Cihangir İşbilir

Cihangir İşbilir

Keskin Viraj

Keskin Viraj

Türkiye, hangi açıdan ele alırsak alalım tarihinin en hassas dönemlerinden birisinden geçiyor. Bölgesinde neredeyse devlet otoritesinin kalmadığı ve devlet dışı örgütlere etkin roller dağıtıldığı bu kritik süreçte, terör eliyle, Türkiye’nin teslim alınmak ve istikrarının, kalkınmasının, siyasi ve sosyal bütünlüğünün hatta hayallerinin ve ideallerinin çalınmak istendiğine şahit oluyoruz.  Özgürlüğün alabildiğine istismar edildiği bir zeminde güvenlik riskleri, medya ve iletişim imkânlarının gelişmesi sebebiyle, geçmişin karanlık devirlerini andıran tehlikeli seviyelere doğru tırmanıyor… 

Güvenlik risklerinin yükseldiği ve sosyal korkuların yoğunlaştığı şartlar, ‘güvenlikleştirme siyaseti’ni benimseyen çevrelerin elini güçlendiriyor. Onun için bu kırılgan ortamda normal adımların atılabilmesi veya atılan adımların ‘olduğu gibi’ algılanması mümkün değil. 

Şehit cenazeleri, çatışma haberleri, sıkıyönetim ve olağanüstü hal talepleri, şehir merkezlerindeki bombalı saldırı endişeleri maalesef sosyal fay hatlarını harekete geçiriyor, kaos ve kriz uzmanlarına operasyon yapacakları ‘elverişli’ şartları sunuyor...

MEDYA TERÖRİZMİ 

Bu ‘elverişli’ şartların en ziyade, ‘emanetçi’ ve kökü dışarda ifsat komiteleri tarafından kontrol edilen medya eliyle yoğun olarak kullanıldığı görülüyor. Bu medya şebekesi, günübirlik kararlarla hareket etmiyor, stratejik hamlelerle adım adım Türkiye’yi istediği yöne doğru sürüklemek için şeytani bir planı uyguluyor. 

Aynı güruh, olguların değil algıların toplum motivasyonunu belirlediği içinden geçtiğimiz karanlık tünelde; her şehit cenazesini, her çatışmayı, her terör saldırısını ve her açıklamayı ‘sonuç odaklı’ operasyonların aracı haline getirip bir yandan toplumsal korku ve endişeyi tetiklerken, diğer yandan halkın oylarıyla işbaşına gelmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden ülkeyi içte ve dışta itibarsızlaştıracak bunalımlı bir havaya mahkûm etmeye çalışıyor. 

Kelimenin tam anlamıyla bir tür ‘medya terörizmi’ ile karşı karşıyayız. Terör örgütleriyle neredeyse ‘koordineli’ icra edilen bu medya terörünün son ve en çirkin örneği pazar akşamı Dağlıca’da çatışmalar sürerken canlı yayında açıklamalar yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri çarpıtılarak gerçekleştirildi. 

BÜYÜK OYUN BOZULMALI!

Maalesef bu algı operasyonlarının başarıya ulaşmasında yalanı meslek edinen ve tam bir terör örgütü gibi yayınlar yapan bir kısım medya kadar, bu şebekeye karşı etkili projeler ve söylemler üretemeyen medya kuruluşlarının ve siyaset sözcülerinin de sorumluluğu var. 

1 Kasım’a doğru süratle yol alırken, enerji çalan, adam harcayan, dost küstüren ‘içerdeki’ gerçek kriptolardan kurtulmak, terörle ve medya terörüyle mücadele için olmazsa olmaz bir şart. 

Türkiye, tarihinin en keskin virajlarından birisini dönüyor; bu süreçte savrulanlar çok olacak. Yoldan çıkmamak, terör ve ihanet şebekesine karşı etkin mücadele etmek için cesaret, feraset ve akl-ı selimle birbirimize sımsıkı tutunma vakti şimdi… 

Büyük oyunu bozacak yegane formül bu. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cihangir İşbilir Arşivi