Cihangir İşbilir

Cihangir İşbilir

Suriye Gerçekleri

Suriye Gerçekleri

Suriye krizi beşinci yılını doldururken “Suriye gerçekleri” hakkında zihinler hâlâ berrak değil. Bu keşmekeşten en çok Tahran-Washington-Moskova hattındaki senaristler istifade ediyor. Şam artık oyun bile kuramıyor; istiyor ama eline verilen senaryoyu oynamaktan başka çaresi yok. Türkiye tüm fedakârlığına, ilkeli, vicdanlı ve beşerî dış politikasına rağmen civarındaki tehlikeyi bertaraf edebilmiş ve Suriye’de Türkiye aleyhine kurulan tuzakları henüz bozabilmiş değil. Sis bulutu dağıldıkça ABD’nin bölgedeki planları daha açık ortaya çıkıyor ama siyasi istikrardaki sarsıntı ihtimalini ve seçim sonrası şartların sebep olduğu her zaafı değerlendiren iç odaklar Türkiye’nin etkin bir aktör olmasına mani oluyor. Sürekli “Suriye politikasındaki yanlışlar” sakızını çiğneyen masa başı uzmanları ise “Peki nasıl olmalı/ydı?” sorusuna makul ve mantıklı cevap verebilmiş değiller… 

TETİKÇİLER FARKLI,TETİĞİ ÇEKEN AYNI

Tüm kayıplarına, imkânsızlıklara ve bölgesel ve küresel tertiplere rağmen devrim ruhu ise hâlâ canlı. Zaten muhaliflerin başarıları ve kazanımları ABD-İran hattını hareketlendirip yeni planları devreye koymalarını hızlandırıyor. YPG, DAEŞ, Hizbullah gibi örgütler bu kanlı ve kirli planların fiiliyata geçirilmesi için aynı kumanda masasından sevk ve idare ediliyor. Bu ana aktörler dışında nispeten daha küçük ama daha fonksiyonel muhalifler içinde bile muhaliflerin aleyhine operasyonlar yapan, ABD tarafından fonlandıkları için, ‘büyük plan’a aykırı hareket edemeyen gruplar da var. 

Suriye’de ne PYD-DAEŞ çatışmaları ne Esed-PYD-DAEŞ çatışmaları ne de ABD liderliğindeki koalisyonun DAEŞ’i imha etmek için bombalaması gerçekçi değil. Ustaca kurgulanmış bir ilüzyon hepsi... 

Formül karmaşık gibi görünse de basitleştirilebilir: Demografik yapıyla oynamak ve sahayı dizayn etmek için sun’î çatışmalar çıkartılıp koalisyon müdahalelerine gerekçe oluşturuluyor. Bu çatışmalar yapılacak müdahalelere gerekçe oluşturacak şekilde hikâyeleştiriliyor. Ardından bildiğimiz uçan ölüm makineleri harekete geçip istenilen bölgeyi ‘arındırıyor’! 

TERÖR ZİNCİRİ

Bir örnek verelim: Yukarıda isimlerini verdiğim planlamacıların istekleri doğrultusunda mesela DAEŞ YPG’ye veya Kürt nüfusun olduğu bir bölgeye saldırı düzenliyor. Ama amacı sadece ‘çatışma’ olan bir saldırı bu. Bu çatışma bölgeye müdahale için bir sebep oluyor. Koalisyon güçleri Esed rejimi ile koordineli şekilde (veya Şam sözcülerinin ifadesiyle kendilerini bilgilendirerek) çatışma bölgesinde sözde DAEŞ’i bombalıyor. Aslında DAEŞ değil, ne ABD ne rejim kontrolüne giren yerel unsurlar yahut ABD kriterlerine göre ‘ılımlı’ olmayan muhalifler bombalanıyor. Ardından uluslararası basın eliyle büyük puntolarla ABD liderliğindeki koalisyonun DAEŞ’e nasıl darbe vurduğunu ve nasıl anlı-şanlı bir mücadele içinde olduğunu anlatan haberler servis ediliyor. Bu saldırılar karşısında çapraz ateş arasında kalan çaresiz ve mazlum Suriyeliler de Türkiye’ye sığınıyor. Aynı uluslararası çevreler Türkiye’nin mültecilerle ilgili özverisini överken üzerindeki yükü hafifletmek için hiç adım atmadığı gibi Türkiye’nin DAEŞ türü örgütlere yardım ettiği yalanlarını kasten yayıyor. İçerde zaten bu yalanları üretip yaymaya hazır birbiriyle paralel çalışan odaklar yeterince mevcut ve oldukça zindeler!

Şu sıralar Afrin bölgesinde benzer bir oyun için küresel kumanda merkezi perdeleri açtı bile. İncirlik’ten kalkan uçaklar sahnenin emniyetini sağlayacak ve sahadaki aktörlerin önünü açacak. 

Bir gün, kendisine ihtiyaç kalmadığında, DAEŞ balonunun patladığını göreceğiz ama geriye harap olmuş bir ülke, ölen yüzbinler, parçalanmış toplum ve kuzeyde bir PYD/PKK, sahilde bir Nusayri devletine uyanabiliriz… 

Yarın “Suriye Gerçekleri”ne devam edelim…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cihangir İşbilir Arşivi