23 Mayıs 2017 Salı26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 16°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,302 -0.16
  • Dolar: 3,5616 -0.74
  • Euro: 4,0009 -0.40

Ak Parti’nin “Başkanlık Sistemi”ne dair vaatleri

Faruk Köse

Ak Parti’nin seçim beyannamesindeki vaatlerinden biri de beklendiği üzere “Başkanlık Sistemi.” Beyannamede, “katılımcılığı ve çoğulculuğu esas alan ve etkili işleyen bir hükümet modeli”ne kavuşmanın lüzumu vurgulanıyor.

Burada dikkat çekici üç husus var: “Başkanlık” gelince “hükümet modeli”nin“etkili işleyen” bir niteliği haiz olacağı ve bu niteliğin de “katılımcılık” ve“çoğulculuk” esas alınarak sağlanacağı... Demek ki öyle iddia edildiği üzere“kral” gibi bir “Başkan” isteniyor değil; zira “işleyen bir hükümet modeli”, mutlaka “farklı toplumsal örgütlenmeler”in “katılım”ını ve yine “farklı toplumsal kesimler”e dayalı “çoğulculuk”u esas alan bir mekanizmaya bağlanacak ve böylece “Başkanın diktatörleşmesi”nin tedbirleri alınmış olacak.

Amacın, “parlamenter sistem”“başkanlık sistemi”ne dönüşme hayalinin tatmini olmadığı; nitekim “Başkanlık” modelinin, “Türkiye’nin 2023 ve sonrasına yönelik kalkınma hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak etkin ve sağlıklı bir yönetim modeli arayışı”nı karşılayacak sistem olması hasebiyle istendiği belirtiliyor. Öyleyse yeni modelin, “şahsa bağlı” bir niteliği değil;“ülkenin geleceğinin yeniden ve güçlü biçimde dizaynı”nı sağlayacak niteliği haiz olması icabediyor.

Beyannamede, “başkanlık sistemi”ne karşı çıkanların “parlamenter sistem”de ısrar etmelerinin “demokratik gerekler” adına olmadığına dair cevap da var. Nitekim, “1960 askeri darbesi sonrasında, bürokrasinin siyaset üzerinde vesayet kurmasını kurumsallaştırmak üzere kurgulanan mevcut sistem, parlamenter sistem olarak takdim edilse de, parlamenter sistemin asgari demokratik gereklerini karşılamaktan uzaktır” deniyor. Böylece, mevcut sistemin bir “askeri darbe” sonrası dizayn edildiği hatırlatılarak, bence “parlamenter sistemden vazgeçmeye dair en güçlü argüman” ifade ediliyor. Devamında, “siyasetin sorun çözme kapasitesi”ni zaafa uğratan parlamenter sistemin, “zayıf ve istikrarsız yönetimler”i getirdiğine, bunun da ülkeye çok şey kaybettirdiğine vurgu yapılması güçlü bir savunma.

Mevcut sistemde “Cumhurbaşkanlığı makamı”na “parlamenter sistemin normatif ilkelerine aykırı olarak” çok fazla yetki verilmesinin buna delil olarak gösterilmesi de yerinde bir tesbit. “Cumhurbaşkanlığı makamına, vesayetçi aktörler adına hükümeti denetleme misyonu biçmiş” ifadesiyle, işleyişe ciddi bir eleştiri getiriliyor. Ardından, Başkanlık sisteminin mevcut anayasal hükümler gereği zorunlu olduğu “doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı ile Başbakanın siyasal sistem içindeki yetki ve görev paylaşımı, yeni bir düzenlemeyi zorunlu kılmakta” ifadesiyle vurgulanıp, Cumhurbaşkanını halkın seçmesinin doğurabileceği önemli bir soruna dikkat çekiliyor: “Sistem, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın farklı siyasi geleneklerden gelmeleri durumunda, kriz üretme potansiyelini taşımaya devam etmektedir.” Böylece, Başkanlık sisteminin gerekliliğine dair“seçmeni ikna edecek dayanak” belirtiliyor.

