Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Prof. Dr. Namık Açıkgöz

Cilalı Koalisyon Çağında Partilerin Tavırları

Cilalı Koalisyon Çağında Partilerin Tavırları

Muhalefet partileri, ülke için çözüm üretmeyi öteleyip, Ak Parti’ye diz çöktürme telaşındalar. Meğer hiç birisinin iktidara gelince yapacakları doğru dürüst politik uygulama projeleri yokmuş. Milli gelir nasıl artırılır? İşsizlik nasıl ortadan kaldırılır? Cari açık nasıl kapatılır? Yeni dünya düzeninde Türkiye’nin yeri ne olur? Yeni insan profilimiz nasıl olmalıdır? Ve hepsinden önemlisi, terör nasıl biter, PKK’nın elindeki silahlar nasıl alınır?

Hadi HDP’yi es geçelim… Onun ne PKK’ya silah bıraktırma amacı var ne milli geliri artırma, ne de cari açığı kapatma… O, çıkardığı 80 milletvekili ile Ak Parti’nin tek başına iktidar olmasını engellemek üzere piyasaya sürülmüş, İstanbul sanayi cuntasının bir taşeronuydu. Bir defa kullanıldı ve atılacak.

CHP’den kalan tek şey “emeklilere iki ek maaş.” Bununla hangi sosyo-ekonomik zihniyeti hayata geçiriyorlar belli değil. “Hazineden verelim mi, verelim!...” politikasından başka bir şey değildir bu ve maalesef Türk sosyal demokrasisinin, pastayı büyütme değil de, bölüştürme anlayışının tuhaf bir sonucudur. Emekliye 2 maaş ek vereceksin de ne olacak?

Bütçeleri mi denkleşecek; başları göğe mi erecek?

Koalisyon için öne sürdüğü şartların hiç birisi köklü ve yapısal teklifler değil; sabun köpüğü teklifler. Cumhuriyeti kuran partiye yakışmayan teklifler…

Ya MHP’ye ne demeli?

Lafa bak: “3 şart yerine getirilmezse, koalisyon-moalisyon yok?...”

3 şartın birincisi: “Çözüm sürecinden vazgeçilsin”

Fıkrayı bilirsiniz. Komutan  askere “topu ateşle!...” diyor. Asker, “Topu ateşleyemem komutanım. 5 sebep var.” diyor. Komutan da “Say sebepleri!...” diyor. Asker “1) barut yok.” deyince komutan, “Bırak, gerisini sayma!” diyor.
MHP de ilk şartıyla, niye koalisyonda olmayacağının en güçlü göstergesini zikretmiş oluyor.

Oysa, eski MHP, (Bizim gençlik zamanlarımızın MHP’si) bir şeye yekten karşı çıkmaz; hatta karşı çıkıyor olsa bile lafzen söylemez; reddettiği görüşün yerine, o görüşü hiç telaffuz etmeden yepyeni bir proje ile çıkardı toplumun karşısına. Şimdi de “Çözüm süreci askıya alınsın.” Demek yerine, “çözüm sürecinin ç’sini ağzına almadan,  “80 yıllık sosyal tahribata karşılık, bir toplumsal rehabilitasyon projesi uygulanmalıdır. Bu kabul edilirse koalisyona girerim.” Dese, çok daha inandırıcı olur ve gerçek bir siyasi parti gibi hareket etmiş olur.

Öyle ya, şimdi yaşı 50’yi geçip 60’lara dayanmış ülkücüler, al bayrağın mavi göklerde dalgalanması, teşil ormanlar, gür ırmaklar, ulu dağlar falan diyerek ülkücü olmadılar. BU devlet yanlış cumhuriyet uygulamasıyla, Türklere de zulmetti, Kürtlere de… Şimdi yapılan hataların farkına varıldı ve bir sosyal rehabilitasyonla, kırıp dökmeden devletle millet barışmalı. Devlet, Türklerle de barışmalı, Kürtlerle de barışmalı. Ülkücülüğün temel özelliklerinden birisi devlet-millet düşmanlığının ortadan kaldırılması idi.  Tarihiyle, diniyle, diliyle, halkıyla barışık bir devlet kurmak için ülkücülük yapmıştı 78 kuşağı. 

MHP böyle bir imkanın hiç farkında değil ve köşk-saray kavgasında taraf oluyor. Ülkücü bu tür dönemsel küçük vak’alara hapsetmez kendini. Onun için aslolan devlet ve millettir, saray, köşk, konak değil.  Çünkü o otağlardan yönetilen büyük devlet geleneğini de en iyi bilendir.

İnşallah koalisyon tartışmalarında, akl-ı selim kazanır; İstanbul sanayi cuntası değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Prof. Dr. Namık Açıkgöz Arşivi