoktan kaybetmiştim” diyerek kahrolabilir. Yıllarca arayıp sormadığımız arkadaşlar ise kim bilir neler söylerlerdi.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.