26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 20°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Umudun adresi

Nasuhi Güngör

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ağır saldırı, kendi iç dengelerinde yaşanan sarsıntıyla birlikte daha yakıcı hale geliyor. Tam da bu nedenle toplumun geniş kesimleri, bu yaraları saracak ve sözkonusu saldırıyı bertaraf edecek bir tercih yapmanın arayışında. 

Burada sadece 1 Kasım seçimlerini ve orada çıkacak olan sonucu kastetmiyorum. Kuşkusuz seçimler bu dönemin atlatılıp, Türkiye’nin yeniden yola devam etmesinde önemli bir basamak. Olup bitenin nasıl algılandığını ve 7 Haziran sonrasında ortaya çıkan gelişmelerin, toplum tarafından nasıl okunduğunu geniş biçimde görme şansımız olacak. Ancak bundan fazlası var ve onu görmediğimiz takdirde seçimlerden çıkacak herhangi bir sonucun, bizi düzlüğe taşıması imkansız.

Kopan bağlar var, sarılması gereken yaralar, giderilmesi gereken zaaflar. Acilen atılması gereken adımlar. Tüm bunların kuşatıcı ve geniş kesimlere dokunabilen bir liderlik eliyle yapılması gerekiyor.

Hepimiz sıkça dile getiriyoruz. Ülkemizin belli bir bölgesinde artık ciddi boyutlarda bir aidiyet sorunu var. Ancak bu aidiyet sorununu tek taraflı görmemek; ülkenin farklı kesimlerinde yaşanan kopuşu, umutsuzluğu ve sıkıntıları da tespit etmek, ayrıca hissetmek zorundayız. Etnik bir tarif üzerinden kendisini yeniden var kılmaya çalışanlar kadar, onun ortaya çıkardığı sorunlar üzerinden umudunu yitiren kesimlere de bakmak ve onları yeniden bu ülkeye bağlayacak bir heyecanı yükseltmek zorundayız. 

Birileri, bizi ne acının ne de sevincin bir araya getiremeyeceğini söylüyorsa, kimin söylediğine bakmaksızın oturup düşünmeliyiz. Dün Konya’da milli takımımızın maçını seyrettim tribünde. Oraya pek de umutlu gelmeyen insanların, ekran başındaki milyonlarla birlikte maçın sonunda nasıl bir heyecana kapıldığını görmek hem çok güzel, hem de can yakıcıydı.

Birileri hangi anlayış, ideoloji ya da etnik zihniyet adına insanları yönlendirmeye kalkışırsa kalkışsın; hala çok geniş kesimlerin hayata dair bir umuttan, geleceğe dair küçük bir ışıltıdan başka bir beklentisi yok. Bu çok önemli, bu çok değerli.  Hala büyük standartlar, hala büyük bir refah düzeyi yahut benzeri beklentiler içinde değil insanlar. Sahip çıkılmak, bunu hissetmek ve hepsinden önemlisi kendisini güvende hissetmek istiyor.

Üstelik bunu başarmıştık. Hatta geçici bile olsa barış içinde yaşamanın adımlarını atmış, hiç olmazsa annelerimizin eli yüreğinde evlatlarını beklediği bir ülke olmaktan çıkmanın umudunu vermiştik herkese. Bunu istismar ettiler, doğru. Birileri bunu kendi kirli çıkarları uğrunda kullandı, bu da doğru. Ama kim ne yaparsa yapsın, bir akıl, bir irade insanlara umut vermek zorunda. Üstelik içi boş değil, sahici ve samimi. Hem makul, hem gönülden. Hem bugüne dair, hem geleceğe.

Böyle bir arayışın ortasında seçimlere gidiyoruz. Sorumluluk almak istemeyenler var. Herkes görüyor. Aldıkları sorumluluğu istismar edenler, toplumun ve ülkenin yararına adım atmayanlar var. Onları da herkes görüyor. Bir şekilde bunun cevabını da alacaklar toplumdan.

Ama asıl önemli olan; bu ışığı yeniden taşıyabilecek, barışı yeniden inşa edebilecek, huzuru tekrar sağlayabilecek ve bir zamandır insanları başı önünde ve çaresiz gezdiren atmosferden çıkarabilecek olanların yeniden ve yeniden cesur adımlar atması.

Başka bir umut yok. Başka bir çıkış yok. Acının ve sevincin bir araya getiremediği bir ülke değilsek, bunu söyleyenlerin hesaplarını bozmak istiyorsak; dün bunu başaranların, bugün de başaracak kadar cesur ve kuşatıcı olmalarını gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.