27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 26°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 107.206 0.15
  • Altın: 143,369 -0.11
  • Dolar: 3,5533 -0.29
  • Euro: 4,1312 -0.52

ORTADOĞU ÖZELİNDE SURİYE’DE NELER OLUYOR?

Halil Mert

Ortadoğu.

Dünyanın Coğrafi Merkezi.

Eski Dünya Kıtalarının birleştiği bölge.

İnsanlığın Cennetten kovulunca ilk iskan edildiği alan..

Tüm Eski Medeniyetlerin Beşiği..

Resullerin ve ismi bildirilen tüm peygamberlerin yaşadığı ve tebliğ ettiği topraklar..

Ortadoğu’da tarihin her döneminde savaşlar, kavgalar dolayısı ile kan ve gözyaşı vardı.

Dünya enerji ve hammadde kaynaklarının çoğu bu bölgede.

Tüm ulaşım hatları ya buradan geçiyor, ya da burası kontrol ediyor.

Dünya Tarihi’nde tüm süper devletler ve güçler bu bölgeyi kontrol altına aldıktan sonra dünya devleti oldular. Büyük İskender, Persler, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı..

Bölgenin en eski ve kalabalık Milleti Araplar olmasına rağmen tarihte etkin oldukları bir dönem sadece İslam’ın ilk devirleri. O dönemde de tebliğ kaygısı ve gayreti ile verilen mücadele sonucu varlık gösterdiler. Bölgede eskiden beri var olduklarını iddia eden Kürtçüler’inde bildiği üzere hükümdarlık hanedanı Kürt olan iz bırakmış tek devlet ise Selahaddin Eyyübi dedemizden dolayı Eyyübiler.

Türk Milleti, tarihinin hiçbir devrinde Irkçı olmadı. Hep Sosyal Millet dediğimiz “Kimdensin” sorusunun karşılığı “Sizdenim” ise, “O bizden.” dedi. İslam ile Sosyal hayatını, siyasi hayatını, şahsi hayatını yeniden düzenledi. Fetihler yerini İ’lay-ı kelimetullah’a bıraktı. Muharipler (savaşçılar) Mücahid oldular. Kızıl Elma mefkûresi artık, Nam-ı Celil-i Muhammedi’yi yaymakla yeniden düzenlendi. Bu coğrafya yeniden İslam, iman ve cihangirlikle düzenlendi. Hem de 600 yıl.

En az 1000 yıldır İslam’ın sancaktarı olan bu mütevazı Millet, akabinde Resulullah (SAV)’in halifesi oldu. Artık, Emir-el Mü’miniyn, İstanbul Merkezli Osmanlı Hükümdarıydı.

Batı Asya’yı ve Afrika’yı sömürmek istiyordu. Hele de Petrolle beraber bölge çok önem kazanmıştı. Engel, Osmanlı’ydı. Rusya sıcak denizlere inmek istiyordu. Engel yine Müslüman Türk’tü.

İran, İslam olmuş ama Şii’liği Milli Mezhep haline getirerek İttihad-ı İslam’ın hep karşısında olmuştu. Osmanlı Haçlı Seferlerini durdurmak için ne zaman batıya yürüse İran hep arkasından dolap çeviriyor ve Anadolu’ya ya fiilen giriyor ya da fitne sokuyordu. Güzelim Bektaşilik, Safavi Siyaseti ile kitapsız, amelsiz ve cahil bırakılmıştı. Şimdi İran Alisiz Alevilik iddialarının dahi baş sorumlusudur. Bektaşilik, cehaletten kendisini şehirlerde koruyabilmişti, ancak kırsal kesimler ve Anadolu’da maalesef İran’dan gönderilen sözde ocak sahibi, seyyid vb. sıfatlı adamların elinde rivayet ve özel ritüellerle ve her yerde farklı uygulamaları ile kaynağı olan İslam’dan, rehberi olan Hz. Peygamberimiz (SAV)’den uzaklaştırıldı. Evet, Almanya’nın “Ali’siz Alevilik” projesinin altyapısı böyle oluştu.

