23 Mart 2017 Perşembe24 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 12°C Adana
    • 3°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • -8°C Ağrı
    • -2°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 89.809 -0.88
  • Altın: 145,306 -0.07
  • Dolar: 3,6167 -0.04
  • Euro: 3,9083 -0.13

Cesaret ve Siyaset

Halil Mert

Liderliğin en önemli özelliği önce cesur olmak, sonra sorumluluk alabilmektir. Elbette, bilgi de değerlidir, elbette hitabet önemlidir. Hitler diyor ki; “Toplumları edipler değil, hatipler yürütür.” Sorumluluk alıp, ekip kurup, kadro oluşturup, kadrolarınla yürümeyi becerebilmek liderliğin en büyük emaresidir. Tabii laf üretmek ve hamaset Balkan Hezimeti gibi mutlak yenilgileri getirir. Siyasette hamaset konuşup kendilerini tatmin edenler her seçimde iktidar olacaklarını en azından meclise gireceklerini zannederler. İnandırıcılığını kaybetmiş hamasetlerinin hamakata dönüştüğünün farkında olmamalarındandır. Tabii kötü bir olasılık daha var. Ortak akıl denen dış güçler halkı hamakata sürüklemek için bu insanları ısrarla kullanır.

“Korkaklar zafer kazanamaz.” demiş Cumhurbaşkanımız. Çok doğru. Zamanında 28 Şubatçılara Milletin emek ve himmetini peşkeş çekenler bir zamanlar korkaktı. Aslında tüm İslami guruplar için karşı taraf “Korkaklar, onlardan bir şey olmaz.” derlerdi. Şimdi verilen mücadelelerle cesuruz. Ama ya cesaretimizin kaynakları ve dayandığı güç?

Birkaç ay öncesine kadar ısrarla Cumhurbaşkanımız için “Yurt dışına kaçacak.” diyorlardı. Alttan alta bu dedikoduyu dillendiriyorlardı. Öncesinde kendisini tutuklamayı planlamış, Savcı Mütalaasını dahi hazırlamışlardı. Seçim sürecinde emir verdikleri asker ve polislere dahi bölücülüğe oy verdirdiler. Muhalefeti bizzat ve fiilen koordine ettiler. Başta İngiliz Medyası olmak üzere dış medya ile koordineli başlıklar attılar. Türkiye’de medyayı hükümet, devlet ve millet aleyhine koordine ettiler.

Çözüm sürecinde hükümet sabırla davranırken, onlar hükümeti “PKK ile mücadele etmemekle” suçladılar. Şimdi PKK ile mücadele ediliyor, ama ihanet şebekesi “Çocuklarımız menfaatleriniz için ölüyor.” gibi alçak bir söylem geliştiriyorlar. Tüm bunlar korkaklara öğretilen psikolojik harp teknikleri. Evet, genel harp öncesi ve ilk aşamasıdır bunlar. Toplumun algısını ve birliğini bozmaktır hedefi.

Seçim sürecinde başka birilerinin tek bir sloganı vardı. “Seni başkan yapmayacaz.” Bu slogan hayat bulsun diye, sözde ulusalcı, sosyal demokrat, Atatürkçü vs. tanımlı 28 Şubatın şahin kadrolarının özlemini duyan birileri de bölücü terörün siyasi uzantılarına oy vermişlerdi.

Israrla ifade ediyorum. 12 Eylül Öncesi süreci yöneten dış mihraklar yine aynı ayrışma ve tabanlara hitap ediyorlar. Özet, zamanın Sağcıları ve Solcuları üzerine kurgulanmış her şey.

Bakınız, seküler duruşundan taviz vermeyen CHP tabanlı siyaset yine aynı cephede. HDP ve CHP seküler ittifakını sürdürüyorlar. Son seçimlerde CHP’nin milletvekilleri bile oylarını HDP’ye verdiklerini aleni söylediler. Demek ki siyasi hedefleri de aynı ya da benzer. Zamanında CHP Türkler başta olmak üzere ülkemizde ne yapmaya çalıştıysa PKK da aynısını yapma derdinde. Geçmişinden, büyük ve kutlu mazisinden ve kurduğu medeniyetten İslami ortak değerlerinden kopuk, fetih ve Rıza-i İlahi duygusunu kaybetmiş laik Türkler ve Kürtler oluşturma derdindeler. Seküler ve yabancılaşmış Yeni Türkleri, Kürtleri, Arapları birbirine ne bağlar? İşte kalıcı kavgalar ve düşmanlıklar oluşturmanın birinci aşamasıdır bu. Birbirinden kopart, sonra düşman et. Sonra da savaştır.

Seçimden sonra mecliste CHP ve HDP aynı yerde durdular. “CHP'nin önergesi AKP ve MHP'nin oylarıyla reddedildi. (Başlık bu). TBMM Genel Kurulu, CHP'nin talebi üzerine 'terör' gündemiyle olağanüstü toplandı. CHP'nin terör olayları için komisyon kurulması önerisi reddedildi.” Cumhuriyet’in haberi.

Koalisyon Hükümeti kurulmasını, süresinin seçim dönemine kadar olmasını CHP ve HDP çok istediler. Başka türlü hükümette olmaları mümkün değil. Çünkü iktidar olacak oyu almaları mümkün görülmüyor. Bakınız bu konuda da birlikte hareket ediyorlar. Ama MHP tüm oyunlarını bozdu.

