Dr. Erbakan Özal

Dr. Erbakan Özal

‘Denge Oyunu’ ve Türkiye…

‘Denge Oyunu’ ve Türkiye…

“Türkiye’nin çevresi kuşatılmış” algısı artık dost, düşman hemen herkes tarafından açıktan açığa dillendiriliyorken, Türkiye’nin hangi stratejilerle söz konusu gelişmeleri karşılayıp savuşturmaya çalıştığı hususunda hiçbir belirginlik görülemiyor. Coğrafyamız olabildiğince karışık olmasına karışık ama sanki tüm oyunlar Türkiye üzerinde oynanıyormuş gibi şaşırtıcı değerlendirmeler yapılıyor, Ortadoğu’nun diğer ülkelerindeki hatırı sayılır uzmanlar tarafından. Coğrafya tümden iç karışıklıkların güdümüne girdirilmiş olmasına rağmen, konunun özellikle daha çok Avrupalı sayılması gereken Türkiye ekseninde değerlendirilmesi hiç de hayırlara alamet değil!..
Peki, Türkiye’nin de dahil edilmekte olduğu Ortadoğu coğrafyasında aslında neler oluyor? 

1) Her şeyden önce, İsrail’in orta ve uzun vadeli menfaatlerini esas alan bir yeniden yapılandırma ve kent devletlerine dönüştürme süreci yaşanıyor. 2) Enerji kaynaklarının kontrol ve güvenliğiyle ilgili olarak orta ve uzun vadeli garantiler oluşturulmaya çalışılıyor.     3) Osmanlı benzeri yapılanmaların filizlenme ihtimal ya da beklentilerinin belirsiz bir süreliğine ötelenmesi sağlanmaya çalışılıyor.     4) Küresel ölçekli “Dünya Devleti” fikriyatına işlerlik kazandırma bağlamında binlerce kent devleti oluşturma süreciyle ilgili uygulamalara zemin kazandırılmaya çalışılıyor. 5) Çin Halk Cumhuriyeti’nin Afrika Kıtasındaki üstünlüğünü tamamen ortadan kaldırabilecek ve Asya’daki muhtemel benzer hamlelerini önleyebilecek bir yeni yayılma stratejisi uygulanarak Afrika’daki karışıklıklar dolaylı bir şekilde teşvik edilmeye çalışılıyor. 6) İslam coğrafyası mezhepler ve ırklar mozaiği haline getirilerek İslam Birliği tarzı eğilimler tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. 7) Kapitalist ekonominin yeni biçimine uygun bir dünya oluşturma sürecinin önemli kilometre taşları döşenmeye çalışılıyor.

Osmanlı Devleti’nin başlıca varisi konumundaki Türkiye’nin, tarihten yeterince ders almamış gibi, Osmanlı’nın akıbetine doğru sürükleniyor olmasının nedenleri nelerdir?.. 

1) İcraattan ziyade lafa dayalı politikalara ağırlık vermeyi maharet sayıyor olmamız nedeniyle… 2) Büyük devlet olma heyecanımızı kaybetmiş ve mevcut durumumuzu muhafaza edememe korkusuna tutulmuş olmamız nedeniyle… 3) İç gerilimlerden medet ummayı kaçınılmaz çıkış yolu kabul eden bir kültür ve anlayışı kitlelere şırınga eden hastalıklı siyasi yapılanmaların ülkeye yerleştirilmiş olması nedeniyle… 4) 1680’li yıllardan beri bu ülke insanının kültürüne yerleştirilmeye çalışılan aşağılık kompleksi ve üstün Avrupalı anlayışının kılcallarda yapmış olduğu tahribat ve tahrifatın henüz yeterince giderilememiş olması nedeniyle… 5) NATO bağlamı başta olmak üzere, güçlü devletlerle yapılmış gizli anlaşmaların bertaraf edilemez derecede keskinliklerinin yüklediği yükümlülüklerin altında eziliyor olunması nedeniyle… 6) İçteki fitne, kavga, hesaplaşma, kutuplaşma ve ayak kaydırmaların oluşturduğu zafiyet ve zayıflıklardan kurtulamamış olmamızın etkisiyle dışarıya yeterince yönelememiş olmamız nedeniyle… 7) Halkıyla, değerleriyle, tarihiyle, kültürüyle, coğrafyasıyla ve yerleşik köklü devlet gelenekleriyle barışık olmayan bir devlet yapılanmasının yeterince masaya yatırılamamış olması nedeniyle… 8) Uzun vadeli strateji ve politikalar geliştirebilecek derinlik, nitelik, beceri, tecrübe ve cesarete sahip olmamamız nedeniyle… 9) Devletin aslında kimler tarafından yönetildiği ve halkın gerçekte hangi hilelerle yanlış yönlendirildiği konularında kapsamlı bir derin devlet çalışması yapılamamış olmasının neden olduğu felaketler nedeniyle…    