Ortadoğu’da neler oluyor?

Önce İngiltere ve Fransa birlikte Osmanlı’yı yıktılar, Osmanlı’yla müttefik olan Almanya’yı da bölgeye sokmadılar. Aralarında yaptıkları Sykes-Picot Anlaşması Ortadoğu’nun ve Anadolu’nun bölünme haritası değil midir? Bu anlaşmada adları geçen Sykes ve Picot kim peki? Her ikisi de üst seviyede Mason ve Yahudi. Anlaşma ile Mondros ve Sevr sürecini hazırladılar. Anlaşma metninde esasında asıl hedef İsrail Yahudi Devleti’ni kurmaktı. 6’ncı maddesi; Filistin'de, kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle bir uluslararası yönetim kurulacaktır. İşte burası İsrail devleti’ne tahsis edilmiştir. Şimdi Hıristiyan Mezhebi olarak gördüğünüz Evanjelizm’in köklerini dahi burada bulunuz. Kutsal dedikleri topraklarda bir Yahudi Devleti. Planları bin yıllık..

Bitti mi? Hayır! Cumhurbaşkanımız diyor ya; “Birinci Dünya savaşı devam ediyor.” Evet, Bu anlaşmada olmayan aktörler de bölgeye girmek istiyorlar. İngiltere ve Fransaya ek olarak, işte ABD’nin Irak’ı işgali. İşte Almanya’nın IŞİD’i PKK ve PYD’yi aynı anda desteklemesi. Onlarla kaçakçılık yapması, silah vermesi, kamplarda eğitmesi, IŞİD’in petrolünü alenen alması. Şimdi birde Rusya girdi.

Rusya, baba Esad’la sıcak denizlere inemese de Suriye’de askeri üsler kurmuştu. Komünizmin dağılmasından sonra ekonomisini düzeltti. Şimdi coğrafi olarak kaybettiği yerleri geri almaya başladı Çar Putin. Abhazya, Kırım, Ukrayna operasyonu.. Yakında Beyaz Rusya kendiliğinden katılır Büyük Rusya’ya. Rusya Birinci Dünya Savaşı’nda Batı cephesinde Almanya ile Doğu Cephesinde Japonya ile savaşmak zorunda kalmıştı. Güney cephesinde ise Osmanlı, Kafkasya ve Azerbaycan’da önce milislerle sonra düzenli birliklerle Rusları durdurmuştu. Sonra komünist devrim ile Birinci Dünya Savaşı sürecinden istediğini alamadan çıkmıştı Rusya. Komünizm sonucu topraklarını ve balkanlardaki nüfuz alanlarını da kaybetmişti. Şimdi hepsini geri alma derdinde.

Rusya, Balkanlarda Sırpları destekledi. İran ile müttefik. Suriye’de resmen Türkiye sınırındaki Türkmen köylerini vuruyor. Akdeniz’de alan tutuyor.

İran, tarihinde bulamadığı fırsatı Irak İşgaline müteakip ABD ve İngiltere’nin sunduğu fırsatlarla buldu. Irak’taki Şii Hükümet İran’ın bölgede önünü açtı. Yemen ve Mısır Şii’lerini, körfez Şii’lerini de örgütlüyor. Hizbullah zaten en büyük tetikçisi. Esad işi mezhebi bir görüntüye soktu.

Şu anda Suriye’de İran’dan gelen kara birlikleri savaşıyor. Rusya hava harekâtını ve harekâtın koordinasyonunu sağlıyor. Rusya artık kendi yandaşı terör guruplarını savaştırmıyor sadece. Kendisi de fiili olarak indi sahaya. Bu arada İran kendi topraklarında PJAK’ı yok ederken PKK’lıları himaye ediyor. İran bizim için aslında beklenen bir hayal kırıklığıdır.