“Başkanlık sistemi”ne dair tartışmalarda, muhalefetin bu sistemin “kişisel tatmin aracı” olarak istendiğine dair iddiasına da cevap verilerek,“tartışmayı kişiselleştirmeden, ....yeni Türkiye vizyonumuza uygun bir sistem arayışını sürdürmek ve çözüm bulmak zorundayız” deniyor. Böylece başkanlık sisteminin ülkenin geleceği için önemine dikkat çekiliyor. Bu noktada “parlamenter sistemle başkanlık sistemi arasında demokrasiye uyum açısından bir fark bulunmadığı kanaatindeyiz” ifadesinin doğurduğu, “o halde niye istiyorsunuz?” suali ise şöyle cevaplanıyor: “Bir yandan vesayetçi bir şekilde kurgulanarak demokratik doğasından koparılmış parlamenter sistemin yol açtığı siyasal istikrarsızlıklar, öte yandan Yeni Türkiye vizyonumuzun ihtiyaç duyduğu etkin ve dinamik yönetim dolayısıyla, başkanlık sisteminin daha uygun bir yönetim modeli olduğuna inanıyoruz.”

Bu noktada, “Yeni Türkiye vizyonunun ihtiyaç duyduğu etkin ve dinamik yönetim”in niteliğinin, mahiyetinin, içeriğinin ve gereklerinin seçim çalışmaları esnasında açık ve net olarak izah edilmesi; yeni modelin şüpheleri ve endişeleri giderecek nitelikte tanıtılması gerekiyor. Çünkü beyannamenin genel üslubunda olduğu gibi, bu da müphem bırakılmış. Seçmenin artık “meçhul/müphem vaatlere dayalı talepler”e olumlu bakması beklenmemeli.

Başkanlık sistemiyle birlikte “seçimlerin istikrar üretebildiği, yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı, ademi merkeziyetçi bir idare sisteminin güçlendirildiği, karar alma süreçlerinin hızlandığı, her türlü vesayetin engellendiği yeni bir siyasal sistem” modelinin öngörülmesi ciddi biçimde izah gerektiren hususlar. Mesela “adem-i merkeziyetçi yönetim tarzı”, ülkenin özellikle güneydoğusunun özerkliğini getiren bir model midir? “Yürütmenin müstakil olarak etkin olması”nın anlamı, “yürütme”ye mesela mevcuttaki“kanun hükmünde kararname” yetkisinin genişletilmiş hali gibi bir nevi“yasama yetkisi” verilen alanların oluşturulması mıdır? “Farklılıkların siyasal temsili” derken kastedilen ne? Kimler, hangi kesimler “farklılıklar”dan sayılacak ve farklılıklar “resmi biçimleme, tanımlama ve onay”a tâbî olacak mı? Bu ve benzeri pek çok sualin cevaplandırılması lazım.

Beyannamede iki husus eksik kalmış:

1- “Başkanlık sistemin gerekliliği” vurgulanıyor, ancak modelin niteliklerinden/biçiminden söz edilmiyor. Model tüm ayrıntılarıyla seçim çalışmaları esnasında izah edilmeli.

2- Asıl mesele şu: Başkanlık sistemi geldiğinde rejim ne olacak? Hâlâ“Laik-Kemalist rejim”le mi yönetileceğiz? Rejim “toplumun inanç, kimlik ve kişilik değerlerine uygun” hale getirilmeyecekse ne değişecek?

KUTLU DOĞUM ETKİNLİĞİNE BEKLİYORUM

Peygamber Sevdalıları Platformu’nun önümüzdeki Pazar günü (26 Nisan) İstanbul Yenikapı’da düzenleyeceği “Kutlu Doğum Etkinliği”ne tüm okuyucularımı bekliyorum. Allah nasip ederse ben de orada olacağım.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.