24 Eylül 2017 Pazar3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:46Öğle 13:03İkindi 16:25Akşam 19:07Yatsı 20:27
    • 19°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,971 0.37
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Şehir ve Kültür Dergisi

Erbay Kücet

“Fert, toplum ve devlet olarak kültür ve sanata yeteri kadar değer veriyor muyuz?” sorusuna cevabı hiç düşündünüz mü?

 

Devletin, toplumun ve bireyin kültür ve sanata verdiği değer, toplumda kendini yavaş yavaş hissettirmelidir.  Bugün gülümsemeyi unutan hoş görüden uzak mutsuz bir topluluk oluverdik gibi.

Özellikle televizyonların tartışma programlarına bir göz atsanız ne demek istediğimi gayet iyi anlarsınız.

Toplumumuzda maalesef tartışma kültürünü bilmeyen, sevincini ve öfkesini silah atarak gösterip masum insanların canına kasteden, trafikte sabırsız; yeşil ışık yanmadan kornaya basan, sosyal hayatı maçlara gidip küfür ederek rahatlamak zanneden, sevgisini ifade etmek için şiir yazmak veya çiçek vermek yerine çatılara veya köprülere çıkıp intihar rolüne soyunan, konuşma kültürüne sahip olmadığından dolayı eşiyle yaşadığı ufak bir tartışmada bile bıçağı alıp çocuğunun boğazına dayayan, kısacası insanın keyfini kaçıran sahneleri biraz düşünsek mi acaba?

Kültür ve sanat etkinlikleri toplumun her kesimine hitap etmelidir. İzlenen kültür sanat politikalarında; nüfusun tamamına yayılan, etkileyecek, hoşgörü ve beğenisini kazanacak çalışmalara yer verilmelidir.  İş başında bulunan iktidarlarımız kültür ve sanat konularında farklı politikalar izlemiş olabilirler gayet doğaldır Bunu ‘her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır’ özdeyişiyle cevaplandırabiliriz.

Bunun için yapılacak en önemli konu:  törelere, folklora, yöresel tatlara, müziğe, danslara, adet ve geleneklere sahip çıkılarak sahip olunan mozaiği muhafaza etmek ve geliştirmektir.

Bu girizgâhı neden mi yazdım. Söyleyeyim. Efendim ‘Şehir ve Kültür’ dergisinin elime geçen 10. Sayısından söz etmek için. Öyle pat diye yazıya girilir mi? Akademisyenlerimizden öğrendiğimiz tarza benzetelim istedik. Yani yazının ‘Giriş’ i ardından da özetini vermek lazım. Hem de Türkçesi yetmez İngilizce olarak yazılması kuraldır.

Bizimki bilimsel değil de filmsel tarzda yazıldığına göre böyle bir zorunluluk kalmadığından direkt olarak her sayısında şehirlerimiz ve kültürümüz arasındaki bağları en ince ayrıntısına kadar ele alan birbirinden mükemmel yararlı yazıları içeren aylık olarak yayın hayatını sürdüren ‘Şehir ve Kültür’ dergisi bir boşluğu doldurma görevini ifa ede dursun. Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Kamil Berse’nin olduğu dergide şehirlerimiz ele alınırken şehirde yaşayanlarımızın kültüreli sosyal ve inanç ekseninde yaşadıklarından bahisle sanatçı duyarlılığı ile enfes yazılar yer alıyor.

Bana göre kendi alanında ilk olma özelliği taşıyan dergide muhteva olarak sadece şehirlerin kültürel hayatlarına dokunulmuyor; şehirlerimizin de ruhu olduğuna dair söylemlerin yanı sıra İslâmî şehir kültürümüz ve medeniyetimizle birlikte şehirlerimizin konumu, yeri ve yaşanılan hayatın sosyal cephesine yer veriliyor.

Derginin her sayısında neredeyse dosya muhtevalı farklı düşünce yazılarıyla şehirlerimizin efsanelerinden tutun da, o şehirde yaşayan sanatçı, yazar ve fikir dünyamızın temsilcileriyle alakalı yazılar dikkati çekiyor. Gönül coğrafyamızdaki şehirlerden de sıklıkla söz edilen dergide şair ve yazarlarımızın şehirlerle ilgili düşüncelerine de yer veriliyor. Şehirde yaşamanın apayrı bir kültür olduğu bilinciyle yazılanlar olduğu gibi, şehirlerin yaşayan kültürel varlığımız olduğundan onların incitilmemesi gerektiğinin altını çizen görüşlerde dergide arz-ı endam ediyor.  

Aylık olarak yayını sürdüren ‘Şehir ve Kültür’ün jenerik kısmında kalabalık bir yayın kurulunun bulunduğunu da belirtmek lazım. O kadar bilim adamı, düşünce adamı, yazar, çizeri bir araya getirmenin ne denli zor olduğunu benim kadar az çok dergi işiyle veya yayıncılıkla uğraş verenler bilirler. O kadar insan derginin yayınından önce bir araya nasıl gelirler, nasıl toplanıp da dergi muhtevası hakkında karar verirler pek anlamam ama bildiğim bir şey var ki isimlerinin orada gözükmesinden memnun olan bu zevatın düşünce ayrılıklarından ötürü farklı üsluplarıyla dergiye renk kattıklarıdır. Bu büyük başarıdır ki ardında da sanırım Mehmet Kamil Berse vardır.

Şehirlerin kültürel hayatımızdaki yerlerinin perde ardında yatanları merak ediyorsanız, hayal gücünüzü fazla zorlamaksızın sizin için kaleme alınmış olan enfes yazıların hafızanızda yer almasını ve daha sonra yeri geldiğinde çıkarıp değerlendirmek istiyorsanız ‘Şehir ve Kültür’ okuyalım, okutalım. Hatta abone olalım dostlar.

www.sehirvekultur.com 0212 534 15 11

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.