23 Ocak 2017 Pazartesi25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:53Akşam 18:17Yatsı 19:41
    • 16°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • -3°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 83.161 0.11
  • Altın: 147,145 0.42
  • Dolar: 3,7693 -0.58
  • Euro: 4,0453 -0.09

Çırpınan Karadeniz miydi?

Erbay Kücet

Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nün gece öğretimine 1976 yılında başladığımda memur olarak Tarım Bakanlığı’nda çalışıyordum. O yıllarda okul solcu öğrenci derneklerinin hâkimiyetinden ülkü ocaklarına mensup idealist gençlerin çoğunlukta olduğu dönemi yaşamaya başlamış, ancak sol fraksiyonlar okuldaki hegemonyalarını devam ettirmek istediklerinden özellikle bizim okuma vaktimiz olan akşamı tercih ediyorlardı.

Karanlıkla birlikte okul bahçesinde başlayan kavgalar bir anda bölüm binalarının katlarına sıçrarken bazen de yemekhanede tava ve tencerelerle birlikte bardak-çatal ve kaşıkların atılmasına kadar varıyordu. Bahçede karlı bir hava ise kartopları sıkılarak taş yerine atılırken, hava şartlarının iyi olduğu günlerde ise taşları toplayıp acımasızca kafa yarıyorlardı.

Solcu öğrenci grupları o zaman Ankara Belediyesi EGO idaresi önünde toplanıp okula geliyorlardı. Türkiye’nin her yerinde öğrenci olaylarının yanı sıra mahalleler ve sokaklar bölünmüştü. Mesela ben Zafer Çarşısı’nda alışveriş yapamadığım gibi önünden bile geçemiyordum. Gazili sol görüşlü öğrencilerin pinekledikleri mekân burasıydı.

İşte o günlerde okulda başlayan olayların ardından kitleyi diri tutmak için solcular ‘Olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu?’ derken, Abdurrahim Karakoç’un ‘Hak Yol İslam yazacağız’ nakaratlı şiirini Akıncı veya MTTB’li gençler,  Ülkücüler ise ‘Çırpınırdın Karadeniz’ i gür sesle haykırıyordu. Çırpınırdın Karadeniz’in kim tarafından veya hangi olay sonrası şiir olarak yazılması önemli değildi, sözleri o günlerin akışına ‘cuk’ uygundu. Bunların dışında bildiğimiz mehter marşlarının sözleri değiştirilerek gruplar tarafından söylendiğini de hatırlayanlarımız olmuştur.

 Çırpınırdın Karadeniz’in hikâyesine geçmeden önce TBMM’nin 90. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla TBMM Başkanı ve milletvekillerinin yanı sıra TBMM bürokratları ve Türkiye’nin 81 ilinden kompozisyon yarışmasında dereceye giren öğrenci ve okullarından seçilen öğretmenlerin katıldığı İstanbul’dan 18 Mayıs 2010 tarihinde hareket eden Ankara Vapuru yolculuğumuz Kültür Bakanlığı sanatçılarının müziği eşliğinde neşe içinde devam ederken yorulanlar ertesi gün Samsun programına dingin bir vücut ile katılmayı düşünerek kamaralarına çekilmişlerdi.

Geminin güvertesinde şu anda TRT Yönetim Kurulu Üyesi olan o günlerde TBMM Basın ve Halkla İlişkiler Başkanı olan kardeşim Feridun Keşir ile sohbetimiz koyulaşmıştı. Gemi Karadeniz’in karanlık sularında suları yararak yol alırken bir ara göz göze geldiğimizde içimizdeki duyguların ortaklığını yaşadık. ‘Çırpınırdın Karadeniz’i kendi mekânında asıl yerinde okumanın faziletli olacağı duygusuyla güvertede yüksek sesle söylemeye başladığımızda eşlik edenlerimiz çoğalmıştı.

Duygu yüklü ve bizi gençlik yıllarımıza götüren türkünün hikâyesine gelince;  I. Dünya Savaşı’nda Rauf Orbay emrindeki Hamidiye kruvazörü Rusların Osmanlı donanmasını vurmaya hazırlandıkları bir gece üç bacasından birini kamufle ederek Odesa limanına girerek, Kazbek ve Kagül isimli kruvazörlerini ininde yakalamıştı. Odesa limanını bombardımana tutarak Kazbek’i batırmış, Kagül kruvazörünü de ağır yaralamıştı. Bu başarı Türk dünyasında büyük sevinç oluşturmuştu. Bu sevinçle Muallim Ahmed Cevad Bey 15 Aralık 1914 yılında Azerbaycan/ Gence’de ‘Çırpınırdı Karadeniz’ adlı şiirini yazmıştır.  

Ünlü besteci Üzeyir Hacıbeyli tarafından da bestelenen şiir, Azerbaycan ve Türkiye’de söylenmektedir.  Zaman zaman yurdumuzda farklı şekillerde söylenen bu şiirin aslî şekline de göz atacak olursak;

Çırpınırdı Karadeniz, bakıp Türk’ün bayrağına!
“Ah!” deyirdin, hiç ölmezdim düşebilsem ayağına!

Ayrı düşmüş dost elinden, yıllar var ki çarpar sinen…
Vefalıdır geldi, giden, yol ver Türk’ün bayrağına.

İnciler dök, gel yoluna, sırmalar serp sağ soluna,
Fırtınalar dursun yana, selâm Türk’ün bayrağına!

“Hamidiye” o Türk kanı! Hiçbirinin bitmez şanı!
“Kazbek” olsun ilk kurbanı, hayran Türk’ün bayrağına!

Dost elinden esen yeller, bana şiir, selâm söyler,
Olsun bizim bütün eller, kurban Türk’ün bayrağına!

HaberVaktim’in kıymetli okurları şimdi durup dururken nerden çıktı şimdi bu şarkı diyenlere ‘zuhurat’ desek yeter mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.