24 Ocak 2018 Çarşamba7 C.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ve namaz bittiğinde yeryüzüne serbestçe dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin; mutluluğa ulaşabilmek için de Allah'ı sıkça anın! (Cuma-10)
  • Ebu Abdullah Cabir İbn-i Semurete (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. ”tüm namazlarımı peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber kılardım. Onun namazı da hutbesi de ne uzun ne de kısa olmayıp orta olurdu.” (Müslim Cuma 41)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:15Öğle 13:22İkindi 15:54Akşam 18:17Yatsı 19:41
    • 5°C Adana
    • 2°C Adıyaman
    • -5°C Afyon
    • -4°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 5°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 118.400 0.99
  • Altın: 162,450 0.30
  • Dolar: 3,7705 -0.21
  • Euro: 4,6284 0.17

Berrak bir kırgınlık ve kızgınlık ne güzeldir!

Haşmet Babaoğlu

Ne siyaset ne toplum hayatı ne de kişisel hayatlarımız açık sözler ve vitrindeki jestlerüzerinden yürüyor. 
İmalar, ifadelerden daha güçlü; kanaatler bilgilerden daha baskın.
Anlam hep kaçak, gerçekler genellikle bulanık.
Nezaket gibi şahane bir şey bile arkasına sinsi ve sert bir şiddet saklayabiliyor.
Hele o modern gülümseme neredeyse hep yalan söylüyor.
Mutluluk coşkusu mutsuz hınçları örtüyor.
İşte bu yüzden dün giriş yaptığım meselenin peşini bırakmaktan yana değilim.
Biliyorum, şu sıra kimse dönüp böyle yazılara bakmıyor ama "poz kültürü"nü biraz daha kurcalamakta yarar var. 

***


Berrak bir kızgınlık ve kırgınlık gündelik hayatta insana yakışıyorsa, siyasetçiye niye yakışmasın!
Neden sinsilikten şikâyet edenler yapmacık gülümsemelere bu kadar prim veriyorlar?
Bu sahte nezaketin bir demokratlık nişanesi olarak piyasaya sürülmesine itiraz etme hakkımız yok mu?
Geçen yıl "Artık gülümsemeyin, çekiyorum" başlıklı yazımda demişim ki, "Nezaket falan değil bunlar, karanlık ve şüpheli ifadeler."
Hâlâ aynı kanıdayım.
Böyle bir ortamda tercihim öfkelenecek şeye öfkelenenler; kalp kırıcı şeylere üzülenler, hayal kırıklığını dile getirenlerden yana.
Fakat istiyoruz ki, başkalarıyla ilişkimiz kaygan bir zeminde hoş vakit geçirmekten öteye geçmesin, hiç arıza çıkmasın, hiç keyfimiz kaçmasın!
Birtakım köşeciler de şöyle kızıyor: Siyasetçiler böyle kızgın olur, öfkeli konuşursa toplum ne yapmazmış!
Toplumu çocuk sanıyorlar.
Bana sorarsanız, siyasetçi öfkelendi diye öfkelenen, siyasetçi neşelendi diye neşelenen bir toplumdan söz etmek ya kendini ya da okuru kandırmaktır! 

***


Gündelik hayatta da durum farklı değil.
Mesela bir laf özellikle kadınlar arasında çok tutuluyor: "Sabah uyanınca aynada kendinize gülümseyin, gününüz güzel geçsin!"
İç açıcı, üstelik ikna edici geliyor ilk başta.
Fakat şapşal mıyız yahu!
Zihnin berbat, için kuruntularla dolu fakat yüzüne şoklanıp dondurulmuş bir gülümseme kondurunca günün de sana gülümseyeceğini mi sanıyorsun?
Anlayacağın, kandırmaya kendinle başlıyorsun, sonra başkalarıyla devam ediyorsun.
Bütün bunlar... 
Ne sabır, ne azim. 
Ne rıza, ne de hüsnü zan. 
Hepsi yalan! 
Yani vitrinde yaşam.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.