Fikri Türkel

Fikri Türkel

Şimdi Ne Olacak?

Şimdi Ne Olacak?

Seçim sonrası yazı yazmak, öncesinden çok daha zordur. Siyasilerin, seçim vaatleri gemisine binen bir yorumcunun, rüzgarın etkisinde kalmaması mümkün değildir.

Sandıklar açıldı ve yeni şablonlar oluşmaya başladı. Bir yönüyle kaotik, diğer yandan tarihi fırsatların ortaya çıkabileceği modeller mümkündür. Haliyle hepimizin aklına bir soru geliyor: Şimdi ne olacak?

Yazı tarzım ve fıtratım gereği daima geniş resme bakmayı tercih ediyorum. 

Geçen gün bir twit attım: "Kasım ayında Antalya'da yapılacak G20 toplantısında aile resminde kim olacak acaba?" İlginç tepkiler geldi.

Bildiğim bir şey yok. Sadece akıl yürütüyorum. Burada parti yönetimleri yeni senaryolar üzerine konuşurken, Türkiye'nin küresel sorumluluklar içindeki konumunu da hesaba katmaları gerekiyor. 

G20 derken, şunu da ifade etmek istiyorum. G20 sadece en gelişmiş 20 ülkenin, devlet başkanlarının aile resmi verdiği bir zirve değildir.

Sonbahara kadar, yoğun bir görüşmeler ve dünya meselelerinin tartışıldığı bir süreç halen yürüyor. İşadamlarının sorunlarının tartışıldığı B20, sivil toplum örgütlerinin bir araya geldiği T20, gençlerin kendini ifade ettiği en üst yapı olan Y20 gibi oluşumlar, dünyanın geleceğini masaya yatırıyor. 

Yarın dünyasında kendimizi konumlandıracağımız bu fırsatları kaçırmayalım. 

Zirve yolunda B20'nin gündem noktalarını daha önce yazmıştım. 

Bunun ötesinde dünya, apayrı bir eksene kaydı. 80'li yıllarda yakalanan "Üçüncü Dalga" gibi yeni dalgalar baş döndürmeye devam ediyor. Şöyle ki:

• Teknolojik dönüşüm

• Ekonomik eksen kaymaları

• Nüfus hareketleri.

• Sürdürülebilirlik

• Jeopolitik gelişmeler.

Teknolojik dönüşümler baş döndürücü bir hızla her alanı etkilemeye devam ediyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra teknoloji 6 -7 yılda yenileniyordu. Yenilenme hızı 6 aya kadar indi. 

Ekonomideki eksen kaymaları için üç ana başlık çıkarılabilir:

• Üretim yerleri değişti.

• Pazar yerleri değişti.

• Tüketici alışkanlıkları değişti... 

Dedelerimizin masal diye, hayal diye anlattıkları artık gerçek. Gelecek çoktan geldi ama dağıtımı adaletli yapılmadı. Pastadan hakkınızı almak için biraz daha dikkatli geleceğe göz atalım.

Nelere farklı bakmalıyız, neleri farklı yapmalıyız?

Ekonomi olarak pozisyonumuzu almak için önce ana trendlere dikkat edelim. 

Hızla şehirleşiyoruz. 2030 yılına Pekin ile İstanbul arasında 10 milyon nüfusu aşkın 21 şehir olacak. 

İki milyar daha insan soframıza katılacak ve bunların çoğu şehirlerde yaşayacak.

Aklınıza daha kötü bir trafik mi geldi? Haklısınız...

Organizasyon kabiliyetinizi artırdıkça refah şansınız yükselecek.

Ülke markalar yerine şehir markaları yarışacak. 

Bir diğer ana trend de kadınlarla oluşacak. 

Daha fazla eğitimi alan, daha fazla maaşlı işleri kapan kadınlar olacak. Bunun bir riski de var tabii: Daha az çocuk...

Bir değer kaçınılmaz ana trend ise yaşlı nüfus oranının artacak olmasıdır. 

Yaşlılara saygıyı kaybedersek, ekonomik güçle entegre olamayız.

Bilginin paylaşımı ve şeffaflığı bilinç düzeyini artırırken vicdani gelişimi de artıracak. 

Sosyal medyadaki paylaşımlar, sosyal sorumluluk etkinlikleri, medyanın duyarlılığı vicdani refleksleri artıracak.

Bunun iki yansıması olacak; ekonomik ve siyasi elitlere karşı öfke beslenecek. 

En büyük riskler arasında su krizi gösteriliyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde su sorunu krizi yüzde 40 büyümesi bekleniyor. Halen dünyada 1 milyar insanın içme suyu sorunu var. 

İklim değişikliğine uyumsuzluk da yüzde 33 artması bekleniyor. 

Öngörülebilir bu riskler başta şirketleri olmak üzere bütün kurum ve kuruluşları "Sürdürülebilirlik" alanında duyarlı olmaya yöneltiyor. 

Bundan böyle sürdürülebilirlik ile kurumsal sosyal sorumluluk şirket bilançolarından daha önemli hale gelecek. Eğer yeni jeopolitik olumsuz bir dalga ekonomiyi etkilemezse, karlılıktan daha çok itibarı konuşur olacağız. 

Dünya ekonomi devlerinin başını çekeceği sürdürülebilirlik yeni bir ekonomiyi doğurabileceği gibi, kaosa da neden olabilir.

Aslında bunca saydıklarım, seçmenin niye partilerde yer değiştirdiğini ve yeni arayışlar aradığının da göstergesidir. 

İyi niyetli insanlara ihtiyacımız var. Aksi takdirde başlıktaki sorumuzun cevabında, iyi niyetli şeyler bekleyemeyiz...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fikri Türkel Arşivi