Asım Yenihaber

Asım Yenihaber

Ah Süleyman Vah Süleyman!

Ah Süleyman Vah Süleyman!

Malûm yastayız! Hükümet Süleyman Demirel’in ölümü üzerine 3 gün yas ilan etti... Biz de üzüntüden ne yapacağımızı bilemedik, kalemi elimize alamadık. Eski bir yazımızı şöyle bir toparlayıp size sunalım bari dedik.

Yazının başlığı: “Gelmiş geçmiş en büyük illüzyonistimiz…”

“İllüzyonist” de ne diyenlere TDK sözlüğüne bakmalarını tavsiye ederim: “Gözbağcı”! Buyurun bakalım:

İnsan büyüklerini özler ve hatırlar. Bu fıtrî, tabiî bir şeydir. 

Demirel bu tasnife girer mi? Bana sorarsanız, kenarından bile geçmez! Asla ve kat’a! İşte tam unutmanın mutluluğu içindeyken, birden ortaya çıktı. Hasta olmuş, gripal enfeksiyon! Önce geçmiş olsun!

Hastalığı geçer ama Demirel geçmez!

Türkiye tarihinin en yanlış/yanıltıcı görüntü veren simalarından biridir o. 1960’dan sonra Menderes’e varis olmak iddiasıyla ortaya çıkmış, ama İnönü karakterli bir siyasetçi olmuştur. Menderes’in fikri, zikri, tabiiliği, samimiyeti…

Onda bunları boşuna ararsınız. Siyaseti tamamen yanılsama (illüzyon) üzerine kurulmuştur. 

Dindar görünmesi bir yanılsamadır.

Demokrasi muhabbeti bir aldatmacadır. 

Onun tek hakikati kendisidir, nefsidir, iktidarıdır. Gelmiş geçmiş en büyük illüzyonistimiz Demirel’dir!

İlk iktidarını Menderes muhibliği ile, Said Nursî hayranlığı ile kurmayı başarır. İktidarını bunlarla sürdürmeye ihtiyacı kalmadığı zaman, başka çıpalar bulur. 80 darbesinden sonra umutsuzluğa kapılmıştır. O sıralarda onun saç sakal birbirine karışmış vaziyette, Kur’an tilaveti ile meşgul olduğunu söylerler…

Türkiye’nin iktidar talebini/temayülünü görmüştür Demirel. Fakat sıfırdan başlayacak yaşta değildir. O yüzden mevcutu kullanarak yarım iktidar olabilir. O andan itibaren de hiç bir şey yapacak durumda olmadığı için, cumhurbaşkanlığı hesaplarını yapar. 

“Çankaya’nın şişmanı.” Bu onun merhum Turgut Özal için kullandığı sıfattır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk gerçek seçilmiş cumhurbaşkanı Turgut Özal’dır. “Celâl Bayar’ı unuttun!” diyenler çıkacaktır. Bayar İttihatçı gelenekten gelen komitacı bir siyasetçidir. Seçilse de seçilmese de baskındır bu karakteri. 

Özal bu toprakların ruhuna sadık ilk cumhurbaşkanı olarak yeni dönemi başlatmıştır. Fakat, erken veda etmiştir. Bu erken vedadan daha kötüsü, yerine Süleyman Demirel’in geçmesidir. 

Turgut Özal işbaşında olsa idi, 28 Şubat olur muydu? Turgut Özal makamı, mevkiiyi sırf kendi iktidarı için isteyen bir şahsiyet değildi. O yüzden 28 Şubat için kapısına dayananlarla işbirliği yaparak iktidarını sürdürmek gibi bir yola tevessül etmezdi. Demirel, Türkiye’nin demokratik hayatını sekteye uğratan 28 Şubat’ın “bir numara”sıdır, olmazsa olmazıdır.

Eğer 28 Şubat yargılanacaksa, bu asla Demirelsiz olmaz…

12 Eylül yargılandı. Doksanlık Kenan Paşa mahkum oldu. 

28 Şubat 12 Eylül’den daha karanlık bir müdahaledir. Bu müdahaledeki rolü Demirel’in yargılanmasını gerektirecek önemdedir. 28 Şubat’tan beri köprülerin altından çok sular aktı… Akmaya da devam ediyor. Fakat bu geçiş, bu gidiş nasıl bir noktaya varacak, şimdiden kestirilemez. Çünkü 12 Eylül’den bu yana akan sular, 28 Şubatttan daha fazla!

27 Mayıs karşıtlığı ile iktidar ol, 12 Eylül karşıtlığını hâlâ hayatının sebebi say, 28 Şubat’ın başmimarı olarak kurum sat! İşte formül: “Darbe benimle yapılırsa, koltuğumu muhafaza ederse, beis yok!”

Sıkı Üstad’cılar şu şiiri ne çabuk unuttu:

Sen gül diyarının yapma gülüsün! 

Aynı yapmacıkla Çoban Sülü’sün! 

Yoktur izlediğin bir dava yolu; 

Bir bu yan, bir şu yan, büküntülüsün!

Ya Ali Akbaş’ın 28 Şubat soğuklarında dilimizden düşmeyen mısraları?

Süleyman ah Süleyman bu ayaklar nasıl ayak

Yorgana sığdı diyelim mezara nasıl sığacak?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum
Asım Yenihaber Arşivi