“IŞİD oyunu” üzerinden sahnelenenlerin aslında ne olduğunu Afganistan coğrafyasında birebir yaşamış olmasına rağmen, Türkiye’nin hâlâ daha şoktan/şaşkınlıktan bir türlü uyanamıyor olmasının nedenleri nelerdir? 

1) Muhtemelen aşırı öz güveni nedeniyle… 2) Muhtemelen gizli anlaşmaların dayattığı perde gerisi yükümlülüklerin altında eziliyor olunması nedeniyle… 3) Muhtemelen tahminlerin ötesinde bir ağırlıktaki sözde şantaj (!) ve tehditlerin (!) yeterince ötelenemiyor olması nedeniyle… 4) Muhtemelen üzerinde yeterince çalışılarak pişirilememiş gelişigüzel, sığ, öngörüsüz ve günübirlik politikalara dayalı bir şekilde hareket edilmiş olması nedeniyle… 5) Muhtemelen bu konularda NATO’nun menfaatleriyle Türkiye’nin menfaatlerinin yeterince örtüştürülememiş olması nedeniyle… 6) Muhtemelen “kazan kazan” politikasını uygulamaya geçirme aşamasında yeterince donanıma sahip uzmanlardan gerektiği gibi istifade edilememiş olması nedeniyle… 7) Muhtemelen Irak politikasında gösterilen kısmi başarının (1 Mart 2003 Tezkere reddi) Suriye politikasında hiç gösterilememiş olması nedeniyle… 8) Muhtemelen “Müslüman” kimliğini taşıyor olmasının etki ve cazibesine kapılarak, belki de IŞİD’in aslında Batılılarla derin bağlantılar içerisinde hareket ettiğine yeterince ikna olunamaması nedeniyle (!)… 9) Muhtemelen devletlerarasında her zaman yaşana gelen ‘örtülü savaş’ hakikatinin son yıllarda genellikle Türkiye’nin aleyhine sonuçlar veriyor olması nedeniyledir.  Kesin değil; muhtemelen, muhtemelen, muhtemelen!..  

Her geçen gün daha da kontrolden çıkmakta olan gelişmeler karşısında Türkiye neler yapmalıdır? 

