Cihangir İşbilir

Cihangir İşbilir

DAEŞ’le Mücadele Stratejisi

DAEŞ’le Mücadele Stratejisi

ABD Başkanı Barack Obama, Pazartesi günü ulusal güvenlik ekibinden 35 kişinin katıldığı bir toplantı yaparak DAEŞ’le mücadele stratejisini güncelledi. Obama’nın toplantı sonrası “DAEŞ’in kökünü kazımak zaman alacak” açıklaması, ABD’nin bölgedeki ‘yaratıcı kaos’ operasyonlarının devam edeceği anlamına geliyor.  

Kökenlerini en iyi ABD’li yetkililer bildiği için nasıl ve ne zaman kökünün kazınacağını da en iyi onlar bilirler. Obama’nın toplantı sonrası yaptığı konuşmada altı çizilmesi gereken nokta, DAEŞ’in 5100 saldırı düzenlenmesine ve 7655 hedefin vurulmasına rağmen silahlarla mağlup edilemeyecek bir örgüt olduğuna vurgu yapmasıydı. Obama’ya göre ideolojiler ancak çok daha iyi fikirlerle yenilebilir. 

Bu ‘daha iyi fikirler’in ABD’de olmadığı ve ABD liderliğindeki Koalisyon’un bölgedeki operasyonlarının bilançosu ortada. 
DAEŞ, ‘11 Eylül’ün sunduğu ‘imkânlar’dan çok daha kullanışlı ve oldukça sofistike. 11 Eylül sonrası hayali bir düşmanla çarpışan ABD, sonunda muradına erdi ve kendine gerçek bir düşman oluşturdu. Daha dün Afganistan’da insansız hava araçlarıyla yapılan saldırı sonucu 49 DAEŞ mensubunun öldürüldüğü duyuruldu. Batı Afrika DAEŞ’i ismini alan Boko Haram, son bir haftada 200 kişiyi katletti. Boko Haram’ı bitirme vaadiyle işbaşına gelen Müslüman Cumhurbaşkanı Muhammed Buhari’nin güvenlik imtihanı had safhada! Suriye ve Irak’taki infazlar ise hemen her gün gözlerimizin önünde cereyan ediyor. Orta Asya’dan Balkanlar’a, ABD’den Rusya’ya hemen tüm dünya DAEŞ alarmında! Mısır darbe lideri Abdülfettah El-Sisi bile durumdan çok memnun, zira, Sina merkezli DAEŞ unsurları ve Libya’da faaliyet gösteren DAEŞ’e bağlı gruplar ona istediği zorbalığı rahatça yapmaları ve İhvan’ı da aynı kefeye koyarak ‘terörizmle mücadele’ kartını rahatça oynaması imkânını veriyorlar. 

Üç ay önce “IŞİD ve Irak: Beled el-nifak ve şikak!” başlıklı 464 sayfalık bir kitap yayınlayan ve sahadaki izlenimlerini yazan emekli yüzbaşı Abdullah Ağar DAEŞ’i şöyle tarif ediyor: “DAİŞ-IŞİD ya da adı ne herze olursa olsun, Sünni İslam kisveli bu çakma örgüt; Amerika-İran ve Suudi Arabistan-İsrail menfaatlerine ve bölgedeki aparatlarına hizmet etmek üzere, ikiyüzlülüğün ve düşmanca ayrılığın diyarı Irak’tan çıkarılmış, hiç de sürpriz olmayan bir hilkat garibesidir.” (Remzi Kitabevi, s.418)

Kitabı pazar günkü yazıda genişçe değerlendireceğim, ancak, araziyi ve aktörleri iyi bilen yazarın güncel gelişmelere dair şu tespitini de yeri gelmişken nakletmek istiyorum: “Konunun Suriye’deki iç savaşla ilgili can alıcı bir boyutu daha var. Suriye’de yaşanacak olası bir parçalanma ve ülkenin kuzeyinde oluşacak PYD/PKK ve/veya IKYY/PKK/PYD ve diğer Kürt grupların inisiyatifinde oluşacak aparat bir bölge, küresel güdümlü bir coğrafyanın Akdeniz’e açılmasını sağlayacak ki, bundan sadece Irak ve Suriye’de değil, başta ön Asya ve Pers-Arap coğrafyası olmak üzere bütün dünyanın etkileneceği, pek çok yeni kaos ve çatışmayı tetikleyecek jeo-stratejik bir sapma oluşacak.” (s.73)
Bilir bilmez konuşup yazan bir kesimin dediği gibi DAEŞ Suriye direnişinin bir sonucu değil, ABD’nin Irak işgalinin bir neticesidir. Suriye devrimi bölgeyi çok büyük belalardan korumak için Suriyelilerin kanlarıyla yazdıkları bir destandır. 
DAEŞ’le mücadelenin yolu, Suriye devrimine tam destek vererek, DAEŞ’in ruh ikizi Esed rejiminin imha edilmesinden ve DAEŞ’i besleyip büyüten diğer aktörlerin tasfiye edilmesinden geçiyor. 

Obama’nın “DAEŞ’i silahlarla mağlup etmek mümkün değil” tespitini ise bilhassa İslam âlimlerinin çok iyi tahlil etmesi şart. Çünkü DAEŞ’i bitirecek ‘daha iyi fikir’ ABD’de değil, tam da yanıbaşımızda bulunuyor… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cihangir İşbilir Arşivi