29 Mayıs 2017 Pazartesi4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:34Güneş 05:29Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:35Yatsı 22:21
    • 21°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 97.726 0.20
  • Altın: 145,637 -0.10
  • Dolar: 3,5781 -0.06
  • Euro: 4,0001 -0.04

Psikolojik harp boyutu

Ahmet Taşgetiren

Terörle mücadelenin sıcak çatışma kadar önemli bir boyutunun da psikolojik nitelik taşıdığında şüphe yok. O alanın da, en az sıcak çatışma alanı gibi planlanması ve örgütlenmesi gerekiyor. 

Üstelik, “Kürt sorunu” etrafında oluşan terörle mücadelenin herhangi bir yabancı ülke ile olan savaşın gerektirdiği psikolojik harpten çok daha girift - hassas bir planlamaya ihtiyaç duyduğunda da kuşku duymamak lazım.

Bir şey daha... Terörle mücadelede meydana gelen ölümlerin farklı toplum kesimlerinde farklı duygusal tepkiler oluşturması sebebiyle duyguların ve algıların yönetimi gibi dev bir problem ortaya çıktığı için, psikolojik boyut çok daha büyük önem kazanıyor.

Mesela terör çetelerinin çözülmesi ve liderliklerin ele geçmesi için bir  “ödül mekanizması” ortaya koyuyorsunuz, bunun işlevselliği yanında psikolojik etki boyutu var, ama hemen karşısına “jurnalcilik, ihbarcılık suçlaması” konarak, karşıt bir hamle yapılıyor. Burada “ihbar ve jurnal suçlaması”nın, terör örgütüne yönelik bir savunma seddi niteliği taşıdığı kuşkusuzdur.

Psikolojik boyut dediğimizde, en başta, mücadelenin kim adına, ne için, kimi etkisiz hale getirip, kimi korumaya yönelik olduğu, yani tarafları belirlediği unutulmamalıdır. Terör örgütü ve ideolojik-siyasi bakımdan onun yanında saf tutanlar, kendilerini, bir toplum kesimi adına, mesela Kürtler adına savaş veriyormuş gibi göstereceklerdir. Gerek halk nezdinde, gerekse uluslararası pazarlarda karşılık üretmek için bunu ısrarla vurgulayacaklardır. Bu noktada uluslararası kamuoyunda bazı mevzilerin kaybedildiği, olayın “Türk güvenlik güçleri ile Kürtler arasında cereyan ettiği!” temasının satın alındığı maalesef bir gerçekliktir. Böyle bir temanın, onların “Türkiye’yi terörle boğuşturma” politikalarına uygun düştüğü de bir gerçekliktir.

Ama belki de Türkiye için en tehlikeli olanı, terör örgütünün Kürt toplumu nezdinde karşılık bulmasıdır.

Bu, bugüne kadar Kemalist projelerin açtığı yaralara rağmen etkin biçimde gerçekleşmiş değildir. Bunun da sebebi, terör örgütünün Stalinist kökenli olmasına karşılık, Kürt toplumunun, samimi dindar Müslümanlardan oluşmasıdır. Bu da, Kürtler nezdinde Ak Parti’nin ciddi bir karşılık oluşturmasını sağlamıştır.

Ancak gönüllü-gönülsüz dağa çıkarılan gençlerin, hele ölümler sebebiyle bir aidiyet gediği açtığı da unutulmamalıdır.

O yüzden şu anda yürütülen mücadelenin hangi psikolojik sonucu ürettiğine iyi bakılmalıdır. Sanırım şu hassasiyet önemlidir:

- Terör en çok bölgede yaşayan Kürt halkı üzerinde tahribat yapmaktadır. Dolayısıyla devletin terörle mücadelesinin en önemli sonucu, Kürt halkının terör örgütünün zulmünden kurtarılmasıdır.

- Terörle mücadele, daha çok insan öldürme amacına yönelik değil, daha çok insanın terör örgütünün savaş aracı haline gelmesini önlemek, dolayısıyla Kürt çocuklarını savaş makinasının öğüttüğü canlar olmaktan kurtarmaktır. Örgüt daha çok Kürt gencini savaş alanına sürmek suretiyle varlık iddiasında bulunmakta, bu da güvenlik güçlerinin daha çok devreye girmesini ve ölümleri getirmektedir.

- Terör örgütü, bölgesel egemenlik kurmak için en çok bölge insanı üzerinde hakim olmaya çalışmakta, bunun için de kuvvet kullanımını tercih etmektedir. “Bu bölgenin hakimi benim” diyebilmek için devletten daha etkili olduğunuz intibaını vermek durumundasınız, bu da herhangi bir hukukla bağlı olmaksızın kuvvet kullanmayı gerektirir. Vergi salmak, yargılamak, infaz etmek böyle bir psikolojik terör ortamı oluşturmaya yöneliktir. O yüzden devlet adına aşırı güç kullanımı ne kadar problemli ise devlet gücünün etkisiz kaldığı izlenimi de o ölçüde ciddi bir problemdir.

Mücadelenin psikolojik boyutunda siyasi mücadele vasatı da son derece önemlidir. Terörle mücadele bir mutabakat zemininde yürümüyorsa, siyasi aktörlerin yıpratılması hesabı ile terörle mücadeleyi yıpratma hesabı iç içe geçebilir ve “can pazarı”nın söz konusu olduğu mücadele zemini bundan büyük zarar görebilir. Şehit yakınlarının bazı sözlerinin “siyaseten kullanım alanı”na çekilmesi, belki şehit yakınlarının aklına hiç gelmeyen, “psikolojik savaş malzemesi”ne dönüştürme operasyonudur.

Olay, terörle mücadele ne kadar hayati ise o kadar hayatidir. Ve bence bunu da koordine eden bir yapıya ihtiyaç vardır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.