22 Temmuz 2017 Cumartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:53Güneş 05:44Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:38Yatsı 22:20
    • 32°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 29°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

İktidar ihtimalleri

Ahmet Taşgetiren

1 Kasım seçimlerinden sonra iktidar olabilme ihtimalinin de seçimlerde halk eğilimini etkileyeceği açık. Halk en azından seçim beyannamelerinde vadedilenlerin gerçekleşebilmesini, iktidar ihtimali ile birlikte değerlendirecek. 

Bu yüzdendir ki Davutoğlu Ak Parti adına “Her halükarda iktidarız” diyor, Kılıçdaroğlu, CHP adına “Her parti ile görüşebilen parti biziz” çıkışını yapıyor ve Bahçeli, iktidar olmaktan kaçınan parti görünümünü silmek için MHP adına “Koalisyona varız” açıklamasında bulunuyor.

Açıklamalar her parti için bir şekilde iktidar adayı olmak anlamına gelse dahi, seçmenin bunu sorgulaması kaçınılmaz.

Davutoğlu’nun “Her halükarda iktidarız” sözleri, ilk bakışta “Seçmen iradesi tapulu mu ki?” gibi bir itirazla karşılaşma riskini de taşısa hiç şüphesiz en güçlü iddiayı içeriyor.

Ancak şu ana kadar yapılan kamuoyu yoklamalarında, Ak Parti’nin başarısını istemiyor gözüken ve ona göre sonuç ürettiği izlenimi doğuran şirketler bile yüzde 38’in altında oy oranı, 246 altında da milletvekili sayısı göstermediler. Bu oy oranı ve milletvekili sayısı, evet tek başına iktidar vermiyor. Bu durumda diğer üç partinin koalisyon yapması da mümkün, ancak MHP’nin “HDP ile her türlü birlikteliğe hayır” yaklaşımı, üç partili bir koalisyonu imkansız hale getiriyor ve tek başına Ak Parti iktidarı olmasa bile, ikili, üçlü Ak Parti iktidarlarına kapı aralıyor. O yüzden, hangi parti olursa olsun, iktidar ortaklığını öngörüyorsa, Ak Parti ile işbirliğini dikkate almak zorunda.

CHP açısından bakıldığında Kılıçdaroğlu bir konuşmasında en fazla yüzde 29’luk bir seçim başarısı öngördüğünü açıkladı. Bu durumda Ak Parti ile koalisyon yapmak istemediği takdirde MHP ve HDP’yi ikna etmek zorunda. Oysa Bahçeli seçim beyannamesini açıklarken “İktidara ortak olacağız” dedi ama “HDP ile asla”yı tekrarladı, ayrıca Ak Parti ile koalisyon için ön şart olarak öne sürdüğü “4 maddeden vazgeçilmeyeceği”nin de altını çizdi. Bu durumda 7 Haziran’da olduğu gibi “Üçlü blok” girişimi 1 Kasım’dan sonra da iflasa mahkum gözüküyor.

Böyle bir pozisyon, CHP’nin HDP ile koalisyon yapmasını da 7 Haziran’ın çok çok üstünde başarı gösterilmediği takdirde -ki bunu da kimse mümkün görmüyor- sayısal olarak imkansız kılıyor. Ayrıca CHP’nin, şu an bütün koruyucu-kollayıcı üslubuna rağmen HDP ile koalisyonu, bu partinin terör örgütünün vesayeti altındaki görünümünü kendi tabanına nasıl izah edeceği sorunuyla da birebir alakalı. Çünkü o görüntü, CHP’den MHP’ye oy kaymasına yol açabiliyor.

Tüm ihtimaller CHP için iktidar imkanını ancak, o da tek başına iktidar olamaması durumunda Ak Parti ile ortaklık ihtimaline bağlıyor.

Hesaplar aynı şekilde MHP’yi ya Ak Parti ile iktidar olmaya mahkum ediyor ya da her türlü iktidar dışında kalmaya... Bu durumda Bahçeli’nin “iktidara ortak oluruz” yaklaşımının pek karşılığının bulunmadığı, bu sözlerin amacının “İktidar olmaktan kaçıyor” eleştirisini göğüslemekten öteye gitmeyeceği ortaya çıkıyor.

1 Kasım seçimlerinde Ak Parti nasıl bir sonuçla çıkar?

7 Haziran yüzde 41 ile 258 milletvekili çıkardı.

Şimdi “Kendimi toparladım, özeleştiri yaptım, yenilendim, tazelendim” diyor ve oy kaybını telafi etmek istiyor. Amacı tek başına iktidar. Olmazsa bir koalisyonun büyük ortağı olacağı muhakkak gibi. CHP’nin bile kendisini yüzde 29’un üstünde göremediği bir noktada, Ak Parti için seçim sonuçlarının “Açık ara önde” diye tanımlanması kaçınılmaz. Seçim beyannamesine bakıldığında da evet “Mars’tan su getirme vaadi” yok, çünkü “yumurta küfesini ben taşıyacağım” diye düşünüyor ama hesabı büyük kitlelerin gönlünü kazanmak için yapmayı tercih etmek de bir siyaset ustalığını gerekli kılıyor. Ki Ak Parti de seçim beyannamesini hazırlarken onu yapmış.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.