Cihangir İşbilir

Cihangir İşbilir

Katar’da Türk Askeri ve Bekle-Gör Dönemi

Katar’da Türk Askeri ve Bekle-Gör Dönemi

Türkiye’nin askerî kapasitesi arttıkça bölgedeki stratejik ittifak ilişkileri de derinleşiyor. Bunun en yakın ve en somut örneği Katar’la yapılan ve dün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren askeri işbirliği anlaşması oldu. Türkiye’nin başta Katar ve Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleriyle gittikçe gelişen stratejik ilişkileri bölge jeopolitiğinin zorunlu kıldığı bir yakınlaşma. Katar’la yapılan ve 10 yıl yürürlükte kalacak ve nihayetinde aksi yönde bir tavır olmadığı müddetçe her yıl yenilenecek olan askerî işbirliği anlaşmasının Türkiye’ye Katar’da asker konuşlandırma imkânı vermesi, bölge dengelerini etkileyecek önemde bir gelişme…

Elbette bu noktaya bir gecede gelinmedi; anlaşmanın sekiz yıla yakın bir hazırlık süreci var. Türkiye ile Katar arasında imzalanan 23 Mayıs 2007 tarihli Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Anlaşması, 2 Temmuz 2012 tarihli Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması ve aynı tarihte imzalanan Savunma Sanayi Mutabakat Muhtırası uyarınca 19 Aralık 2014 tarihinde Katar Topraklarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Konuşlandırılması Konusunda Askeri İşbirliği Anlaşması imzalandı ve süratle meclisten geçirilmesi ve ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mart sonunda onaylaması ile bugünkü somut sonuca ulaşılmış oldu. 

TÜRK ASKERİ: STRATEJİK GÜÇ

30 ayrı ülkede 77 şehitliği bulunan ve askerî tecrübesi ve güvenilirliği bilinen Türk askerinin uluslararası barış güçlerindeki başarılı misyonları Türkiye’nin diplomaside ve siyesette elini kuvvetlendiren bir unsur. Türkiye’nin askeri kapasitesi ve tecrübesi sert gücünü artıran bir unsur olmakla birlikte barış misyonlarında Türk askerine duyulan güven aynı zamanda Türkiye’nin etkili bir yumuşak gücü.   

Bu gücün dost ve müttefik ülkeler nezdinde eğitim ve işbirliği odaklı anlaşmalarla kullanılması itifak ilişkilerini derinleştirdiği gibi uluslararası siyasetin rengini değiştirecek jeostratejik bir araç olmasını da sağlıyor. 
Katar ve Türkiye’nin bölge meselelerinde, özellikle Mısır, Suriye ve Filistin meselelerindeki politikalarının örtüşmesi, dün yürürlüğe giren anlaşmaya da kapı açtı ve gelecekte bölgede yeni eksenlerin oluşmasına zemin hazırladı denebilir. 

Bölgedeki en küçük ordulardan birisine sahip olan Katar, bölgesel ittifak ilişkileri ile güvenlik ve savunma ihtiyacını karşılıyor. Bu yıl, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu çeşitli ülkelerle (aslan payı Amerikan ve Fransız şirketlerinin olmak üzere) 23 milyar dolarlık askeri anlaşmalar yapan Katar’ın diplomatik manevraları ve bölgedeki etkisi önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır.

İRAN ETKİSİNE KARŞI YENİ EKSEN

Türkiye’nin bölgedeki artan İran etkisine karşı dengeyi sağlayacak bir ittifak ekseni oluşturmak amacıyla Suudi Arabistan ve Katar’la geliştirmeye çalıştığı ilişkilerine de katkı yapacak olan bu anlaşmanın ABD ile ortak yürütülen ve Suriyeli muhaliflere yönelik uygulanacak “eğit-donat” anlaşmasıyla ve ABD’nin Katar’daki (CENTCOM) askerî faaliyetleriyle bir ilişkisinin olmadığı daha önce açıklanmıştı. 

Türk askerinin 100 yıl sonra yeniden bölgeye gelmesinin sembolik de bir anlamı var hiç şüphesiz. Ancak bu asker konuşlandırma anlaşmasının bölgesel nüfuz için Suriye, Irak ve Yemen’de yüzbinlerce insanın ölümünde payı olan İran tarafından nasıl algılanacağını ve ne tür bir tepki verileceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. 

Şunu da unutmamak lazım: Askeri işbirliği anlaşmaları, diğer sahalardaki işbirliği ve ittifak ilişkileriyle desteklendiği takdirde sürdürülebilir ve etkili olur. Onun için tüm körfez ülkeleriyle, özellikle küresel ekonomik daralma ve bölgesel jeopolitik deprmler dikkate alındığında, her saha ve ölçekte ilişkileri geliştirmekte fayda var. 

Katar-Türkiye askeri işbirliği anlaşması ile ilgili değerlendirilmesi gereken son bir nokta da dünkü yazımda da dikkat çektiğim seçim sonuçlarının dış politikaya yapacağı etki hiç şüphesiz. Gerek Körfez’in Türkiye’deki seçim sonuçlarını algılama ve değerlendirme şekli, gerekse Türkiye’de oluşacak koalisyon hükümeti veya erken seçim kararının vesile olacağı siyasi atmosfer, Türkiye’nin yakın dönemdeki birçok dış politika tercihini durdurucu, yavaşlatıcı veya dönüştürücü etki yapacaktır. Bu etkinin Körfez yansımaları muhakkak olacaktır… 

İçerdeki birçok aktör gibi dış aktörlerin de bir süre daha ‘bekle ve gör’ diyecekleri kesin.   

Ümit ederiz bu ‘bekle-gör dönemi’ uzun sürmez… 

Her geçen gün Türkiye kaybedecek çünkü.  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cihangir İşbilir Arşivi