20 Temmuz 2017 Perşembe26 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:50Güneş 05:42Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:40Yatsı 22:23
    • 30°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 32°C Ağrı
    • 25°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 106.736 -0.63
  • Altın: 141,224 0.49
  • Dolar: 3,5208 -0.03
  • Euro: 4,0963 0.96

Ha gayret Demirtaş

Ahmet Taşgetiren

Selahattin Demirtaş “Türkiyelileşecek” ama kolay olmuyor.
Çünkü kendi kendisinden kurtulması kolay olmuyor.

Dağdaki Abisinden kurtulması kolay olmuyor.

PKK’dan kurtulması kolay olmuyor.

İç - dış projecilerden kurtulması kolay olmuyor.

“Türkişelileşmek.”

Bu iyi bir söylem. Bunu söylediğinizde önce kendi sorununuzu anlamış olduğunuz akla geliyor. Anladınız mı emin değilim. Anladınızsa sorunun, içinde bulunduğunuz hareketin “Türkiyeli” gibi oluşmadığı gerçeğini de anlamışsınızdır. Türkiyeli olmayan bir hareketin yanlışlığına hükmetmiş, onun rotasını Türkiye’ye doğru çevirmeye azmetmişsinizdir. Geldiğiniz nokta bu mudur, yoksa “Türkiyelileşme”yi, hala “Türkiye ekseninden kopmamış” saf zihinleri avlamak için kullanılan bir “seçim sloganı”  olarak mı tasarladınız? Bence bunu bir tahlil etmelisiniz.

“Türkiyelileşmek” Diyarbakır’da yaşayıp, Kürt olup da gönlü aynı zamanda Konya, Ankara, İstanbul için atan, ya da Edirne’de yaşayıp, Türk, Laz, Çerkez, Arnavut olup da Diyarbakır’ı da, Van’ı da vatan toprağı olarak gören insanın halet-i ruhiyesidir. Yoksa Türkiye içinden ayrı bir toprak parçası üretip oraya ayrı bayrak dikmeye yönelen, bunun için de Diyarbakır’daki Kürd’ü de, Trabzon’lu Kayser’ili Türk’ü de öldürenin değil. 

Kendi kendisinden kurtulması, dedim. Dağdakinin siyaset alanındaki uzantısı psikolojisi ile, dağdaki ile ideolojik - siyasi bütünlük anlayışı ile “Türkiyelileşmek” mümkün olmaz. Burada ya dağdaki de Türkiyelileşmeye karar vermiş olacak, ya da siyasetçi Dağdaki ile her türlü bağını“koparacak” diyeceğim ama bu reel duruma pek uygun düşmeyeceği için mesafe koymaya başlayacak, diyeyim.

İmralı sakini, “Silahlı mücadele dönemi sona erdi” derken, “Türk ile Kürt bin yıldır İslam bayrağı altında birlikte yaşadı” derken, yeni bir pencere açmaya yöneldi. Ama Küresel odaklar Dağ’a “Ona aldırmayın, o Türkiye’nin elinde tutsak, kendi şartlarına göre öyle konuşuyor, oysa biz size ayrı ufuklar vadediyoruz.” dediler ve akılları çeldiler. Onlar Türkiye’nin kendilerine açtığı “Türkiyelileşme” kapısını küresel odakların iğfalleri istikamettinde kapatmayı tercih ettiler.  

Demirtaş’ın şimdi Dağ’a “Ayaklarınızı yere basın, havalarda uçmayın, demesi lazım.Türkiye’yi yenemezsiniz, demesi lazım. Yani bir kere de “Türkiye’nin yanında durup” Dağ’a seslenmesi lazım.  

Bu bana göre sadece Demirtaş’ın gücünün buna yetmeyecek olması açısından kolay değil, ideolojik açıdan kendisini aşması bakımından da kolay değil.

Abisi dağa çıkmış. Yani bölgede birileri hala Dağ’da bir ümit var diye bakıyor. Demirtaş’ın onları da aşması lazım. Bu, bölgede KCK derinliğinde etkinleşmiş bulunan zemini aşması demek ve kolay değil.

Belki bir de Demirtaş’ın “Erdoğan’la ve Ak Parti ile savaş” gibi özel bir misyon yükleyen içerde sol - liberal, hatta Paralel çevrelerden, dışarda bir çok odağın etkisinden kurtulmasına işaret etmek lazım. Demirtaş bütün bu çevrelerde kendi yapamadıkları işi yapabilme kahramanlığına (!) soyundurulmuş gözüküyor ve o çevreler de dışarda PKK-PYD’ye içerde Demirtaş’a “Ha gayret” diyorlar.

İlk cümlem, “Selahattin Demirtaş “Türkiyelileşecek” ama kolay olmuyor.” şeklindeydi. Bu cümle bir ümit cümlesi. Peki nerede o ümit?

Dedi ya Demirtaş: “Zaman zaman bölgeden araç yakma, iş yeri veya iş makinesi yakma haberleri de alıyoruz. Bunların hiçbirini asla doğru bulmadığımızı, tasvip etmediğimizi belirtmek istiyoruz. Yakılan araçlar bizim araçlarımızdır. Yakılan iş makineleri bizim iş makinelerimizdir. Bunun derhal mazeretsiz bir şekilde durdurulması lazım. Bununla ancak bizler zarar görüyoruz. Başka kimse zarar görmüyor. Halkın malıdır, mülküdür. Zar zor krediyle, borçla, harçla insanların aldığı kamyonudur, traktörüdür, iş makinesidir. Bunların hiç kimseye yarar getirmediğini görmek ve buna göre tutum almak lazım.”

Aslında bunun alt-psikolojisini okursanız, orada da tam bir “Türkiyelileşmek” yok, daha “bölgesel” bir dil var, ama gene de bir ilerleyiş diyorum. Oradan yola çıkarak belki PKK’nın işlediği cinayetlere de gelir, der ki, “Yahu arkadaşlar, bakın ordu ve polis içinde “bizimkiler” de var, cinayetler onları da hedef alıyor, yapmayın etmeyin. Bakın Ataşehir’de yaktığınız halk otobüsü, Diyarbakır’da yaktığınız otomobil HDP’ye oy veren bir vatandaşa aitmiş.” 

Bana sorarsanız HDP’yi Türkiyelileştirecek olan en etkin zemin, silahlı yapının “Ben bittim” dediği zemindir. Onun için HDP, bağımsız siyaset yapmak istiyorsa, yatıp kalkıp “Silahlı yapıyı bitirme operasyonu”na destek vermesi lazımdır. Ha gayret. HDP’yi PKK’dan kurtaralım. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.