Kerime Yıldız

Kerime Yıldız

Kıpırdarsak Vuruyorlar

Kıpırdarsak Vuruyorlar

Târih 1890. 2. Abdülhamid Han’ın, 600’den fazla mürettebat ile Japonya’ya gönderdiği Ertuğrul gemisi, dönüş yolunda kayalara çarparak battı. Yüzlerce asker, şehid oldu.

Meiji Restorasyonu ile Batıya açılan Japonya, Osmanlı’yı kendisine yakın hissettiği için diplomatik ilişkiler kuruyor ve yakınlaşmak istiyordu. Ancak Ertuğrul fâciâsı ile bu ilişkiler yarım kaldı. Daha sonra, Osmanlı Devleti ve sultanımız öyle büyük meseleler ile karşı karşıya kaldı ki Uzak Doğu, uzak bir hayâl oldu. Turancı pâdişâhımız, tahttan indirildi. Onu indirenler, her şeyi anlayıp turan için savaşmaya gittiğinde artık çok geçti. Enver Paşa’dan bahsettiğimi anladınız sanırım.

Devlet-i Aliyye’nin yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise çizilen sınırların içine çekilerek Türkistan’dan ve Asya’dan uzak durdu. Millî Şef İnönü, Türkiye’ye sığınan Türkleri, Ruslara iâde edecek kadar ileri gitti.

Bizde bunlar olurken Japonya, Asya’yı Hıristiyanlardan ve beyazlardan temizlemeyi düşünecek kadar sömürge ülkelerine tavır aldı. “Büyük Asyacılık” ideolojisi geliştirdi. Rusya ve Çin ile yaptığı savaşlarda Türkistan’ın önemini kavradı. Bölgedeki Müslüman Türk halklarını müttefik kabul etti. Aynı şekilde, Japonları kendilerine yakın gören ve Japonya’da faaliyet gösteren Müslüman Türkler mevcuttu.

Japonya’nın, 1933’de, Abdülhamid Han’ın torunu Abdülkerim Efendi’yi Türkistan’da kurulacak devletin başına geçirme hamlesi, hayâl kırıklığı ile bitti. Amerika’ya giden Abdülkerim Efendi, otel odasında ölü bulundu. Türkistan’daki faaliyetlerini tâkip eden Rusya tarafından öldürüldüğü iddiâsı kuvvetlidir. Bu süreçte, Türkiye, maalesef şehzâdeye engel olmaya çalıştı.

Japonya, 2. Dünya Savaşı sonunda, iki atom bombası ile bertaraf edildi. Büyük bir yara aldı. Ama yılmadı ve ayağa kalktı.

İkinci Dünya Savaşı ve sonrası ilişkilerimiz bir süre kesilse de Japonya ile bu güne kadar iyi ilişkilerimiz oldu. Günden güne de iyiye gidiyor.

Türkiye, Türkî Cumhuriyetlerin ağabeyi olduğunun bir hayli farkında artık. Daha geçen Salı günü, Azerbaycan’da bulunan Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Hulusi Akar, Türk devletleri arasında ortak bir ordu kurulması meselesi sorulunca, “Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan arasında, Avrasya Askerî Statülü Kolluk Kuvvetleri Teşkilâtı’nın (TAKM) kurulmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.” cevâbını verdi.

Mâlûmunuz, Cumhurbaşkanımız, birkaç gün önce, Japonya’daydı. Oradan Türkmenistan’a geçecekti. Ulus katliâmı sebebiyle iptâl etti.

Pazar günkü tarih sayfası, Japonya ile ilişkilerimiz hakkındaydı. Yukarıda yazdıklarımı kara kara düşünerek târih sayfasını gönderdim. Öyle ya ne zaman dışa açılsak bir yerde bomba patlıyor, katliam oluyordu. Sayfayı gönderdikten hemen sonra, bombayı duydum. 

Bir şey daha var. Geçen hafta Belçika’yı ziyâret eden Cumhurbaşkanımız, Avrupa’nın ortasında, çok mühim bir şey söyledi. “Mücâhit, İslâmcı, cihatçı... Bu tür kavramların dini istismar eden terörist gruplar için kullanılmasına kesinlikle karşıyız. Bu kavramların İslâm dininin mensupları için taşıdığı anlama herkes saygı göstermelidir. Terörü, sâdece terör; teröristi, sâdece terörist olarak tanımlamak yeter.”

Bir kısım basınımız, bu ifâdeleri görmedi. Korumaların kavgasını, Erdoğan’a verilmeyen salonu, Emine Erdoğan’ın alışverişini haber yaptı. Şimdi aynı basın organları,  Ulus’taki katliam ile Müslümanları ilişkilendirmek için bin takla atıyor. İpuçları, teröristin sakalı. Hırsız evden olursa kapı kilit tutmazmış.

Geçin PKK’yı, IŞİD’i, sırıtan Sırrı’yı, ağlayan Demirtaş’ı. Oyun, daha büyük. Çok büyük. 

Adamların hiç şakası yok. Kısacası, “Kıpırdamayın. Rüyâ görmeyin.” diyorlar.

Başımız sağ olsun. Ölenlere rahmet, yakınlarına sabır ve metânet diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Kerime Yıldız Arşivi