Sayın Cumhurbaşkanımız ve Hükümet şunu bilmeli. Çözüm sürecinde oluşan başta güvenlik olmak üzere zafiyetleriniz dış güçler başta olmak üzere, onların maşası bölücü terörü yüreklendirdi. Şehirlerimizde ve batıda terörün örgütlenmesine fırsat verdi. Ayrıca İngiliz-ABD eksenli bölücü ve diğer terör gurupları Alman eksenli terör gurupları birlikte hareket etmeye karar verdiler. Terörü batıya birlikte taşımayı becerdiler. Görülen o ki Emniyet ve Jandarmada birileri bu faaliyetlerini hem örttü, hem de hükümeti yanlış yönlendirdi. 28 Şubat Sürecindeki ezilmişliğimizi çok iyi kullanan zamanın korkakları, hükümetin önlerini de fütursuz ve limitsiz açması ile devlette örgütlendi. Yaptıkları adaletsizlikler ve zulümler seyredildiği için şimdi çok cüretkâr ve cesurlar. Buna bir de dış güçlerin desteğini eklerseniz!...

Gezi Süreci hem iç dinamikler hem de dış ilişkiler açısından turnusol etkisi yapmıştır. Kim dost, kim düşman resim netleşti aslında…

Ortam bu kadar net iken seçimlere girildi. Cesaret çok önemli ama ya akıl ve planlama! Ya doğru analiz etme ve sonuç çıkarma?

Koalisyonun olmayacağını hepimiz biliyorduk. Herkes erken seçim sürecinin bir parçası olarak görüyordu koalisyon görüşmelerini de. Erken seçimde seçim meydanlarının temel argümanı olacaktı koalisyon görüşmeleri. Herkes karşı tarafın havlu atmasını bekledi. MHP karalı durmaya devam ederse, erken seçim kesin.

Peki, ortalığın bu kadar gerildiği bir süreçte genel seçimlere nasıl girilecek? Eğer Haziran 2015 seçimine girildiği dönemdeki gibi atanmış vekiller, şımarıklıklar ve enaniyetlerle girilirse erken seçimden farklı bir sonuç beklemeyin.

Üç kez seçilenlerle ilgili kural kalkmalı. Adam çalışkan ve toplumda sevilen biri ise neden bir daha seçilmesin? Suça bulaşmamış, rüşvete karşı çıkmış, enaniyetten uzak, siyaseti kendi ikbal çabalarına basamak yapmamış, hizmeti şiar edinmiş insanlar kaba kurallara mahkûm edilmemeli.

Atanmış, “ben yaparım olur.” nevinden milletvekili adayı belirlenmemeli. Son süreçten ders almamış teşkilat mensuplarından kurtulunmalı.

Cephemizde olup, bizi eleştiren herkese Paralelci yaftası vurmak hafifliktir. Eleştiri olmadan tekâmül olmaz. Teşkilat Başkanları, yönetim kurulları atanmış, maddi gücünden dolayı görev verilenler değil, kuran, emek veren ve davasına inanmış, hizmet eden kişilerden yeniden oluşturulmalı. Teşkilatlar, rüşvet, hırsızlık ve her türlü iltimasla anılan insanlardan, milletvekili, bakan, danışman vb. kurtarılmalı.  

Suriye ve Ortadoğu politikaları gözden geçirilmeli. Suriye’de akan kan bizim istediğimiz bir şey değil. Düşmanlıklar da öyle. Gelinen nokta yeniden gözden geçirilmelidir. İran’ın bencil ve hudut tanımaz duruşu iyi okunmalıdır. S. Arabistan başta olmak üzere, Ortadoğu’da Lavrens’e rahmet okuyan Sisi vb. çevreler doğru okunmalıdır.

Hükümetin içindeki yanlış yönlendiren kadrolar da tasfiye edilmelidir. Malum 2. Mahmut’un bir Halet Efendi’si vardı. Sürekli yanlış yönlendiren, kimin hesabına çalıştığı belli olmayan. Cumhurbaşkanımız bu insanları iyi görmelidir. Çözüm sürecini sarhoşluğa dönüştürenler, paralel yapıyı ülkeye bela edenler, TSK başta olmak üzere kurumlarımızı bir şekilde sulandırıp yıpratanlar, Milli değerlerimizi yıpratanlar, fitne sokanlar.. Hepsine “DUR!” denmelidir. Seçimden sonra başarısızlığı “Çözüm sürecini gevşettik.” diye açıklayan bir zihniyet ya gaflet içindedir ya da ihanet. Siyasi gündem halka bakıp Milletimizin taleplerine uygun belirlenmelidir.

Halkımız sürekli olarak bilgilendirilmelidir. Artık, sırf laf ebeliği ve siyasi söylemlerle ya da geçmişin ezilmişliğini ifade ederek mesafe kat etmek zordur. Cumhurbaşkanımızın ve hükümetin gayretlerini anlatamayan, bilmeyen, ülkenin geleceği ile ilgili akıl ve yöntem geliştiremeyenler milletvekili adayı yapılmamalı, teşkilat görevi verilmemelidir.

Erken seçim süreci doğru yönetilemez, adaylar doğru belirlenmez, merkezden atanan, yerelin talep ve realitelerinden kopuk insanlar yine aday yapılırsa ülkenin akıbeti de zora sokulacaktır. Ülkemizi riske sokmaya kimsenin hakkı yoktur.

Hâsılı, cesur ve hakperest adamlar, korkak ve zalimlerden daha çok çalışmaz, fikir üretmez,  ayeti kerime de emrolunduğumuz gibi akletmez, koordine etmez ve etkin olmazsa zafer beklemesinler..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.