13 Aralık 2017 Çarşamba25 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:13Öğle 13:05İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 9°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 5°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 6°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 108.153 -0.82
  • Altın: 153,462 -0.28
  • Dolar: 3,8314 -0.16
  • Euro: 4,5086 0.08

Türklerin Kürtlerin Arap ve Acemlerin Başarısı 3

Cemal Nar

“Çağdaş” demek kaba tabirle “aynı zaman diliminde yaşamak, aynı asırda dünyada olmak” demektir. Tarihte bir insanı anlatırken “falan ile muasır, çağdaş” deriz. Buna göre çağdaş, aynı çağda yaşayan demektir. eskiden bu kelime yerine “asrî” ve “muasır” kullanılırdı. Yani aynı asırda yaşamışlar birbirlerini görmeseler de.

 

Ancak felsefî anlamda bugün “çağdaş”lığın ifadesi değişmiştir.  Artık bu kelime, içinde bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olma” anlamında kullanılmaktadır. Buna göre çağın bilgi, düşünce, teknik, refah ve değerler sisteminee uygun insan manasında kullanılmaktadır. Bu çağda öne çıkan “çağdaşlık” da kimi kıt akıllı ve eksik düşüncelilerin zannettiği gibi “dini inkar etmek” değil, belki “bilim, teknoloji ve insani değerlerdir”.

Bilimde ve teknolojide geri kalmak arkasından fakirlik ve zayıflığı getirir; fakir ve zayıf olanlar tarih boyunca olduğu gibi bugün de güçlüler, yani medeni ve çağdaş onlar tarafından sömürülmekte ve yutulmaktadır.

İnsani değerler insanların varoluş sebepleridir; bu değerlerin ideal tablosu İslam’dadır; bundan vazgeçmek ondan vazgeçmektir, bundan geri kalmak, İslam’da sınıfta kalmaktır.

Hem müslüman, hem Türk, Kürt, Arab, Fars, Berber, Zenci, Hindî... olmak her zaman mümkün olmuştur ve tarih boyunca hiç yadırganmamıştır. İslam ümmeti çeşitli kavim ve uluslardan meydana gelen “milletlerden” oluşmuştur.

Bu arada kavimler, milli özelliklerden kaynaklanan farklı renk ve çizgilerle İslam Mdeniyetini zenginleştirmiş, hem bir kavme, hem de bir ümmete mensup olarak, bu iki mensubiyet birbiri ile çelişmeden, hayatlarını sürdürmüş ve gelişmişlerdir. Bu da şu ayette geçen “tearuf”, yani “tanışma, bilişme, birbirinden istifade etme”yi gerçekleştirmiştir:

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi “tearuf/tanımanız” için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.”( Hucurat Suresi 13. Ayet)

İslam’a, Kitab ve Sünnet'in açık beyanlarına göre din kardeşliğini bozmamak şartıyla fert ve toplulukların maddi ve manevi değerlerini korumaları, yakından uzağa önceliklere yer vererek topluluk haklarına riayet etmeleri teşvik edilen bir husustur.

Bilim, teknik ve insani değerler açısından ilerlemek, gelişmek, medeniyete katkıda bulunmak belli bir milletin, kavmin ve ırkın tekelide değildir.

Böyle düşünen ırkçı görüşler tarihe karışmıştır. Bu İslam’ın ve onu gönüllü uygulayan Türk, Kürt, Arap, Acem vs. bütün Müslümanların başarısıdır.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.