28 Mart 2017 Salı29 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 10°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -5°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 89.695 -0.76
  • Altın: 145,860 1.00
  • Dolar: 3,6136 0.05
  • Euro: 3,9258 0.61

Vazgeçin Bu İkiyüzlülükten

Cemal Nar

Diyorlar ki, “Batılılaşma Batının ilim ve tekniğini alma zorunluluğundan kaynaklanmıştır. Osmanlı geri kalmıştı ve mağlup olmuştu. Batılılaşma olmasaydı, yıkılacaktı.”

 

Burada iki çift lafımız var. Birincisi şu sorudur: Eee, ne oldu? Yıkılmadı mı?

Yıkıldı ve Batılılaşma denilenin aksine bunu daha da hızlandırdı. Belki kurtulma imkanı varken kaçınılmaz kıldı.

İkincisi, Batıcılar batıdan sadece ilim ve teknik almadılar. Aksine batının iyi kötü her şeyini aldılar. Bizim olan her şeyi atıp, Batının olan her şeyi aldılar. Sorun ilim ve teknikte geri kalmaksa, kanunlardan kılık ve kıyafete kadar, laiklikten görgü kurallarına kadar Batının her şeyini almaya ne gerek vardı? Dansını, balosunu, içkisini, zinasını, sefahatini niye aldınız?

Üstelik iddiaları da yanlıştır. Çünkü Müslümanlar ilim ve tekniğe “hikmet” diye bakarak kendi malları kabul ederler ve “nerede bulurlarsa almayı” hak sayarlar. Rasûlullah (as) şöyle buyurdu:

“Hikmet, değerli bilgiler müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa almaya daha hak sahibidir.” (Tirmizi, İlim 19; İbn Mâce, Zühd 17)

Bu hadis çeşitli tariklerden nakledilmekle birlikte umumiyetle zayıf kabul edilmiştir. Ancak hadis usulü ilmine göre “nasihat ve uyarıya dair hadisler, zayıf da olsa alınır ve faydalanılır.”

Bu yüzden şuurlu Müslümanlar Osmanlının son zamanlarındaki Batılılaşmasını, ilim ve teknik iktibasından öte götürmeyi, hayatın her alanında onları taklit etmeyi yanlış görürler. Bir medeniyetten diğerine geçmek, yani İslam medeniyetini terk ederek, Batı medeniyetini olduğu gibi kabul etmek, büyük bir hatadır, tarihi bir cinayettir, din açısından da bir kafirleşmedir. Müslümanlar “Batılılaşmaya” bu yüzden karşı çıkarlar.

Batıcılar,  “ülkelerin gelir düzeyi yükseldikçe resmî bir dine sahip olma eğiliminin ve dindarlığın düştüğünü” iddia ederler. Yapılan sosyolojik araştırmalar da bunu gösteriyormuş.

Öyle mi?

Öyleyse niye hala bir İslam Partisi kurmak yasak bu ülkede? Bizi hala ne diye tüzüklerinde laikliği esas aldıklarını yazmaya mecbur partilere mahkum ediyorlar?

Komünizmin, sosyalizmin, kapitalizmin, faşizmin, nasyonalizmin partisi var. Hem de birden fazla. Ama “laiklik” bahanesiyle “İslam Partisine” izin yok. Bu mu çağdaşlık, modernite, Batıcılık, özgürlükler, insan hakları, düşünce hürriyeti?

Batıcılar, “çağdaşlık, modernite, laiklik, özgürlükler, insan hakları, düşünce hürriyeti” vs. ne kadar parlak söylemlerde bulunurlarsa bulunsunlar, şu anda korkunç bir dayatma, baskı, cebir ve şiddet içindedirler Müslümanlara karşı. Kendilerine değer veriyorlarsa, önce bu sahtekarlıklarından vaz geçmelidirler.

Hiç aynaya bakmıyorlar mı acaba?

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.