24 Temmuz 2017 Pazartesi28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 26°C Adana
    • 24°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,669 -0.01
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

HİCRÎ YILBAŞI

Şevket Tandoğan

Hicrî 1437.yılının ilk ayı muharrem-i şerif, 14.10.2015 çarşamba günü başlamıştır. Önümüzdeki 10 gün aşure günleridir. 23.10.2015 cuma günü de inşallah mübarek ÂŞÛRÂ gününe erişmiş olacağız.

Hicrî yeni yılın sağlık, huzur, barış, bereket ve bolluk içinde geçmesi, özellikle başımızdaki belâ ve sıkıntılardan kurtuluş dilerim.

Tevbe süresi 36.ayette: Yıl içindeki 12 aydan 4 tanesinin hürmetli aylar olduğu bildirilmiştir. Yâni öbür aylardan daha fazla hürmet edilmesi gerekir. İçinde bulunduğumuz muharrem ayı bunlardan biridir. Nitekim Hz.Peygamberimiz “Ramazan orucundan sonra, oruçların en faziletlisi muharrem ayında tutulan oruçtur.” Buyurmuştur.

İlk 10 gün, özellikle ÂŞÛRÂ günü insanlık tarihinde dönüm noktası olan çok önemli olaylara sahne olmuş mühim bir gündür. Sağlam rivayete göre; Âşûrâ günü vuku bulan bazı önemli olaylar şunlardır:

1- Göklerin ve yerin yaratılması,

2- Hz.Âdem’in tevbesinin kabûlü ve Hz.Havva ile buluşması,

3- Hz.Nuh’un tufan sonrası gemisinin karaya yerleşmesi,  

4- Hz.Musa’nın Firavun’dan kurtulması ve Firavunun boğulması,

5- Hz.İbrahim’in Nemrut’un ateşinden kurtulması,

6- Hz.Eyyûb’un hastalıklardan şifa bulması,

7- Hz.Yûnus’un balığın karnından karaya çıkması,

8- Hz.Süleyman’a mülk ve saltanat verilmesi,

Bu olaylar Peygamberlik rütbesine erişmiş Allah dostlarının; büyük zorluk, tehlike ve belâlarla imtihan edildikten sonraki kurtuluş ve zaferleridir. Bu sebeple Peygamberimiz (s.a.v.) “Kim âşura günü aile fertlerine cömert davranıp bol erzak alırsa, Hz.Allah ona yılın tamamında rızık genişliği verir” buyurmuştur.

Hz.Peygamberimiz de bu günlerde hepsinden daha büyük imtihan vermiş, ehl-i beytinden 170 kişinin şehid olacağı bildirilmiş ve buna razı olmuştur. Kaderin bir sırrı olarak, belki de onların makam-ı mahmud’da, yanında olabilmeleri için, ÂŞÛRÂ günü Kerbelâ’da torunu Hz.Hüseyin ve yakınlarının şehid olmalarını kabul etmiştir.

Nitekim Hz.Hüseyin Kûfe’ye hareket edeceği zaman, rüyasında kardeşi Hz.Hasan’ı gördü. Hz.Hasan:“Ey biraderim! Sen Kûfe’lilerin ecdadımıza ne yaptıklarını bilmiyor musun? Sanki bayrama gider gibi en güzel elbiselerini giymişsin” deyince, Hz.Hüseyin:“Ben şehit olmaya gidiyorum. Bundan büyük bayram olur mu?” demiştir.

İslam tarihinde çok acı ve kara bir leke olan bu kardeş kavgası; Irak hudutları içindeki Kerbelâ kentinde, Ehli-beyt ile halife Yezid arasında içtihat farkı yüzünden vuku bulmuştur. Halife Yezid, Hz.Hüseyin’in  şehadetini Şam’da öğrenince gözyaşlarına boğulmuş, Irak valisi Ubeydullah ibni-Ziyad’ı lanetleyerek, Hz.Hüseyin’e rahmet dilemiş ve imam Zeynel Âbidin ile yakınlarını uzun süre sarayında ağırlamıştır.

İmam-ıGazâlî’nin beyanına göre; Hz.Hüseyin’in katline Halife Yezid’in ne emri ne de rızası vardır. Bu konuda muhtelif tarihî kaynakların farklı izah ve yorumlarını görüyoruz. Halîfe Yezid’i küfür ve zalimlikle itham ederek lanet okuyanlar bile vardır. Ancak olayın özüne baktığımızda; fitne ve tahrikler yüzünden, Müslümanların tefrikaya düşerek savaştıklarını görürüz. Bunun acısını ve zararlarını hâlâ yaşıyoruz.

Ehl-i sünnet ve-l cemaat akidesine sahip bizler; Eshab-ı Kiramın hiç birisi hakkında kötü söz söylemeyiz. Onları yargılamak bize düşmez. Takdiri Allah’ın hükmüne bırakırız. Bu acı olaydan ibret alıp, nüansları bir tarafa koyup, ortak noktalarda buluşmak, yakınlaşmak gerekir.

Müslümanların bugün halifesi yok. İslâm dünyası başsız. Bu sebeple de bölünmüş, parçalanmış, hatta birbirine girmiş durumda, kardeş kavgaları sürüyor. Müslümanlar sömürülüyor, eziliyor ve sürülüyorlar. Daha acı olanı ise, hem ABD ve batılı haçlı emperyalistler, hem de Ruslar başlarına bombalar yağdırıyor. Kaçabilenler denizde boğuluyor, kalanlar açlığa sefalete mahkûm oluyor.

Müslümanların ve yeryüzündeki tüm mazlumların umudu, sığınağı Türkiye’dir. Gözler üzerimizdedir. Sömürgeci emperyalistler, bizi de parçalamak ve sömürmek için var güçleriyle saldırıyorlar. Açıkçası içeriden ve dışarıdan adı konmamış örtülü üçüncü cihan harbi sürüyor. Hükümete diz çöktürmek, Devlet otoritesini yıkmak için, halkın seçtiği Cumhurbaşkanı’na ve diğer yetkililere olmadık hakaretler ve iftiralar atılıyor. Bu oyunu göremeyenler ya gâfildir, ya da kördür.

Zulümden kaçış ve inkişaf anlamında “HİCRET” bu günlerdedir. Gönüllerdeki nefret ve buğuzdan sevgiye yönelmeli. Medine dönemine bakmalı. Birlik ve dirliğimizi korumak için, istiklal ve istikrarımız için farklı görüşleri bir kenara bırakıp güçlü çatı altında bütünleşmeli ve kucaklaşmalıdır. Bu vesileyle, hicrî yeni yılda inananların silkinip toparlanmasını, huzur, barış ve kardeşliğimizin güçlenmesini dilerim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.