1) Her şeyden önce Türkiye, ivedi bir şekilde, iç gerilimlerden arındırılmış bir devlet olabilmeye uygun rasyonel ve stratejik politikaları uygulamaya koymalıdır. 2) Devletin stratejik kurumları, çeşitli menfaatler elde edebilmek için birilerine yağcılık yapan fitneci, fesatçı ve iftiracı aydın, yazar, akademisyen, siyasetçi vs gibilerini tespit ederek ivedi bir şekilde yargılamaya tabi tutmalıdır. 3) Türkiye, hiç zaman kaybetmeden, asgari veya azami menfaat örtüşmesi/çakışması içerisinde olan ya da benzer zararlara uğrama ihtimali bulunan komşu devletlerle gizli ittifak ilişkileri içerisine girerek bölgedeki gelişmeler karşısında yalnızlara oynamamalıdır. 4) Türkiye, gizli ittifak ilişkisi içerisine gireceği ülkelerle birlikte, IŞİD şemsiyesi altında yapılan bölgesel operasyonlara karşı örtülü örgütlenme ve karşı operasyonlara girişme çalışmalarına derhal başlamalıdır. 5) Türkiye, NATO üyeliği sürecinde edinmiş olduğu tecrübeler çerçevesinde, olabildiğince dikkatli davranarak açıktan/görünür hiçbir çatışma ve restleşmenin içerisine girmemelidir. 6) Türkiye, hiç zaman kaybetmeden, NATO üyesi tüm ülkeler ve İsrail’le, Ortadoğu coğrafyasında yaşanmakta olan gelişmelerin özellikle Türkiye’nin menfaatlerini ihlal edici boyutlarını görüşerek kazan kazan politikasına uygun sonuçlar elde etmelidir. 7) Türkiye, bölgemizdeki Kürt toplulukları kullanılarak Arap, Fars ve Türk toplumlarını bölgesel bir savaşın içerisine çekmek ve Kürt toplumlarını kullanarak İslam dünyasının hain unsuru haline dönüştürmek isteyen güçlere karşı tüm Kürt lider ve kanaat önderlerini bilinçlendirmelidir. 8) Türkiye, tam da bıçağın kemiğe dayanmakta olduğu bu dönemde, Abdullah Öcalan kartını çok isabetli ve sonuç alıcı bir şekilde kullanarak bölge üzerinde oyun oynamaya çalışan büyük güçleri oyunun dışarısına çıkarmalıdır. 9) Türkiye, hiç zaman kaybetmeden, MİT başta olmak üzere, tüm gizli operasyon yapabilecek nitelikteki güçlerini örtülü savaşa hazır hale getirerek, İran’ın son çeyrek asırdan beri yürütmekte olduğu köklü devlet politikasına benzer bir alternatif politika devreye girdirmelidir. 10) Türkiye, ivedi bir şekilde model bir ‘derin devlet politikası, ilkeleri ve hedefleri’ çalışması yaparak, hemen tüm parti, dernek, yapı ve bireylere bunun mantık ve bilincini aşılama çalışmalarına girişmelidir. 11) Türkiye, içeride gerçekçi bir barış, kaynaşma ve dayanışma ortamı inşa edebilmek için, genel bir ‘kardeşlik yılı’ ilan ederek, önümüzdeki 12 ay süresince tüm kırgınlık, dargınlık ve kutuplaşmaları giderici çalışmaları çok boyutlu bir şekilde gerçekleştirmelidir. 12) Türkiye, ‘komşularla sıfır sorun’ politikasına ya da ‘yurtta barış cihanda barış’ politikasına uygun bir diplomasi trafiğine girişerek, Suriye başta olmak üzere, özellikle tüm bölge ve dünya ülkeleriyle yeniden ve yıkılmamacasına sağlam komşuluk ve dostluk ilişkilerine girişmelidir. 13) Türkiye, tüm koşullarda devlet ve milletin ulvi menfaatlerine uygun hareket eden bir toplum ve hatta birey inşa etmeye uygun bir yeniden yapılanma süreci içerisine girmeli ve ayrıştırıcı teşebbüste bulunanların imha edilmesine uygun yasal çalışmalar tamamlanmalıdır (tıpkı ABD ve İsrail gibi). 

Sonuç olarak; Osmanlı devletinin yıkılmasından ve özellikle 1946’dan sonra Türkiye, maalesef “denge oyunu” politikasına uygun davranma cesaret, yetenek, beceri, kapasite ve anlayışını önemli ölçüde kaybetti. Açıkçası, soğuk savaş koşullarının ortadan kalkmasından sonra Türkiye’nin önüne çıkmış bulunan büyük fırsatlar ikliminde, “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk Dünyası” sloganlarının devlet büyüklerimiz tarafından dillendirilmeye başlanmasıyla birlikte içimizde yeşeren ümitler bir kere daha yeniden yok olmaya mahkûm edildi. Zira ciddi iddia, ideal, hesap, plan ve projeler hiçbir şekilde açıktan konuşulmazdı ve konuşulmamalıydı; şayet konuşuluyorsa sadece halkın gazını alma ve yoğunlaşan beklentileri öteleme maksadıyla konuşuluyordur. 

İşte şimdi tam tersi bir durumla karşı karşıya gelinmişken; çevremizi kuşatmış bulunan büyük tehdit ve tehlikeleri tamamen bertaraf ederek lehimize büyük neticeler elde edebilmemiz için, tıpkı 90’lı yıllarda olduğu gibi, gereksiz yaygaralar yaparak kitleleri oyalamak yerine, tıpkı Almanya ve Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrasında yapmayı sürdürdükleri gibi, ivedi bir şekilde derin devlet çalışmaları içerisine girilmelidir. Zaten Türkiye’nin menfaatlerini maksimize edecek, kazan kazan politikasını işler hale getirecek olan denge politikası da bunu gerektirmektedir. Aksi halde, Osmanlı’nın akıbetini yaşatmak üzere Türkiye’yi içten ve dıştan sinsi bir şekilde kuşatmaya çalışan şer yapılanmaların alacağı muhtemel başarılı sonuçlar karşısında son pişmanlık fayda vermeyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum
Dr. Erbakan Özal Arşivi