Görünen o ki tarih, ders almadığımız için tekerrür ediyor. Ancak bizim için süreç çok daha sıkıntılı. Çünkü ülkemizin içinde halkımız ve siyasiler bölük pörçük. Düşünün siyaset ve tarikat yapılanmaları aracılığı ile Mikro-milliyetçilik ile mezhepçilik vs. ile sürekli bölünme endişesi içindeyiz.

Ey Milletim. Milli Harp Sanayi başta olmak üzere yerli sanayi hamleleri ile ekonomik kalkınma gayretleri ile geleneksel nüfuz alanlarına yeniden ulaşma gayretleri ile Türkiye hedef ülke iken şimdi düşman ülke konumundadır. Evet, Türkiye Haçlı Batının da, Ortodoks Rus’un da, Şii İran’ın da maalesef hedefindedir. Hatta artık resmen düşmanıdır. Eskiden düşman olarak kaile almıyorlardı. Şimdi hamdolsun onların düşmanlıklarını alenen gösterecekleri kadar büyüyoruz.

Büyüme hedeflerimiz devam etmeli. Bunun için birlik, beraberlik ve İttihad-ı İslam gerek. Tarihi şuur ve Milli terbiye gerek. İman gerek. Çalışkanlık ve fedakârlık gerek. Feraset gerek. 

İslam Dünyasına bakın. Geleneksel olmayan tüm İslami Akımlar ki bunlar genel olarak iki gurup. Birinci gurup IŞİD, El-Kaide gibi terör gurupları. Diğeri de Ilımlı ve diyalogçu İslamcılar. Bunların arkasında planlayıcı ve icracı olarak aktif Haçlı İttifak ajanlarını bulacaksınız. Size İslam Dünyasındaki son ajanın Lawrence olduğu anlatılıyor. Yanılmayın. Zamanında Arap isyancılar Lawrence’yi Evliya ve Âlim bir Arap Kahraman olarak halka sunmuşlardı. İttihatçılarda Alman İmparatoru Wilhelm’in Müslüman olduğu yalanını yaymışlar ve Hacı olduğunu anlatmışlardı. Kendine, imanına, Allah’a ve insanlarına güvenmemenin sonucu.

Dinimiz ve Milli Terbiyemiz yozlaştırılmaya devam edilirken, Geleneksel Masonik yapılar oyun kurmaya devam ediyor ve bizi seyrediyorlar. Nasıl olsa Müslümanlar birbirlerini “Allahüekber!” nidaları ile öldürüyorlar diye. Bunun zeminini de kendileri uzun soluklu ve sabırlı çalışmalarla hazırlıyorlar. Düşünün IŞİD acaba durup dururken mi çıktı? Düşünün sözde İslami Paralel Yapılanmalar durup dururken mi çıktı? Dün Abdulhamid Han’a Kızıl Sultan diyen tüm İslam Âlimleri suçlu değiller mi? Sonrasında özür dilemeleri neyi değiştirdi? Sadece sonraki kuşakların nezdinde masum oldular. Acaba gerçekten masumlar mı? Hesap gününde göreceğiz elbette bunu da…

Kendimize gelmeliyiz. Zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak renkli ama mundar kılı görmek, bulmak ve gereğini yapmak zorundayız. Seçimlere de bu şuurla bakmalı, çalışmalı, girmeli ve oy kullanmalıyız. Unutmayın ki, yöneticiler kadar oy ve kanaat kullananlar da sorumludur. Hz. İbrahim’i ateşe atanlara karşı ateşi söndürmek için su taşıyan karınca misali duruşunuzu ve tarafınızı, safınızı her zaman ortaya koyun.

NEMRUT’LARIN KARŞISINDA İBRAHİM, İBRAHİMLERİN YANINDA KARINCA OLUN.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.