24 Mayıs 2017 Çarşamba28 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:39Güneş 05:32Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:31Yatsı 22:14
    • 24°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 98.492 0.79
  • Altın: 143,674 -0.09
  • Dolar: 3,5686 0.01
  • Euro: 3,9881 -0.14

Yok devenin sütü!

Haşmet Babaoğlu

Gün gelir...
Yaşantımızı, çevremizi, ilişkilerimizi pislik götürmeye başladı hissine kapılır, buna isyan etmek isteriz.
Bir zihin bulanıklığı anında içimizdeki isyanı bastırmanın yolunu buluruz. Değiştirmeye gücümüzün yetmediği hayat yerine nesnelere güç yetirmeye kalkışırız.
Temizlik kendi küçük dünyamızın "iktidar iradesi" olup çıkar.
Elimize geçen ne varsa, defalarca yıkamaya başlarız.
Kapının eşiğini, terlikleri, koridordaki şilteyi...
Meyveleri bile tekrar tekrar... Sonra ellerimizi, ah ellerimizi...
Sular yetmez; sabunlar, deterjanlar tatmin etmez.
Her şeyi, her yeri ova ova, kazıya kazıya temizlemeye çalışan biri olup çıkarız.
Ve kir asla mutlak biçimde yenilgiye uğratılamaz.
Kir mi dedim? Üzerimize üzerimize gelip bunaltan "dünya" mı deseydim yoksa!

***


Tabii bu takıntı erkeklerin pek bilmediği bir "kaçış" yoludur; çoğunlukla gider kadınları bulur.
Tv dizileri de aynı ruhsal enjektör mekanizmasıyla içimize işler.
O hikâyeler boşuna mı bu kadar tutuluyor?
İki gözü iki çeşme, ekrandaki aileye ağlayarak kendi ailesinin dertlerini unutuveren milyonlarca insan...
Hiç kuşkunuz olmasın, son zamanlarda bizim toplumu ve özellikle de kadınları esir almaya başlayan "doğru beslenme" takıntısı da aynı damardan yürüyor.
Malum, Ramazan boyunca ekranlarda sadece ilahiyat polemikleri yoktu. Beslenme tartışmaları da hiç eksik olmadı..
Canan Karatay'ın "onu yeme, bunu ye!" komutları durmak bilmedi.
Bayramdan sonra bu konuya girmeye niyetlenmiştim ama gündem öyle sert biçimde ağırlığını koydu ki, elim varmadı.
Yine de şimdi araya bir çift laf sıkıştırayım.

***


İtiraf edelim ki, "ne yemeli, ne yememeli" takıntısı iyi "kafa" yapıyor!
Sabah akşam tereyağı mı, yumurta mı, karbonhidrat mı, lifli yiyecekler mi diye konuşup birbirimize beslenme tecrübelerimizi aktarırken hayatımızın diğer yanlarında "yediğimiz onca haltı" unutuveriyoruz!
Bilmiyorum, Karatay hocanın "on yumurta, deve sütü" gibi önerileriyle konuyu aklın kıyısına kadar çekmesi artık bizi uyandırır mı?
Oysa doğru beslenme çılgınlığının ortaya çıkardığı tip çok garip, çok sağlıksız bir şey!
Durup baksak göreceğiz...
Gastro- intestinal bir ruh.
Sürekli tedirgin bir zihin ve ağıza odaklanmış bir disiplin ahlakı.

Hakiki derdimizin devası bu olabilir mi hiç!

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.